Çocukluk çağında yalan söylemenin tetiklenmesine en fazla yol açan etkenlerin başında korku duygusu geldiğine dikkat çeken Uzman Psikolog/Pedagog Reyhan Ateş Yücel, “Çocukluk döneminde yalan, büyük oranda çocuğun ceza almaktan, ebeveynin öfkesinden kaçınmak için başvurduğu yöntemlerden biridir. Oysa çocuk eğitiminde ceza da ödül de etkili bir yöntem değildir.” dedi.

Medicana International İstanbul Hastanesi Uzman Psikolog/Pedagog Reyhan Ateş Yücel, çocuklarda yalan söyleme alışkanlığının nasıl oluştuğu ve bu durumun nasıl düzeltilebileceği hakkında bilgiler verdi. Yücel, “Yalan söylemek, bir başkasını bilinçli olarak aldatmaya yönelik yapılan eylemlerden biridir. Gerçek olmayan duygu ve düşüncelerin anlatılması ya da karşıdaki kişiye aktarılması olarak tanımlanan bu durum, çocukluk döneminde de görülebilir.” dedi ve ekledi:“Çocuklara bebeklik döneminden itibaren aile içinde eğitimi sırasında uygun bulunmayan tutum ve davranışları nedeniyle cezalar verilmesi çocuğun yalan söyleme alışkanlığını pekiştirebileceği gibi daha fazla olumsuz davranışa yönelmesine neden olabilir. Ancak bazı durumlarda çocuklar; kazanım elde etmek, ilgi görmek ya da sorumluluklarından kaçınmak için de yalan söyleyebilir. Çocukluk çağında yalan söylemenin tetiklenmesine en fazla yol açan etkenlerin başında korku duygusu gelir."

YALAN SÖYLEME ALIŞKANLIĞI KİMLERDE YAYGIN

Uzman Psikolog/Pedagog Reyhan Ateş Yücel şunları söyledi;

“Karşısındaki kişiyi kasıtlı olarak kandırmak olarak tanımlanabilen yalan söyleme eylemi, çocukluk döneminde başlar. 3 ila 4 yaşlarında her çocuk, kendi düşüncelerinin başkaları tarafından bilinmediğini algılar. Yeni bilgilerin ve edinilen becerilerin tekrar deneyimlenmesinden oldukça hoşlanan bu yaş grubundaki çocukların hayal güçleri de bir hayli güçlüdür. Çocuklar 5 yaşına kadar gerçeği hayal olandan ayırt edemez. Bu yüzden olmamış olayları yaşanmış gibi veya abartarak anlatabilir. Bu döneme kadar çocuklar tarafından söylenenlerin yalan olarak tanımlanmasının yanlış olduğunu belirten Yücel, gerçeğin doğru olduğunun çocuk tarafından algılanmasının 6-7 yaştan sonra başladığını söyledi. İlkokul çağında bilişsel gelişim ve yetiler artar. Bu dönemden sonra doğruyu yansıtmayan söylemler, yalan olarak değerlendirilebilir. İlkokul çağındaki çocukların yalan ya da doğruyu söylemek gibi bir gayretleri bulunmaz. Onlar için öncelikli olan ebeveynlerini mutlu etmektir. Dolayısıyla ailesinin hoşuna gitmeyecek bir davranış olan yalan söyleme eyleminden sıklıkla kaçınırlar.”

Yalan söyleme alışkanlığı, ebeveyn baskısından, korkusundan ve ebeveynin çocuk üzerinde uyguladığı güçten kaçınmak için, sağlıklı bağlanmanın kurulamadığı; sevgi ve ilgi görmeyen çocuklarda daha yaygın olduğunu belirten Yücel, “Bunun temel nedeni, ya ebeveynin gücünden çekinme ya da ailenin ilgisini üzerine çekmektir. İlgi görme adına yalan söylenip, buna rağmen ailesinin ilgisini üzerine çekemeyen çocuklarda öfkeli davranışlar da gelişebilir. Yine aile içinde ya da çevresinde sıkça yalan söylediğini gören çocuklar, yalana daha sık başvurur. İstemeden model hâlini alan ebeveynlerin bu davranışını çocuk zamanla öğrenir. Önemsenmek, ceza alma riskinden kaçınmak, aşağılanmamak için yalan söylemeye başlayan çocuk, olmasını dilediği farklı durumlar için de yalana başvurabilir.” diye konuştu.

YALAN SÖYLEYEN ÇOCUKLARA KATI DİSİPLİN KURALLARI GETİRİLMEMELİ

Bebeklik döneminden itibaren çocuğun eğitimine ve çocukla yakın ilişki kurmaya önem verilmesi gerektiğine vurgu yapan Uzman Psikolog/Pedagog Reyhan Ateş Yücel, “Düşünce sistemi gelişmekte olan çocuklara hatalarından dolayı gereksiz ve ağır cezalar vermek, çocuğun ders çıkarmasından ziyade onun korkuya kapılmasına yol açar. Çocukluk döneminde yalan, büyük oranda çocuğun ceza almaktan, ebeveynin öfkesinden kaçınmak için başvurduğu yöntemlerden biridir. Oysa çocuk eğitiminde ceza da ödül de etkili bir yöntem değildir. Çocuğun yalan söylediği fark edildiğinde ona ceza vermek yerine ona örnek olacak davranışlar sergilenmeli, neden bu konuda farklı söylemlerde bulunduğu düşünülmelidir" dedi. Yalan söyleyen çocuğu aşağılamak, sert tutumlar sergilemek, katı disiplin kuralları getirmek doğru değildir. Çocuğun sağlıklı bir şekilde iletişim kurmasını engelleyen bu tutumlar yerine kendini rahatça ifade edebileceği, yargılanmadan dinleneceği bir ortam sağlanmalıdır. Olaylar hikayeleştirilerek yaptığı davranışın hatalı olduğu ona sezdirilmeli, yanlışlarını fark etmesi sağlanmalıdır.” şeklinde konuştu.

Çocuğa zorla gerçeği söyletmeye çalışmak yerine doğrunun öneminin uygun bir dille anlatılması gerektiğini de dikkat çeken Yücel, her şeye rağmen çocuğun yalan söylemeye devam etmesi durumunda bir uzmandan yardım alınması gerektiğini söyledi.