SHGM Genel Müdürü Sayın Bilal Ekşi imzalı yazı ile uçucu ekiplerin uzun menzilli uçuşlarda “konaklama görevindeki dinlenme süresi” ile ilgili olarak, ulusal mevzuatta halen aynı dönüş görevli, 4 zaman dilim farkından fazla dilim farkı olan görevlerde 2 yerel geceyi kapsayan 36 saatlik dinlenme süresini “Yapılan karşılaştırmalar sonucunda Avrupa ülkelerinde 16 ile 19 saat uygulandığı, bu sebeple havayolu işletmelerinin Avrupa havayolu işletmeleri ile rekabetine olumsuz tesiri olduğu gerekçesi ile 20 saatlik dinlenme şeklinde değiştirileceği bu kapsamda TALPA ve TASSA derneklerinden görüş istendiği duyumu alınmıştır.
Yazının üslubundan, havayolu işletmelerinin bir talebi olmadığı halde “SHGM didinmiş, uğraşmış, zaman harcamış ” uçucu ekiplerin Avrupa havayollarındaki konaklamadaki dinlenme sürelerini araştırmış ve “büyük bir buluşa” imza atmış olduğunu sanırsınız. Bu işler artık bu kadar basite mi indirgeniyor?
Yapılacak değişiklikle ilgili teknik hata olarak dinlenme süresi tanımının,  konaklama süresi tanımı ile karıştırılmış olması bir yana, Avrupa havayolu işletmelerinin coğrafi konumu, paternlerinin 4’ten fazla dilim farkı oluşturup oluşturmadığı, ekip sayısı kısıtlamaları, uçak içinde görev süreleri, uçakta görev esnasında uygun dinlenme olanaklarının sağlanıp sağlanmadığı, gece görev süre kısıtlaması olup olmadığı, dönüşte doğu batı yönünde hangi kritelerin planmayı etkilediği, bu görevler öncesi/sonrası dinlenme sürelerinin nasıl verildiği,  gibi kıstaslar dikkate alınmadan ortaya atılan 20 saat ölçüsünün hiçbir bilimsel anlamı yoktur.
Avrupada sivil havacılık otoriterileri bizim için lüks görünen uçak kabinindeki havanın kalitesini, kozmik radyasyonu araştırmaya para akıtırken, iş sağlığını ve ekiplerin sağlığını moniterize etmek için onca araştırma ve rapor hazırlarken bizim SHGM’nin uğraştığı konuya bakınız. Uçucu ekiplerin dinlenme sürelerinden eksiltme yapmaya çalışmak…
Daha EASA’nın Avrupa FTL düzenlemesindeki yerel gün, yerel gece tanımı bile olmayan SHGM ilgili mevzuatının bilim dışılığı ortadayken, şimdi yine havayolu işletmelerinin sorunlarını kendi sorunu edinen bu yaklaşımı uçuş emniyeti için tam bir riskli girişim olarak görüyoruz.
7000’ne yakın uçucu ekip üyesi olan Hava-İş sendikasından böylesine önemli bir düzenlemenin yine eskiden olduğu gibi kaçırılıyor olması manidardır. Zaten Hava-İş sendikasından nasıl bir yanıt alacaklarını biliyorlar. Ancak TALPA ve TASSA’yı bu konuda açık karşı tavır almaya çağırıyoruz, bu yanlışın vebaline ortak olmayın.
Hava-İş sendikası olarak SHGM’ nün kapalı kapılar ardında gerçekleştirmeye çalıştığı, havayolu işletmeleri lehine, uçucu ekipler aleyhine düzenlemeler konusunda daha öncede oluşan bu tür girişimlerinin hiçbir bilimsel ve hukuksal temeli olmadığını kamuoyuna duyurmuş ve kesin olarak karşı olduğumuzu SHT 6A-50 Revizyon 5 değişiklik girişiminde de dile get irmiş, bu girişimleri kınamıştık.
SHGM, eskiden bu tür, havayolu işletmelerini koruyucu kollayıcı girişimlerini kapalı kapılar ardında oluştururken, şimdi rekabet unsuru sanki tek ölçütmüş gibi hareket ederek hiç çekinmeden açıkça yapma cesaretine ulaşmıştır. Kendilerini “bu yanlı şeffaflıklarından” dolayı kutluyoruz.
Ulusal havacılık otoritesi olarak ve devletin bir kurumu olarak SHGM’nün Anayasanın eşitlik ilkesine temelden aykırı olan bir sosyal grubun (havayolu patronlarının) menfaatlerini gözeten, başka bir sosyal grubun ve yurttaş olarak uçucu ekiplerin kazanılmış haklarını hiçe sayan keyfice bir tutum içine girmesi ülkemizde “ileri demokrasinin” ne anlama geldiğini de açıkça göstermektedir.
Avrupa’da uçucu ekiplerin haklarının sadece konaklama görevindeki dinlenme süreleri olmadığını herkes bilmektedir. SHGM Avrupaki havayolu işletmelerinde aylık azami uçuş süresinin ortalamalarda 70 saati geçmediğini de bilmektedir. Altı aylık değişmeyen, uçucu ekiplerin ken di seçebildiği paternlerde görev yaptığı, sosyal hayatını düzenleyebildiği uygulamaları da bilmektedir.
Ama bir bütün olan ve uçuş emniyeti ile ilişkisi bilimsel raporlarla kesin olarak tespit edilmiş uçucu ekiplerin görev ve dinlenme sürelerini orasından burasından çekiştirip, uçucu ekipler aleyhine değiştirmeye çalışan SHGM’nün tüketici hakları içinde olan uçuş emniyeti yerine rekabeti kutsaması çok büyük bir vahamettir.
Hava-İş bu tür sadece maliyeti/rekabeti temel alan uçuş emniyeti için büyük risk taşıyan düzenlemeleri sadece üyesi uçucu ekipler için değil, tüm sendikalı sendikasız uçucu ekipler için karşı çıkmaktadır. Ayrıca üyelerimiz için imzalan toplu iş sözleşmelerinde üyelerimizin hakları SHGM’ce keyfice değiştirilemeyecek şekilde garanti altına alınmıştır. SHGM’nin düzenlemesi üyemiz uçucu ekipleri hiçbir şekilde bağlayıcı değildir ve hukuken yok hükmündedir. Ancak Hava-İş sendikası bir tüketici hakkı olan uçuş emniyetini tüm uçak yolcularımız ve çalışa nlarımız için önemsemekte bu konuda uyarı görevini ciddiyetle yerine getirmektedir.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.
Hava-İş Genel Merkez Yönetim Kurulu