Hava - İş sendikasından kazanın ardından bomba gibi düşecek açıklamalar!
THY havayolu işletmesine ait Tekirdağ isimli B737-800 uçağının Amsterdam yakınlarında pist dışına düşmesi sonucu oluşan kaza dolayısıyla öncelikle tüm yurttaşlarımıza, yolcularımıza, uçucu ekip üyelerimize, personelimize, kazada yitirdiğimiz uçucu ekip üyelerimiz ve yolcularımızın yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Elbette bu kazanın oluşması ve nedeni ile ilgili, teknik anlamda veriler tam anlamıyla açıklığa kavuşmadan ve kaza kırım resmi raporu açıklanmadan kim ne söylerse söylesin ancak bir yorum olarak değerlendirilebilir. Bu konuda şu anda 20'ye yakın senaryo ve yorum var.
Bu seferki kazanın en önemli farklı özelliği ise THY'nin 03 Mart 1974 teki Paris DC-10 kazasından sonra bir başka ülke sınırları içinde, yeniden ölümlü bir kaza yapmış olmasıdır. Böylelikle kazanın “ülkemizden farklı olarak özerk bir sivil havacılık otoritesince” incelenecek olması olayın objektif ve şeffaflık içinde değerlendirileceği ve kısa sürede sonuç alınacağı olasılığını arttırmaktadır. Atlas Jet kaza mahalli ile bu kazanın kaza mahalli arasındaki farka tüm kamuoyumuz şahit olmuştur.
Bu çok önemli kaza/kırımın THY havayolu işletmesini yönetenler ve bu sektörü denetleyen sivil havacılık otoritesi SHGM için bir uyarı ve de bir ders olması gerektiğini bir kez daha açıkça ilân ediyoruz.
THY yönetimine “biz biliriz, biz yaparız mantığını yerleştiren, kaza sonrası krizi bile yönetmekten aciz üç kişilik icra komitesi” adlı yapılanma derhal THY'dan ya istifa etmelidir, ya da atayanlar tarafından bu görevlerinden alınmalıdır.
Daha önce de birçok kez söyledik yine söylüyoruz şu anda tüm dünya medyasında ilk sayfalara yerleşen üçe bölünmüş ve üzerinde Turkish yazısı bulunan bu kaza görüntüsü sadece THY'nin değil tüm sivil havacılık sektörümüzün saygınlığını önemli ölçüde zedelemektedir. Bu sadece THY'nin değil hepimizin kazasıdır.

Değerli Basınımız;
THY havayolu işletmesine ait Tekirdağ isimli B737-800 uçağının Amsterdam yakınlarında pist dışına düşmesi sonucu oluşan kaza dolayısıyla öncelikle tüm yurttaşlarımıza, yolcularımıza, uçucu ekip üyelerimize, personelimize, kazada yitirdiğimiz uçucu ekip üyelerimiz ve yolcularımızın yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Elbette bu kazanın oluşması ve nedeni ile ilgili, teknik anlamda veriler tam anlamıyla açıklığa kavuşmadan ve kaza kırım resmi raporu açıklanmadan kim ne söylerse söylesin ancak bir yorum olarak değerlendirilebilir. Bu konuda şu anda 20'ye yakın senaryo ve yorum var.
Bu seferki kazanın en önemli farklı özelliği ise THY'nin 03 Mart 1974 teki Paris DC-10 kazasından sonra bir başka ülke sınırları içinde, yeniden ölümlü bir kaza yapmış olmasıdır. Böylelikle kazanın “ülkemizden farklı olarak özerk bir sivil havacılık otoritesince” incelenecek olması olayın objektif ve şeffaflık içinde değerlendirileceği ve kısa sürede sonuç alınacağı olasılığını arttırmaktadır. Atlas Jet kaza mahalli ile bu kazanın kaza mahalli arasındaki farka tüm kamuoyumuz şahit olmuştur.
Bu çok önemli kaza/kırımın THY havayolu işletmesini yönetenler ve bu sektörü denetleyen sivil havacılık otoritesi SHGM için bir uyarı ve de bir ders olması gerektiğini bir kez daha açıkça ilân ediyoruz.
THY yönetimine “biz biliriz, biz yaparız mantığını yerleştiren, kaza sonrası krizi bile yönetmekten aciz üç kişilik icra komitesi” adlı yapılanma derhal THY'dan ya istifa etmelidir, ya da atayanlar tarafından bu görevlerinden alınmalıdır.
Daha önce de birçok kez söyledik yine söylüyoruz şu anda tüm dünya medyasında ilk sayfalara yerleşen üçe bölünmüş ve üzerinde Turkish yazısı bulunan bu kaza görüntüsü sadece THY'nin değil tüm sivil havacılık sektörümüzün saygınlığını önemli ölçüde zedelemektedir. Bu sadece THY'nin değil hepimizin kazasıdır.

Ancak bu kazada hayatını kaybeden yolcularımız yurttaşlarımız yanında sendika üyemiz uçucu ekip üyeleri var, sendika olarak bu üyelerimizin hak ve menfaatleri sağlıkları ve hayatlarını korumak gibi bir görevimiz var. Bu kaza aynı zamanda hukuken bir iş kazasıdır, iş cinayetidir. Bunun sorumlularını ve nedenlerini sendika olarak sorgulamayacağız da neyi sorgulayacağız?
