“Borajet satıldı” haberleri, 30 Aralık 2016’da gündeme gelince, “Borajet satışından anlam çıkarmak zor!” başlığı altında, çok borçlu bir havayolunun satışına ve yüksek meblağlı rakamına anlam veremediğim notunu düştüm. Sonra ulaştığım belgelerden satışın “bila bedel” hisse devri şeklinde yapıldığını öğrendim ve yazdım. Nisanda Borajet’in yeniden uçmaya hazırlandığı haberleri üzerine de “Borajet bir daha uçabilir mi?” sorusu eşliğinde şu notları düştüm:
“Filosundaki 10 uçaktan 6’sı teknik arıza ve parça eksikliğinden dolayı uzun süre yerde kalmışmış. Teknik sorunlar oluşmuşmuş. Bu problemlerin giderilmesi uzun zaman alacağından uçuşlarına bir süre ara vermişlermiş. Şaka gibi. Böyle bir havayolu Türkiye’de faaliyette bulundu. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) de Borajet’in açıklamasını teyit eden bir açıklama yaptı. Bu şirketi bu şekilde yönetenlerin, onları denetleyenlerin, akabinde satan ve satışına onay verenlerin kabahati yok mu?”
Netice itibarıyla Borajet’in son haliyle uçabilmesinin tartışmalı olduğuna dikkat çektim. Ama konuyla ilgili olarak ne Ulaştırma Bakanlığı’ndan ne de SHGM’den bir açıklama yapıldı.
Bu arada Borajet’in yeni sahibi konumundaki SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Korkmaz ile yaşanan sorunları ve mahkeme sürecini de defalarca konuştum. Epeyce doküman topladım. Hiçbir tarafın sözlerine inanarak konuyu tek başına ele almadım. Borajet’in eski sahibi Yalçın Ayaslı tarafından da bilgi istedim. Yaşananları anlatmalarını ve kendileri açısından konuyu değerlendirmelerini istedim. Hukuk bürosundan detaylı bir cevap gönderildi.
Öte yandan Ayaslı’nın halkla ilişkiler şirketi Bersay da haziranda Boston’a davet etti, Borajet’in kurucusu ve son günlerin tartışmalı ismi Yalçın Ayaslı ile görüşmek için. Temmuzun sonuna doğru New York’a gideceğimi iletip, o tarihlerde Boston’a geçip Ayaslı ile de görüşebileceğimi ilettim. “Tamam” dendi. Ancak bir türlü Yalçın Ayaslı’nın programı uygun olmadı. Boston’da çeşitli çevrelerle görüştüm, ama Ayaslı ne hikmetse görüşmek istemedi. Bundan çok anlam çıkarmak mümkün tabii. Çünkü Borajet’in iyi olduğu dönemlerde, havacılık sektörünü Türkiye’de en yakından takip eden, yazan, yorumlayan biri olarak görüşemediğim Ayaslı’nın, kötü zamanında benimle neden görüşmek istediğini de sorguladım. “Konuyla ilgili olarak en doğru ve en objektif yazıları siz yazıyorsunuz ve meseleleri de yakından siz bildiğiniz için...” şeklinde bir cevap verildi. Evet, geçmişte FETÖ bağlantılı ilginç isimlerle yaptığı kötü ortaklıklarını da çok önceleri ben yazmıştım. Bu sebeple birinci ağızdan, işin muhatabı Yalçın Ayaslı’dan birçok şeyi öğrenmek istedim, ama karşı taraf cesaret edemedi.
Halbuki Borajet’in neden kurulduğunu, niçin kötü yönetildiğini, özellikle son yıllarda havacılıkla ilgisi olmayan kişilere neden teslim edildiğini merak ediyordum. Çünkü Borajet, hiçbir zaman bana normal bir havayolu gibi gelmedi. Bir tarafında hep gizem oldu.
Yalçın Ayaslı ile Boston’da görüşmek üzere yola çıkmadan önce de “Borajet’te işler neden yargıya düştü?” sorusunun altını bilgi ve belgelerle dolduran bir yazı yazmış, 29 Aralık 2016 tarihli Hisse Devir ve Kâr Paylaşım Sözleşmesi sonrasındaki gelişmelere dikkat çekmiştim. Bilmiyorum, keyif kaçıran o yazıdaki gerçekler mi oldu? Ancak Borajet’in odağındaki iki ismin, Sezgin Baran Korkmaz ve Yalçın Ayaslı’nın mahkemeye yansıyan tartışmalarını bir süre daha konuşmaya devam edeceğiz..

Güntay Şimşek