15 Temmuz darbe girişimi sırasında Atatürk Havalimanı'nda önüne geçtiği tankın altında kalan Vasfi Yılmaz ile darbecilere karşı 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde direnen Şerife Boz, 1 yıl sonra aynı noktada o gün yaşananları anlattı.


Geçtiğimiz yıl 15 Temmuz gecesi FETÖ’cülerin darbe girişimi sırasında Atatürk Havalimanı’nda kuleye gitmek isteyen darbecilere engel olmak için tankın önünde duran Vasfi Yılmaz, kalkışmadan bir yıl sonra yine aynı yere geldi. Darbecilerin kuleye gitmesini engellemek için önünde durduğu tankın altında kalan Yılmaz, aynı noktaya gelerek yaşadıklarını bir kez daha anlattı. Yılmaz,“Geçen bir yıllık süre zarfında havalimanına gelip gittiğimde yüzümde tatlı bir tebessüm oluyor. Bu kadar insanın huzur ve güven içinde buradan gelip gidenleri gördüğüm zaman içime bir huzur doluyor. Memleketimize sahip çıktık ve sonrasındaki heyecan hala dinmiş değil. İnsanların özgürce bu topraklarda dolaşmasından dolayı çok da mutluyum” diye konuştu.

“O gece insanların yüreklerinden korku alınmıştı”
Kalkışmanın yaşandığı gece darbecileri engellemek için Atatürk Havalimanı’na geldiğini belirten Vasfi Yılmaz,“Benim tankın önüne geçmemdeki amacım; havalimanına geldiğimizde özel harekat polisleriyle ne yapmamız gerektiğini konuştuğumuzda bir şey yapmak istiyorsanız havalimanının kule önünün tutulması gerektiğini, hainlerin kulede olduğunu, kulenin dış emniyetini almamaları gerektiğini söylediler. Biz de 100-150 kişilik bir grupla kulenin önüne dizilmiştik. Silah sesleri duyuldu. Silah sıkarak buraya geldiklerini görünce bu sese doğru hamle yaptık. Normalde silah sesini duyan insanlar yere yatar, sağa sola kaçar. O gece öyle bir şey yoktu, insanların yüreklerinden korku alınmıştı. Tek korku da vatanı kaybetme korkusuydu” dedi.
FETÖ'cüleri engellemek için tankın önünde durdu
Tankın kuleye gitmesini engellemek için tankın önünde duran ve tankın altında kalarak yaralanan Yılmaz, “Silah seslerine doğru yürüdük. Orada bir kamyon bir arkadaşımızın ayaklarının üzerinden geçti. Onu kenara yere bıraktım. Dönüp baktığımda kule yolunun açık olduğunu gördüm. Yapmam gereken bir şey vardı, o tankın oraya gitmemesiydi. Ben bedenimle karşı durmam gerektiğini düşündüm. Yapacak başka bir şeyim yoktu. İnsanların elinde sadece bayrak vardı. Yani taş bile yoktu. Ama şunu düşündüm, ‘ya ölürsün ya da sağ kalırsın, sakat kalırsın.’ O esnada bir mesaj geliyor ‘Sen yapman gerekeni yap, durman gereken yerde dur gerisini düşünme.’ Bir an içinizdeki bütün korku alınıyor. O güvenle tankın önüne geçip durdum. Daha sonrasında yaralandım ama baygınlık geçirmedim” şeklinde konuştu.