Ulusal havayolumuzu özelleştirme ve taşeronlaştırma ile parça parça yok edenler milli havayolumuz edebiyatının arkasına saklanmamalıdır. THY yönetimi şirketi çalışanlar ve onların örgütü sendika kadar sevseler zaten bu konudaki uyarıları dikkate alan çağdaş bir yönetim olurlardı, ancak onlar çalışanları ve sendikayı yok sayan bir yol seçtiler ve büyük bir hata yaptılar.
Sendikamızın bugüne kadar ölüm, kırım ve olumsuzluklar üzerinden hiçbir faydacı fırsatçı yaklaşımı olmamıştır, ancak bilimsel gerçekler ve uluslararası temel tecrübeler ışığında havayolu yönetimi zaaflarını, ulusal sivil havacılık otoritesinin zaaflarını ise acımasızca ve korkusuzca ortaya koyduk. Asıl vatan hainliğinin, gerçeklerin üzerine tül örtmek olduğunu da bilerek... Örnek mi?
• Hava-İş sendikası Havacılık Tıbbı Derneği ile birlikte tüm sivil havacılık sektörü paydaşlarını “Sıfır Kaza İçin Göreve” adlı bir panele davet ediyor üniversiteler, eğitim kurumları, havayolları yöneticileri herkes geliyor bir tek bu ülkenin havacılık otoritesi SHGM'ğü temsilci göndermiyor,
• Hava-İş sendikası havalimanlarında “yorgunluk öldürür uçuş emniyeti tüketici hakkıdır” kampanyası için hazırladığı materyalleri yolcularımıza dağıtmak istiyor havalimanları işletmesi TAV ücretini ödemek kaydı ile bile bize stand açma izin vermiyor.
• Daha 2006 yılı Nisan ayında THY Uçuş Personeli Neden Mutsuz başlıklı basın açıklaması yapıyoruz medyada yer almıyor
• Yine 2006 Nisanında THY Teknik'te Sorunlar başlıklı basın açıklaması yapıyoruz basında yer almıyor
• Önce Uçuş Emniyeti başlıklı yarım sayfa gazete ilanları veriyoruz THY ve Atlas Jet havayolları bizi dava ediyor
• SPK yazı göndererek bu gazete ilanı ile piyasayı manüple ettiğimizi söylüyor bu nedenle bizden yazılı savunma istiyor.
• Cumhuriyet savcılığına THY yönetimini şikâyet ediyoruz, takipsizlik veriliyor
• Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne yazı ile görüş soruyoruz yanıt verme zahmetinde bulunulmuyor
Bu korku, savunma güdüsü ve gerçekleri küçümsemek nereden geliyor?
İşte ülkemizdeki bu yasaklayıcı, nemelazımcı ve eksikliklerin üzerine örtü çeken bu zihniyet sürdükçe bu kazaların oluşma riski hep artacaktır.
Her ulaştırma aracında olduğu gibi havayolu taşımacılığında da ideal olan sıfır kaza riskini sağlamak her zaman mümkün olmamaktadır. Ancak geliyorum diyen kazalar varsa bu görevi ihmaldir. Aymazlıktır. Havayolu taşımacılığı bir hizmet zinciri ise zincir en zayıf halkası kadar sağlamdır...
THY de ve THY teknik A.Ş'de çalışan her meslekten personelimiz işini dünya kalitesinde yerine getiren özveri ile bu şirketi sırtlayan sektörün en deneyimli insan kaynaklarını oluşturmaktadır. Ancak en önemli sorunları da çalışanlarımız yaşamaktadır.
Toplu iş sözleşmesi için yaptığımız ankette çalışanlar en önemli idari sorunun yöneticilerin mobbingi olduğunu belirtmişlerdir.
Aynı ankette uçucu ekipler en önemli çalışma koşulları sorunun aşırı fazla mesaiye zorlanma olduğunu belirtmişlerdir.
THY yönetimi çağdışı bir insan kaynakları politikası ile en tecrübeli elemanlarını zorla işten çıkarırsa, tayinlerle sürgünlerle, cezalarla, işten çıkarma tehditleri ile, bölümleri kapatma tehditleri ile korkutursa, sindirirse motivasyonlarını yok ederse, personel ne yapsın?
THY yönetimi havayolu yönetmeyi bırakmış çalışanların sendikal haklarını yok etmekle meşguliyet içindedir. Gözleri o kadar kararmıştır ki uçuş emniyetinin en önemli halkası uçak bakım merkezinde 40 yıldır toplu iş sözleşmesi yapılan Teknik A.Ş işyerinin havacılık işkolunda değil metal işkolunda olduğu şeklinde Hak-İş'e bağlı Çelik -İş adlı sendika ile birlikte itirazda bile bulunmuşlardır.
