Uluslar arası hava Taşımacılığı Birliği (IATA), hava kargoculuğu değer zincirinin rekabet gücünü arttırmak için dört maddelik bir gündem belirledi. Giovanni Bisignani, IATA Dünya Kargo Sempozyumu için İstanbul’da bir araya gelen 900 hava kargoculuğu üst düzey yetkisine yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi; “ Hava kargoculuğu değer zinciri, daha güvenli ve daha da emniyetli operasyon olanağı sunmak suretiyle daha yüksek kalite ve verimlilik sağlamalıdır.”

Verimli bir hava kargoculuğu endüstrisi herkesin çıkarına hizmet eder. Uluslar arası ticarete konu olan malların değer itibariyle yüzde 35’ini taşıyan bu sektör, küresel ekonomi bağlamak amacıyla rekabeti arttırmak için, hava kargoculuğu değer zincirinin tamamına bir ekip çalışmasına ihtiyaç vardır. Havayolu şirketleri, nakliye şirketleri ve sevkiyatçılar, hava kargoculuğuyla ilgili temel meseleleri çözüme kavuşturmak üzere hükümetlerle ortak hedefler üzerinde çalışmalıdır.”

IATA özellikle şu konuları ele aldı;

Güvenlik: Bisignani, ABD iç güvenlik bakanlığı ile işbirliği çerçevesinde kaydadeğer ilerlemelerin sağlandığına işaret etti. Aynı zamanda, birçok hükümetin ve politikacının hava kargoculuğu güvenliğine ilişkin, sektörü büyük ölçüde etkileyecek değişikliklerüzerinde çalıştıklarına dair uyarıda bulunan Bisignani, konuyla ilgili olarak şöyle dedi. “IATA, hükümetlere sektöre ilişkin teknik bilgi ve uzmanlığın sağlanması hususunda liderlik görevini üstlenmiştir. Hükümetlere yönelik mesajımız açıktır. Yüzde 100 kargo incelemelerine karşı doğabilecek otomatik tepkilere tahammül göstermeliyiz. Küresel ticareti desteklemek için gereken hızın sağlanmasına yönelik etkili önlemlerin alınması gerekmektedir. Hava kargoculuğunda güvenlik, üç önlemin kombinasyonuna dayanmalıdır-tedarik zincirinin güvenliği, izleme teknolojisi ve ekargo datalarının daha iyi kullanılması.

IATA’nın hava kargoculuğunda güvenliğe ilişkin vizyonu, gönderilerin paketlenme aşamasından yüklenme aşamasına kadar emniyet altında tutulmasına yönelik bir tedarik zinciri yaklaşımını aşamasına kadar emniyet altında tutulmasına yönelik bir tedarik zinciri yaklaşımını kapsamaktadır. IATA’nın güvenli taşımacılık girişimi, sektöre ve hükümetlere tedarik zinciri yaklaşımını uygulamak amacıyla yatırımlar, süreçler, teknoloji ve risk değerlendirmesi konularında birlikte çalışma konusunda yardımcı olmaktadır. Güvenli taşımacılığa ilişkin pilot uygulama Malezya’da başarıyla yürütülmekte olup, hedef 2011 yılında Birleşik Arap Emirlikleri e dahil olmak üzere iki ülkede daha bu uygulamayı gerçekleştirebilmektir. İkinci olarak, yüzde 100 kargo taramayı desteklemese de, etkili risk değerlendirme sürecinin tedarik zincirinin tamamını gönüne alması gerektirdiği durumlarda büyük boy gönderiler ve paletlerin işlemlerini yapabilmek için sertifikalı taramam ekipmanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ve üçüncü olarak, etkili risk değerlendirme işlemlerini kolaylaştırmak üzere, ekargo alanında mevcut olan elektronik bilgiden daha verimli bir biçimde faydalanılmalıdır.

