Avrupa’nın ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen havayolu olan Borajet Havayolları, “bölgesel havayolu” kavramının Türkiye’deki ilk ve tek örneği. Hızla büyüyen Borajet, Embraer E-190 ve Embraer E-195 tipi yeni nesil uçaklarıyla seferlerini gerçekleştirirken; Bombardier Global XRS uçakları ile uluslararası “private jet” hizmeti veriyor. Aynı zamanda Embraer uçaklarının bakımını üstlenen Borajet Teknik ise Türkiye Deniz Kuvvetleri’nin de resmi hat ve üst bakım servisi için uçaklarını emanet ettiği tek şirket. Borajet Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Akol ile konuştuk.
Sivil havacılık sektörü ve Borajet Havayolları’nın büyümesi son yıllarda nasıl bir gelişim içinde?
Sektörümüz yaklaşık 13-14 yıldır çift haneli büyüme gösteriyor. THY’yi de burada göz ardı etmememiz lazım. Üstün çalışmaları, THY’yi hem küresel bir marka haline hem de dünyanın en önemli hava yollarından biri haline getirdi ve bu vesileyle diğer hava yollarımız da önemli başarılara imza attılar. Bu çerçeve de Borajet Havayolları da özellikle son üç senede filosuna kattığı bölgesel jetlerle satış gelirleri ve yolcu adedinde hemen hemen 10 kat büyüdü.
Büyüme trendi nasıl devam eder? Bu yılki büyüme oranınız nedir?
Büyüme trendinin hızlı bir şekilde devam edeceğini düşünüyoruz. 2016 yılında gerek Avrupa’da gerek bölgemiz ve Türkiye’de terör olaylarından etkilenen bir sivil havacılık sektörü ile karşı karşıya kaldık. Ama bunun büyüme trendini etkilemeyeceğini düşünüyoruz. Çünkü sivil havacılık sektörüne ve Türkiye ekonomisine inancımız tam. Bu sene geçen seneye oranla yüzde 48 büyüdük. Dünyanın en büyük havalimanı 2018’de açılıyor ve biz de yatırımlarımızı bu çerçevede planlayarak devam ediyoruz.
Filonuzu büyütme planınız var mı?
2018’i takip eden dört yıl içerisinde filomuza Embraer E2 yeni nesil jetlerden 30 uçak daha dahil edeceğiz. Bu kapsamda ilk beş uçağı 2018’de filomuza katıyoruz. İlk beş Embraer E2 190-195 uçaklarının anlaşmasını dünyanın en büyük leasing firmalarından birisi olan Aercap ile tamamladık. Yeni nesil üç adet E2 190 ve iki adet E2 195 uçakları 2018’iin ocak ayından itibaren Borajet filosuna katılmaya başlayacak. Bu uçaklarımızla aşağı yukarı 1,5 milyar dolarlık bir yatırım hedefliyoruz. Yeni havalimanında da uçmaya başlayacağız. Hangarlarımızı inşa edeceğiz.
İlk yeni nesil E2 uçaklarımız 2018 yılının ilk yarısında bize teslim edilecek. Hedeflediğimiz bu yatırım, son 14 yıldır dünyanın gıpta ile baktığı çok büyük başarılara imza atmış Türk sivil havacılığına olan inancımızın bir göstergesi. Borajet Havayolları yeni yatırımı ile dünyanın en büyük havalimanlarından biri olan yeni İstanbul havalimanına da hazırlanmış oluyor. Yolcularımıza konforlu ve güvenli yeni nesil uçaklarımızla, “özel uçak konforunda” hizmet sunmaya büyüyerek, devam edeceğiz.
Uçakların özelliklerinden biraz bahseder misiniz?
Embrear E2 yeni nesil motor, kanat ve kontrol sistemine sahip. Yakıt tasarrufu ile çevre dostu. İkili koltuk düzeni ve 81cm koltuk aralığı ile yolculara konforlu uçuş imkanı sunuyor. Ayrıca kısa ve dar pistlere kolaylıkla iniş-kalkış yapabilirken, “sessizlik” özelliğine de sahip.