Asıl olan sivil havacılık otoritenizin idari, teknik, özerk açıdan yapılanması ile
Denetlemelerin tam yapılması ile,
Personel gereksinimlerinin tam karşılanması ile,
Eğitim ve yeniden eğitimlerinizin eksiksiz sürdürülmesi ile,
Kuralların taviz verilmeden uygulanması ile,
Bakım hizmetlerinin eksiksiz sürdürülmesi ile daha önemlisi havayolu yönetim anlayışınızın pratiği uygulamalarınızla uçuş emniyeti ile ilgili riskleri arttırdınız mı, azaltınız mı ?
Bir kaza olduğunda sorgulanması gereken öncelikle bunlardır. Bu sorular eğer sağ salim aşılırsa ondan sonra işin diğer teknik yönlerine girilmelidir.
Ve bu nedenlerle her uçak kazasının öncelikle birinci sorumlusu idarelerin başlarıdır. Ülkemizde meydana gelen uçak kazaları ile ilgili bu güne kadar bir sivil havacılık otoritesi veya havayolu yöneticisinin yargılandığını veya ceza aldığını gördünüz mü?
Ancak uçak kazasında hayatını kaybetmiş pilotlarımızın mirasçılarının bile yargılandığını biliyoruz.
Biz THY havayolu işletmesi yönetiminin bu riskleri arttırıcı yanlış politikalar ile şirketi yönettiğini açıkça iddia ediyoruz. İsterlerse gitsinler bizlerle ilgili dava açsınlar onlarla hukuk önünde de hesaplaşmaya hazırız. Çünkü biz uçuş operasyonunu gerçekleştiren kaptanından apron işçisine tüm çalışanlarının seslerini dinliyoruz. Baskı tehdit ve işten çıkarılma ile susturulan personel gerçekleri bize elbette fısıldıyor... Sadece fısıldamak mı, hayır belge bilgi ve tecrübelerimizle bu gidişin gidiş olmadığı konusunda her yetkili makamı ve kamuoyunu uyardık uyarmaya devam edeceğiz.
Olayın daha başından “az ölümlü bir kırım” “buna da şükür” gibi kaderci bir yaklaşımla hemen sulandırılmaya başlanması bile bu ülkede bu kazalardan hiçbir ders alınmadığını hiçbir zihniyet değişiminin olmadığını göstermektedir.
Aslında bu THY için önemli bir öncü depremdir. Buna kulak tıkanmaya devam edilmesi halinde yaşanacaklar için kâhin olmaya gerek yoktur. THY'nin küresel krizin uzaması ile oluşacak kapasite fazlası, filo büyümesinin finansal ve operasyonel kiralarının döviz kuru üzerinden oluşturduğu borçlar, bunun üzerine ikinci bir kazayı kaldıramayacak kadar hassas dengelerdedir.
9500 üyemizin çalıştığı havayolu işletmesi THY yönetimi plansız ve saldırgan bir büyüme stratejisini marifet sanarak hareket etmektedir. Havayolu büyümeleri personel gereksimi, eğitim gereksinimleri, bakım gereksinimleri, çok hızlı artan iş yükünün oluşturduğu riskler gibi birçok temel faktörün çok planlı değerlendirilmesi ile yapılabilir.
Sadece uçak al, yeni hatlar aç, seferleri arttır zihniyeti çok sakat bir zihniyettir. Havayolu yönetimi konusunda akreditesi tescilli hiçbir havacının düşünmeyeceği bir yöntemdir. Bu saldırgan büyümenin yarattığı diğer bir olgu ise artan maliyetler ile ilgili uçuş emniyeti ile çelişen, havayolu yönetiminin kurallara sıkı sıkıya bağlı olma niteliğini küçümseyen uygulamalara yönelmektir.
Bunun adı havayolu işletmesinin uçuş operasyonları ve bakım gibi konularda sırf maliyetleri düşürmek sevdası ile yer hizmetlerini ve bakım hizmetlerini kendi uhdesinden çıkarıp, diğer üçüncü firmalardan hizmet almaya yönelik taşeron sistemini devreye sokan, geçici iş ilişkisi ile işçi kiralayarak işleri yürütmeye çalışan bir yanlış mantıklıdır.
Hava-İş sendikası uçuş emniyetinin havayolu taşımacılığın temel olmazsa olmazı olarak değerlendirmekte ve bu konuda uçuş emniyetinin aslında bir tüketici hakkı olduğu bilincini kamuoyuna yaygınlaştırmakta önemli çabalar sarf etmektedir.
Ancak ne yazık ki bu husus normal zamanlarda gündemden düşmekte ne zaman yurttaşlarımızın, yolcularımızın, uçuş ekiplerimizin yüreğini dağlayan kazalar meydana geldiğinde yine ne yazık ki sorunun temellerine inilmeden magazinsel yanlar ön plana çıkarılarak kamuoyuna sunulmaktadır.
Bu kez bu kaza dolayısıyla artık bir zihniyet değişikliği yaparak olaya yaklaşılması ve gerekli temel önlemlerin alınması politikaların değiştirilmesini temenni ediyoruz. Bütün sektör paydaşlarının eşit ve şeffaf katılımıyla yeni bir ulusal sivil havacılık politikası oluşturulmasını talep ediyoruz.
HAVA-İŞ Yönetim Kurulu