e-kargo: IATA Yönetim Kurulu, gerekli imkan ve kabiliyetlere sahip ticaret rotalarında 2011 sonuna kadar yüzde 10 ve 2015’e kadar da yüzde 100 e-kargo hacim hedefleri belirlemiştir. Bisignani konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “E-kargo ağı kargo hacimlerinin yüzde 80’ini kapsamaktadır. Ancak e-kargo penetrasyonu sadece yüzde 2,8’de kalmıştır. Çoğu hükümetin mevzuatı elektronik dokümantasyonu tanımaktadır. İstisnalar arasında yer alan Tayland, Endonezya, Rusya ve Vietnam hızlıca arayı kapatmadıkları takdirde, bu önemli sektörde geride kalma riskiyle karşı karşıya kalacaklardır.” IATA e-kargo programı 2004’te, 20+ sevkiyat belgesi ve bunların arkasındaki süreçleri elektronik formata dönüştürmek suretiyle sektöre 4,9 milyar ABD Doları tasarruf sağlama amacıyla başlatılmıştır. Bisignani sözlerini şöyle tamamlıyor: “Olay son derece basit. Daha hızlı, daha ekonomik, hatasız ve güvenli olabilmek için bunu yapmalıyız.”

Kalite: Bisignani bu konuda da şunları söylüyor: “Kargo sektörü, rekabetçi bir sektör-sektördeki hacmin yüzde 98’i deniz yoluyla, yüzde 2’si hava yoluyla taşınmaktadır. Gönderilerini havayoluyla sevk etmek için ekstra ödeme yapan müşteriler, aynı şekilde ekstra bir hizmet talep etmektedir. Cargo 2000çerçevesinde kargo standartları geliştirilmiştir. Bu standartlar, işi ciddiyetle ele alan birkaç havayolu şirketi ve nakliye firmasından oluşan bir kulübün malı olmamalıdır. Müşteriler gönderilerinin zamanında yerine ulaşıp ulaşmadığını bilmek istiyorlar. Ulaşmadıysa da, gecikmeye ilişkin gerekli planlamaları yapabilmek üzere, gönderiyi ne zaman beklemeleri gerektiğini öğrenmeleri gerekiyor. Rekabet gücünü korumak veya arttırmak istiyor ise, hava taşımacılığı sektörünün bu örnekteki temel iş uygulamasını benimsemesi gerekmektedir. Benim vizyonum, bu küresel kalite standartlarını yıl sonuna kadar geliştirme yönündedir.

Emniyet: 2010 yılında bütün gövde kaybıyla ölçülen emniyet açısından, 1,6 milyon uçuşta bir kaza ile bugüne kadarki en düşük rakam gerçekleştirilmiştir. Üyelik koşulu olarak IOSA programından faydalanan IATA üyesi havayolları, her 4 milyon uçuşta bir kaza ile sektör genelinden çok daha yüksek bir performans sergilemişlerdir. Bisignani bu konuda da şöyle dedi : “Emniyet bir numaralı önceliğimizdir. 2010 yılının olumlu rakamları da bu konuya olan bağlılığımızın derecesini göstermektedir. Bu taahhüdümüz sürekli ilerlemeyi de kapsamaktadır. Bugün, internet temelli ticaret ile birlikte gelişen ve üzerinde durmamız gereken bir risk söz konusudur. Internet siteleri aracılığıyla iş yapan bireysel satıcılar profesyonel sevkiyatçı değiller. Tehlikeli maddelere ilişkin olarak, etiketleme, paketleme ve beyan etme sorumluluklarını bilmiyorlar. Bütün hava kargoculuğu paydaşları, bu internet sitelerini müşterilerine söz konusu sorumluluklarla ilgili bilgi vermeye yöneltmenin bir yolunu bulmalıdırlar. Ve bunu büyük bir felaketle karşılaşmadan önce, vakit geçirmeksizin yapmalıyız.”

Alişirin GÜLTEKİN