Bunlarla birlikte filonuzdaki uçak sayısı kaça ulaşacak?
Şu anda 13 tane uçağımız var. 30 yeni uçak siparişimiz ile birlikte bu süreç içinde elimizdeki uçakların bazılarının anlaşmaları da bitmiş olacak. 4-5 senelik bir zaman dilimi sonuna doğru 35 uçaktan daha az olmayacaktır.
İç hatlara mı ağırlık vererek devam edeceksiniz?
Bölgesel konsantrasyonumuzu koruyacağız. Bizim hedefimiz sadece Türkiye’nin en etkili ve en büyük bölgesel hava yolu olmak değil; bölgemizin lideri ve dünyada her anlamda referans olmuş bir bölgesel havayolu olmak. Hem ülkemiz içerisinde diğer firmaların uçmadığı ya da uçamadığı yatay ve dikey uçuşları yaparken diğer yandan ana hatlar arasında yüksek frekanslı uçuşlar yapmayı hedefliyoruz.  Aynı zamanda Türkiye civarındaki yaklaşık bir ila iki saatlik mesafelere, bu bölgeye de hitap etmek istiyoruz. Şu anda benzer çalışmalar yapıyoruz. Örneğin, ikincil piyasalardan ikincil piyasalara uçmak çatısı altında; Adana’dan Stuttgart’a, Köln’e ve Münih’e uçuşlar yapıyoruz. Ankara-Köln uçuyoruz. Adana’dan Beyrut, Erbil, Kıbrıs uçuşlarımız var. İstanbul’dan Siirt, Tokat uçuşlarımız var. Bu bölgelere ilk biz uçtuk ve uçmaya devam ediyoruz.
Edremit de güzel bir örnektir. Edremit hiç kimsenin uçmadığı bir yerdi. Uçuşlar Borajet ile başladı ve şimdi tüm hava yolları buraya uçuyor. Bölgeye katkımız olduğu için gurur duyuyoruz. İbiza uçuşlarına başladık. Mykonos uçuşlarını da biz başlattık. Bu hatları hep bulacağız. Bunlar bizim görevimiz. İstanbul’dan bugüne kadar hiç uçulmamış Trieste’ye uçuyoruz. Dolayısıyla bölgesel uçuş mantığımız devam ediyor. Diğer yandan da Ankara- İstanbul arasında günde 7-8 uçuşumuz var. Ana hub’lar arasında da yüksek frekanslı uçuyoruz.
Bölgesel uçuş konusunda Türkiye’de teksiniz. Dünyada rakipleriniz kimler?
Avrupa’da 49 tane bölgesel havayolu; Amerika’da yüzlerce var. Lider havayolları, bölgesel jetleri ya bünyesine alarak ya da diğer bölgesel hava yolları ile işbirliği kurarak, bölgesel uçuşları kendi ana network’lerine bağlıyorlar. Örneğin Lufthansa, British Airways, American Airlines’ın filosunda ya da işbirliğinde oldukları şirketlerde bölgesel hava yolu ile ilişkilerini görüyorsunuz.
THY ile “wet lease” anlaşmanız sona mı erdi? Yeni uçaklarla beraber tamamen ortadan kalkar mı?
Bunlar süreli anlaşmalar. THY ile geçen sene de wet lease anlaşmamız vardı. Ondan öncesinde de code share anlaşmamız vardı. İşbirlikleri yaptık. Bu anlaşmaların süreleri doldu fakat yarın tekrar bir anlaşmaya başlayabiliriz. THY dışında diğer hava yoları ile de işbirliklerimiz var ve olmaya da devam edecektir. Sonuçta bunlar ticari anlaşmalar. Filonuzda olmayan bir uçağa kısa süreli ihtiyacınız varsa, bu tip uçağı bünyesinde bulunduran firmadan alıp kiralayabiliyorsunuz. Ya da filonuza almak istemediğiniz bir uçağı uzun süreli kiralayabiliyorsunuz.
Şu an zaten altyapıdan dolayı slot problemlerimiz var. Yoğun trafik problemimiz var. Yeni havalimanıyla birlikte yeni bir ufuk açılacak. 2019’lara geldiğimizde Türkiye’de çok sayıda bölgesel jet göreceğiz.