“Bugün olsa aynısını vatan için yaparım”
Darbecileri durdurmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini ve başarıya ulaştıklarını dile getiren Vasfi Yılmaz,“ Rutin bir şekilde hayatıma devam ediyorum. Benim için fazla bir değişiklik olmadı. Bugün olsa aynısını vatan için yaparım. Bizim için değişen bir şey olmaz” diye konuştu.
Kamyonuyla darbeye direnen Şerife Boz, 1 yıl sonra yaşananları anlattı
15 Temmuz hain darbe girişiminin yaşandığı gece 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne koşan Şerife Boz, bir gün sonrasında da kullandığı kamyonla mahalleliyi toplayarak, Taksim Meydanı'na gelişiyle simge isimlerden biri haline geldi. Boz, Demokrasi Nöbeti'ne gelebilmek için çocukları, torunları ve birçok mahalleliyi arkasına aldığı kamyondaki görüntüleriyle hafızalara kazındı. Meydanlarda olan ve evde kalmasını tembih eden eşinden habersiz hafriyat kamyonuyla Taksim Meydanı'na gelen Şerife Boz için Başbakan Binali Yıldırım da duygulandığını ifade etmişti. Boz, 1 yıl sonra 15 Temmuz’un yıl dönümünde eşiyle birlikte Taksim Meydanı’na geldi. O gece büyük cesaret göstererek ehliyeti olmamasına rağmen kullandığı kamyonla geçtiği yerleri anlatan Boz, 16 Temmuz gecesi yaşananları 1 yıl sonra yerinde anlattı. Boz, bir daha darbe girişimlerinin yaşanmaması için dua ettiğini ifade etti.
“15 Temmuz olmasa bu hainler meydana çıkmazdı"
Babası ve eşinden ötürü kamyon kullanmaya uzak olmadığını o gece düşünmeden kamyonu kullanarak Taksim’e gitmeye çalıştığını ifade eden Şerife Boz, “15 Temmuz'dan beri il il dolaştık. Rabbim bir daha yaşatmasın çocuklara anlattım. 15 Temmuz unutulmasın diye okullara gittim. Bilmeyenlere anlattım, çok güzel geçti, bu günlere geldik. 15 Temmuz gecesi benim için çok anlamlı çok karanlık bir gece yani o yaşanır hiç anlatılacak gibi değil. Çok yoğun duygularla çıktım ben hiç kendimde değildim reisimiz çağrı yapınca hemen zaten çarşafımı giyer giymez kendimi köprüde buldum. İkinci günü Taksim'e geldim. Çocuklarımı, torunlarımı alarak gerçekten korkmadan Cihad'a gittik. Evden çıkar çıkmaz herkes arabama bindi, çok kalabalıktı belki 200 kişi vardı. Arabanın önü bile doluydu. Vatan söz konusu olunca canla başla mücadele verdik. 15 Temmuz olmasa bu hainler meydana çıkmazdı. Araçla ilk evden çıktım, Beşiktaş'tan aşağıya geldim. Stadın önünden buraya çıktım. Başımı arabadan dışarı çıkarak Allah u Ekber diye bağırdım. Herkes yanıma geldi, çok güzeldi, herkes vatanına sahip çıktı. Türk halkından Allah razı olsun, hamd olsun. Tabi ki emellerine ulaşsalar bizler burada olmayacaktık. Annem kardeşlerim çok mutlu oldular, herkes tebrik etti beni bende mutlu oldum. Vatanım, milletim, bayrağım için böyle bir iş yaptığım için bende mutlu oldum" dedi.
“Ağır vasıta bir kamyon sürücüsünün Taksim Meydanı'na girmesi mucize"
Hanımına evde kalmasını söylemesine rağmen; dışarı çıkarak 16 Temmuz gecesi kamyonla insanları Taksim’e taşıdığı için gurur duyduğunu dile getiren Şenol Boz, “ Eşimin o gece öyle bir şey yapacağını, oraya kamyonla geleceğini hiç tahmin etmiyordum. Fakat birinci gece bana çok yalvardı bu hainler durmaz dedi. Bunlar nasıl Mısır'da darbeyi ikinci gece yaptılarsa burada da yaparlar biz hiç uyumadan kamyonla Taksim'e çıkalım dedi. Çünkü o şartlarda darbenin ilk günüde ağar vasıta bir kamyon sürücüsünün Taksim Meydanı'na girmesi mucize. Ben 45 senelik ağar vasıta şoförüyüm cesaret edemezdim etmem de yani. Gelip Taksim'de gördüğüm zaman eşimle gururlandım. Eşime ilk sözüm sen bu arabayı buraya nasıl getirdin dedim. Hatta kapısını açtım bir şey tembih edecektim polisler bırakmadı. 'Ablayı bırak bize emanet' dedi. 'Eğer bir abla buraya bir kamyon dolusu insan getirdiyse o bizim korumamız altında' dediler eşiyim dedim inanmadılar. O gün kamyonun üzerinde benim 3 tane kızım 1 oğlum 2 torunum vardı. Eşimle de ailemle de gurur duyuyorum. Herkes de duyuyor. Bir Türk, Osmanlı kadını olarak nasıl Kurtuluş Savaşı'nda Nene Hatunlar, Şerife Bacılar cepheye mermi taşıdılarsa bugünün şartlarında benim eşimde kamyonla insan taşıdı. Yarınki şartlarda çocuklarımız belki uçaklarla taşır" ifadelerini kullandı.