Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, Amerika ve İngiltere'nin Türkiye'den gelecek uçaklarda yasakladığı elektronik cihazlar konusuna ilişkin, "Bu çok ciddi olarak 3. havalimanına yönelik, THY'ye yönelik, Türkiye'nin Jeopolitik strateji kapsamına yönelik bir eylemdir. Esasında yasa dışı korumacılıktır. Bunun arkasında Amerika, Almanya ve İngiltere vardır" dedi.
Öz Finans İş Sendikası Genel Merkezi tarafından Konya'da 'Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve Ekonomi' konulu program düzenlendi. Programa Öz Finans İş Sendikası üyesi Ziraat ve Halk Bankası çalışanları, Selçuk Üniversitesi Öğrenci Konseyi üyeleri ve davetliler katıldı. Programda Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanları İhsan Şener, Ayşe Türkmenoğlu, Cemil Ertem ve Öz Finans İş Genel Başkanı Ahmet Eroğlu birer konuşma yaptı.


Konuşmaların ardından Öz Finans İş Genel Başkanı Ahmet Eroğlu’nun moderatörlüğünde sorulan sorulara Şener, Türkmenoğlu ve Ertem cevap verdi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ayşe Türkmenoğlu, Cumhuriyet tarihinden örnekler vererek parlamenter sistemde yaşanan güçlükleri anlattı.
“Bu çok ciddi olarak 3. havalimanına yönelik, THY'na yönelik bir eylemdir”
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, Amerika ve İngiltere'nin Türkiye'den gelecek uçaklarda yasakladığı laptop ve tablet yasağının 3. Havalimanına yönelik olduğunu aktararak, "Türkiye'de sistemin değişmesini istemeyen Batı tarafı var. Amerika aldığı karar ile THY'nin İstanbul'dan kalkacak uçaklarında cep telefonu harici diğer elektronik araçları laptop, tablet taşınılmasını yasakladı. Buna İngiltere'de ilave oldu. Bu basit bir güvenlik önlemi değildir. Bu çok ciddi olarak 3. havalimanına yönelik, THY'ye yönelik, Türkiye'nin Jeopolitik strateji kapsamına yönelik bir eylemdir. Esasında yasa dışı korumacılıktır. Bunun arkasında Amerika, Almanya ve İngiltere vardır. Önemli değil, Türkiye çok güçlü bir konuma geliyor. Bu konumu Anayasal çerçeve ile taçlandıramazsak, sağlamlaştıramazsak yapılan bu saldırılar başarıya ulaşır" ifadelerini kullandı.
“Yeni sistem ile yürütme güçlenecek”
Yoksul sınıfın ekonomik düzeyinin arttığını ve orta seviyelere geldiğini söyleyen Ertem, şunları kaydetti:
"Bütün anayasaların ortaya çıkışı bir toplumsal mutabakata dayanır. Bu mutabakat, ekonominin hızlı bir şekilde değişmesinden, aşağıdaki sınıfların yukarıya çıkmak istemesinden kaynaklanır. 2002’den bu yana gelen AK Parti dönemlerine baktığımızda yoksul sınıfın yukarıya doğru çıktığını, Türkiye’de yoksulluğun azaldığını ve güçlü bir orta sınıf oluştuğunu görüyoruz. Bunun gerçeklemesi AK Parti iktidarlarını var etmiştir. Bu iktidar anayasal güvenceye ne yazık ki kavuşturulamadı. 12 Eylül Anayasasında çok ciddi tadilatlar yapıldı ama yeterli olmadı. 1947'lerden başlayan IMF'li günlerle 19 standby anlaşması yapıldı. AK Parti ile 19. Standby anlaşması biten tek anlaşmadır. Şu anki Cumhurbaşkanımız, 2008 yılında Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan 20. Standby anlaşmasını imzalamadı ve Türkiye'de değişim o günden sonra başladı. Yeni sistem ile yürütme güçlenecek, parlamenter sistemden kalma dışarıya kaynak aktaran, ekonomiyi toparlayamayan, krizler çıkartan bütün kurumlar bu süreçte yenilenecek veya tasfiye edilecek."
“Cumhurbaşkanı seçimleri arifesinde Türkiye’de sürekli kriz olmuştur”
Anayasa değişikliğinin getireceği yenilikler konusunda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener ise "Cumhuriyetin kuruluşundan bu döneme birçok sıkıntı yaşadık. Cumhurbaşkanı seçimleri arifesinde Türkiye’de sürekli kriz olmuştur. Cumhurbaşkanı seçilmiş olsa bile ister aynı partiden ister farklı partiden olsun, başbakanla kavgalar olmuştur. Burada bu değişikliğe muhalefet eden, hayır diyenler; 18 maddeye itiraz yerine kara propaganda yaparak örneğin, Türkiye’de yaşayan 3 milyon Suriyeli hemen 16 Nisan’dan sonra vatandaş yapılacak gibi anlamsız söylemler üzerinde duruyorlar. Halbuki burada bir vatandaşlık söz konusu olsaydı mutlaka 16 Nisan’dan önce yapılırdı ve bu insanların bu tercih sürecinde katkıda bulunması beklenebilirdi. Dolayısıyla biz 18 maddenin gerekçelerinde neden bu değişiklik yapılıyor söylüyoruz" açıklamasında bulundu.
“İrade tek elden yapılacak”
Yeni sistemde idarenin tek elden yapılacağını ve bunun Türkiye'nin kurtuluş reçetesi olduğunu ifade eden Şener, "Bu önemli bir maddedir. Kavgaları giderecek bir önem taşımaktadır. Diğer maddeler de Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda önemlidir. Örneğin, yargının mevcut anayasadan bağımsız olacağına dair bir hüküm var. Ama yargının tarafsız olacağına dair bir hüküm yok. Bu getirilen 18 maddelik değişikle yargının bağımsız ve tarafsız olması anayasal güvenceye alınıyor. Dolayısıyla artık mahkemelerin ideolojik kararlar vermesinin, anayasal bir yolla önüne geçilmiş oluyor. Başka bir maddede ise milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasını öngörüyor. Karşı çıkanlar bunu ekonomik boyutuyla değerlendirmeye çalışıyor. Ama meclis artık bundan sonra yalnızca yasama yapacağı için komisyonlar çok güçlü olacak ve çok yoğun çalışacaklar. Başka bir madde, seçilme yaşı 18’e düşürülüyor. Aslında bundan önce seçme yaşı 18’e indirilmişti. 18 yaşını dolduranlar seçebilir ama seçilemezdi. Bakkal, manav çocuğunun milletvekili olamayacağına dair söylentiler dolaşıyor. Ancak bundan önceki anayasa değişikliğinde seçme yaşı düşürülmüştü. Şimdi siz sizi temsil edecekleri seçebilirsiniz ama seçilemezsiniz demek büyük bir haksızlıktı. Bu hak iade edilmiş olacaktır. Diğer maddeler de halkımızın refahı ve huzuru için düzenlenmiştir" şeklinde konuştu.ANKARA (İHA)