FAİK KAPTAN

Hep kahvenin mi olacak? Belki çakmağın da olur…
Yıl 1979. Havalimanı Muhabirliğim daha yeni. Yeşilköy Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde Hürriyet’in ofisinde oturuyorum. Öğle saatleri. 34 yaşındayım ve de o tarihlerde sigara içiyorum (İçmez olaydım).
Kapıdan içeriye 40’lı yaşları biraz geçmiş, saçlarında beyazları olan, lacivert ceketli, acık renk pantolonlu ve titizlikle bağlanmış bir kravatı olan bir beyefendi girdi.
Nazikçe elimdeki sigarayı işaret ederek, “ Ateşinizi alabilir miyim? “dedi.
O tarihlerde bırakın binalarda içmeyi, uçakların içinde bile sigara içiliyordu.
Tabi ben de bu nazik beyin sigarasını yakması için elimdeki izmariti değil de cebimdeki çakmağı uzattım ve kendisinde kalabileceğini söyledim.
Çakmağı aldı, sigarasını yaktı ve çakmağın üstündeki “ Hürriyet” yazısını göstererek, “ Biliyor musunuz bu çakmakları ben üretiyorum” dedi.
Ben de “ Nasıl yani?” diye sorunca aramızda şöyle bir muhabbet başladı:
“ Erol Bey (Simavi) benim arkadaşımdır. Hürriyet’in bütün promosyon işlerini ben yapıyorum. Yani sizlerin okuyuculara dağıttığınız çakmak ve kalem gibi gereçleri ben imal ediyorum.”
Kendisini oturması için davet ettim.
Oturunca kendisini tanıttı; “ Benim adım Erdoğan Demirören”
Erdoğan Bey o zaman iş dünyasında oldukça tanınmış bir kimseydi.
Kısa süre sohbet ettik.
Aradan yıllar geçti. Zaman zaman Atatürk Havalimanı’nda karşılaştık. Birbirimizi gördüğümüz zaman selamlaştık. Erdoğan Bey o çakmağı unutmadığı gibi tanıştığı simayı da unutmamıştı.
GELELİM HATIRA.
Öncelikle HÜRRİYET patronluğunuz hayırlı olsun. Görüldüğü gibi Erdoğan Beyin Hürriyet’le ilişkisi yeni değil, 70’li yıllara kadar dayanıyor.
Bunları niçin yazdım?
Hürriyet’ten ayrılışımdan sonra eksik olmasın TAV İcra Kurulu Başkanı Sayın Sani Şener’in destekleriyle konuları ağırlıklı olarak Havalimanı olan bir kitap yazıyorum. Yazım işlemi hemen hemen bitti. Ancak fotoğraflı olacağı için, bazı fotoğrafları ve küpürleri bulmakta zorluk çekiyorum.
Sizlerden ricam yalnız kendim için değil, bütün okuyucular için. Hangi aklı evvelin fikriyse bilmiyorum, zira Hürriyet arşivi, bina içi şifreli olduğu için faydalanmak mümkün değil.
Kendime ait fotoğraf ve haberlerime bile ulaşamıyorum. Sizin sahibi olduğunuz Milliyet gazetesindeki uygulama veya Cumhuriyet Gazetesinin bedelli uygulaması gibi yöntemler niçin yapılmaz?
Hürriyet’in arşivi sanki devletin kozmik odası gibi. Bu konuda yeni ekibinize bir talimat verirseniz vatandaşlar bedeliyle de olsa aradıkları, merak ettikleri konulara ulaşabilsin.
Özellikle, bir espiri bile olsa üstünde Hürriyet yazan sarı, küçük bir çakmağın 40 yıllık hatırı varsa gerçekten sevinirim.
Evet, hep kahvenin mi hatırı olacak? Bu kez de çakmağın hatırı olsun.