Neden daha çok bölgesel jet göreceğiz? Ne tür avantaları var?
Bölgesel jet çok akıllı ve değişen bir ürün. Bölgesel jetler, narrow-body diye adlandırdığımız jetlerin yaptıklarının tamamını yapabilen, çok daha konforlu, rahat ve hatta daha fazlasını yapabilen uçaklar haline geldiler. Bunlar üç-beş yıl öncesinde böyle değildi. Uçakların kabiliyetleri değiştikçe kullanım alanları da değişiyor. Bu uçaklar narrow body’lerle aynı mesafeye gidebiliyor ama çok daha küçük havalimanlarına inip-kalkabiliyorlar. Konfor açısından çok daha iyiler ve en önemlisi A noktasından B noktasına gitme maliyetleri yüzde 35 civarında daha ucuz. Dolayısıyla akıllı bir ürün.
Türkiye içi ortalama trafiğe baktığımız zaman ve yakın bölgeyi de eklersek, ortalama taşınan yolcu sayısı 120 kişi civarında. Sistem ise taşımayı ortalama 180 kişilik uçaklarla yapıyor. Ama bölgesel jetler 100-120 kişilik uçaklar. Dolayısıyla verimliliği artırıyor. Aynı zamanda yolcu konforu ve yolcunun istediği zamanda istediği yere uçabilmesini sağlamak açısından da yüksek frekansı rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Al yapıdaki trafik yoğunluk problemi çözüldükçe bölgesel jetlerin daha fazla olduğunu göreceksiniz.
Türkiye’nin ilk uçağı için neler söylersiniz?
Türkiye ilk uçağını bölgesel jet olarak seçti ve onu inşa ediyor. Dört gözle bekliyoruz. Hemen filomuza alacağız, kullanacağız. İnsan milli uçağını almaz mı!
Neden Boeing ya da Airbus değil; özellikle Embraer jetleri tercih ediyorsunuz?
Embraer, Boeing ve Airbus’tan sonra dünyanın en büyük üçüncü üreticisi. Bölgesel jetlerde de yüzde 65 pazar payı ile dünyada lider. Şu an yeryüzünde bilinen en iyi bölgesel jet. Yeni nesil teknolojiyle üretilmiş bir uçak.
Turizmde yaşanan sıkıntılar; düşen turist sayısı, azalan uçuşlar sizi nasıl etkiledi?
Bunların hepsinin negatif etkileri oluştu. Sektörde bir zorluk yaşandığı da aşikar ama burada 13-14 yıldır büyüyen, en önemlisi bu büyümeyi para kazanarak yapan ve yatırımcısına dönüş verebilen bir sektörden bahsediyoruz. Dolayısıyla köklü ve güçlü bir yapıya sahip bir sivil havacılık sektörümüz var. İçinde bulunduğumuz yedi-sekiz aylık dönemde zorluklar yaşıyoruz. Ama bu zorlukların üstesinden gelebilecek güce sahibiz.
Dış politikadaki durumdan nasıl etkileniyorsunuz?
Sınırlarımızdaki problemler ilelebet kalmayacak. Şu an zaten bunu yaşıyoruz. Problemler çözüldükten, o bölgelerle alış veriş yapmaya başladıktan sonra gelişme ve büyümemize çok ciddi katkıda bulunacaktır.
Fenerbahçe ile imzalanan sponsorluk anlaşmanızdan biraz bahseder misiniz?
Fenerbahçe ile üç senelik bir anlaşmamız var. Fenerbahçe’nin resmi taşıyıcısı olduk. Bu kapsamda Fenerbahçe’nin hem futbol hem basketbol takımını taşıma görevini üstlendik. Fenerbahçe formalarının göğsünde üç sene boyunca bizi göreceksiniz. Saha içi ve dışında anlaşmalarımız var.  Bu olayı bir sosyal proje, spora katkı olarak da görüyoruz. Bu anlamda elimizden geleni yapıyoruz. Takım ve şirketimiz arasında çok keyifli de bir ilişki kurduk.