Çok üzgünüm, şu yazacağım satırları keşke köşemde yazmak zorunda kalmasaydım. Ama yazmazsam da yurttaşlık görevimi yapmamış olurdum. Türk Hava Yolları’nın zarar görmesini istemediğim için yazmak zorundayım.
Oscar ödüllü Morgan Freeman’ın THY tanıtım filminde oynaması ne kadar profesyonelceydi. Omuzlarımız kabardı. Sunduğu hizmetlerle, uçak içi ve dışı servis kalitesiyle, misafir salonlarında (lounge) sunduğu ülkemizi temsil edici müsteri hassasiyetiyle THY dünya çapında beğeni aldı, günden güne yeni şubeler, yeni ağlar oluşturarak zirveye ulaştı.
Bir kurumu zirveye taşımak çok zordur, ondan daha da zoru zirvede tutmaktır.
Nasıl ki bir çivi bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır bir at da vatan kurtarırsa, bir çivinin ihmali de bir vatana mal olabilir. Aynı şekilde THY’da çalışan işçi yada müdürlerin önemsiz gibi görülen küstah davranışları gün gelir yıllarca büyük özveri ile elde edilmiş kazanımlarımıza mal olablir...
İşte buna benzer bir durum yaşandı geçen gün yurtdışı yolculuğumda.
Fazla uzatmadan anlatayım meseleyi.
THY yolcusu olarak bağajlarımı teslim etmek için Konya Havaalanı’na geldim. Türkiye ziyaretimiz sonrası Malezya’ya geri dönüyoruz. Herşey çok güzel, normal akışında devam ediyor. Konya’dan İstanbul’a oradan da geldiğimiz yere, Malezya’ya uçacağız. Elit kartımız var.
Bağaj alım işlemini yapan bayan eleman Konya’dan uçtuğumuz için bize iç hatlar kilo uygulamasını yapmak istediğini söylüyor. Gerekçesi ise Istanbul’dan binmediğimiz içinmiş. Oysa daha öncelerden de aynı şekilde valizlerimizi Konya’dan veriyor, bağlantılı olarak Kuala Lumpur’dan alıyorduk. Yıllardır bu şekilde yapıyoruz ve hiçbir sorunla da karşılaşmıyorduk.
İşte yeni olmalı ki bayan eleman müdürünü çağırıyor. Müdüre durumu anlatıyorum. Bağajlarımızın hernekadar Konya’dan veriliyor olsa da Kuala Lumpur’a gideceğini söylüyorum. Buna rağmen müdür küstah tavırlarla ısrar ediyor ve diyor ki “İstanbul’dan binseydiniz dışhatlar tarifesi uygulanırdı ama Konya’dan uçtuğunuz için içhatlar tarifesi uygulanır ve yarı yarıya kilonuz hesaplanır” diyor. Sonra da ekliyor fazla kilolarınızın ücretini ödemelisiniz...
Beyefendi diyorum biz valizlerimizi Istanbul’dan almayacağız, direk Konya’dan verip Kuala Lumpur’dan alacağız.
Ama müdür anlamak istemiyor ve küstah tavırlarla “kural değişti, artık bundan sonra Konya’dan verdiğiniz için içhatlar uygulaması yapılacak” diyor.
Üstelik sırada bekleyen yolcular benim haklı olduğumu, yurt dışı bağlantılı olduğu için kilo hesabının ona göre olması gerekitğini müdürün anlayacağı dilden kibarca anlatmaya çalışmalarına rağmen bu müdür anlamak istemiyor.
“Beyefendi bu uygulamanın ne akla ne de mantığa uyar bir tarafı yok” dediğimizde, bize “bizim akılla işimiz yok, mantığa da uymasına gerek yok. Bizde kural işler” deyip kestirip atıyor...
Eğer THY akıl ve mantığı bir kenara bıraktı ise benim diyecek bir şeyim yok. Aklı ve mantığı bir kenara bırakan hiç bir kurum varlığını sürdüremez, sürdürmesi de mümkün değil.
Sırada bekleyen yolcular bu müdürün yaptığı keyfi uygulamanın çok yanlış olduğunu yüksek selse söylüyorlar ve eğer böyle bir uygulama varsa bile müşterilerin bilgilendirilmesi gerektiğini hatırlatıyorlar.  Kendisini şikayet edeceğimizi söylediğimizde bize “nereye isterseniz oraya kadar yolunuz var” diyor ve adını Olgun Taşçı olarak bir kağıda yazıp veriyor, fotoğraf çekmemize de izin vermiyor...
İnsanın aklına şu geliyor, acaba THY elemanları için “ne kadar kilo o kadar bonus” diye bir uygulama mı başlattı da biz yolcuların haberi yok.
Eğer öyle ise vay THY’nın haline. Dalavere ile kilodan kazanmayı düşündüğü üç kuruş için milyon dolarlık yatırımları ateşe veriyor.
İhmalkar davranıldığı zaman nasıl ki bir çivi vatana malolabiliyorsa, ferasetten yoksun bir müdür de koca THY’na mal olabilir.
THY ne işçilerinin ne de müdürlerinin babalarının malı olmadığına göre, THY’nı zarara sokmalarına fırsat verilmemeli, onların kabrislerine kurban edilmememeli diye düşünüyorum...
Bu da benden bir yurttaşlık hatırlatması...
Doç.Dr.Saim Kayadibi