Ali KIDIK

Devlet Hava Meydanları İşletmesi, ülkemizin en itibarlı kurumlarının başında geliyor. Devlete katma değer yaratan ve hep kazandıran KİT’lerden biri olarak sistemin gözde kurumu. DHMİ’nin yeni genel müdürü İzliyoruz, takip ediyoruz ve olumlu-olumsuz tüm gelişmeleri de paylaşıyoruz.

Hüseyin Keskin DHMİ genel müdür olduktan sonra önemli atamalar, görevden almalar yaptı. Saygı ile karşılıyoruz. Sonuçta çalışma arkadaşlarını seçme hakkına sahip. Yönetim kurulu da kendisine bu yetkiyi vermiş.

Bugüne kadar yaptığı atamalara veya görevden almalara sözümüz yok. Ancak atandı mı atanmadı mı tam belli değil ama yeni atanacak olan İşletme Daire Başkanı tam bir fiyasko olacak, rezalet olacak.

Acar bir arkadaş gelecekmiş İşletme Daire Başkanlığı’na.

Bu arkadaş DHMİ için facia olacak.

Neden mi?

Önce tövbe etti mi sormak isterim. Ettiğini zannetmiyorum.

Acar kişi Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nde daire başkanı idi. Benimle de arasından su sızmazdı. Alengirli işlere bulaşacağına ihtimal vermezdim.

Ama gel gör ki bana bir başkası ile ilgili verdiği bilgiler ışığında yaptığım araştırmalardan sonra tüm yollar kendisine çıktı.

Rüşvet, rüşvet, rüşvet.

Eşeledikçe koku geldi, eşeledikçe yeni belgelere ulaştım.

Sistem şöyle işliyordu. Ankara’da bir firmanın başmüdürü köprü vaziyeti görüyor gelen rüşvetler elden teslim ediliyordu.

Tespit ettiğim sadece bir firmanın aktarımından bahsedeceğim. 50.000, 90.000, 15.000, 10.000, 10.000, 20.000, 10.000, 15.000 diye devam eden rüşvet çarkı.

Rüşvetin aracısı Ankara Esenboğa Havalimanı’nda özel bir şirketin temsilcisi. (Z) isimli bu şahıs gelen rüşvet paralarını elden Acar arkadaşa teslim ediyordu.

Bu maddi çıkar döngüleri hariç bir de ayni rüşvetler var.

Adam o kadar yüzsüz ki, İstanbul’dan bir jip satın aldırıyor ve ertesi gün Ankara’da bir vergi dairesinden devri yapılıyor.

Sonra bütün bu bilgi ve belgeleri toplayıp kendisi ile Çukurambar’da bir kafeteryada buluşuyoruz. Zannediyor ki ispiyonladığı kişi hakkında kendisine bilgi vereceğim.

Ancak yüzüne yüzüne atıyorum belgeleri ve tüm kimyası bozuluyor. Sonuçta “Abi ben ettim sen etme” deyip söz veriyor bir kez daha yapmamaya.

Diyeceksiniz ki neden bugüne kadar yazmadın? Haklısınız.

Bunun da gerekçeleri var. Ama bunu paylaşamam.

O güne kadar “Reis, reis” diye arkamızdan koşan arkadaş sırra kadem basıyor. Fakat sorumluluğunu taşıyan kişilere bilgisini verip dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorum.

Uzun zamandır ortalarda görünmüyor, ne iş yaptığı da belli değildi.

Öğrendiğim kadarı ile Funda Ocak genel müdür olduğunda DHMİ’ye kapak atmak istemiş ve istihbarat araştırmasında güvenli olmadığı anlaşılıp kapıdan geri çevrilmişti.

Hangi kanal ile geldi bilinmez ama DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Keskin’e kendisini iyi satmış olmalı ki Acar arkadaşın yazısı yazılmış. Onaylandı mı onaylanmadı mı meçhul.

Durumu izah eden bir yazışma yaptık Hüseyin Keskin’le. Kararı kendisi verecek ve sonra vebalini de taşıyacak.

Devletin en önemli kurumunda en önemli masalardan birisini işgal edecek kişinin ne denli güvenilir olup olmadığına bir bakın.

Bu arkadaşın SHGM’de çalıştığı döneme bakın. Mal varlığına bakın. Ne zaman ne almış ne satmış onları araştırın.

Küçücük belediyelere bile bir kıytırık iş için aylarca yapılan güvenlik soruşturmalarının bir benzerini bu arkadaş için uygulayın bakalım neler çıkacak altında.

DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Keskin’i uyararak üzerimize düşeni yapıyoruz. Gerisi kendisine kalmış.

Kurda kuzu teslim etmenin ceremesini de kendisi çekecek.