Türk Hava Yolları’nın (THY) hizmet politikasını eleştiren Milliyet Gazetesi yazarlarından Abbas Güçlü, “Bize çektirdiğin artık yeter!” şeklinde tepki gösterdi.

Son günlerde büyük artış gösteren rötarlar nedeniyle her kesimden tepki çeken THY’ye, bir eleştiri de Milliyet Gazetesi yazarı Abbas Güçlü’den geldi. THY uçuşlarında birçok sorun yaşandığını ancak buna rağmen yetkililerin ne açıklama ne de özür dileme gibi bir davranışta bulunmadığına dikkat çeken Güçlü, ‘THY’de neler oluyor’ isimli yazı ile THY’deki sıkıntıları dile getirdi.

İşte o yazı:

THY’de neler oluyor?

Son günlerde uçakla bir yerden bir yere gideniniz var mı?

Hele bir de THY ile yolculuk yaptıysanız, sabır testlerinin en büyüğünden geçmişsiniz demektir.

Dünya markası olmasıyla övündüğümüz, gururlandığımız, yere göre sığdıramadığımız, THY’ye son günlerde bir haller oldu!

Termometrelerin 40, 45 dereceyi gösterdiği şu günlerde, ya uçağın içerisinde, klimaları bile çalıştırmadan, onlarca dakika bekletiyorlar ya da havada, uçuş saatinden çok daha fazla tur attırıyorlar.

Gökyüzünde bir saatten fazla tur atacaksa, o uçak, geldiği havaalanından niye kaldırılıyor?

Ya da uçak içerisinde onca süre bekletilecekse, uçağa niye bindiriliyor?

Tüm bu eziyetler için ne bir özür dileyen var ne de bilgilendiren.

Hosteslere soruyorsunuz, hiçbir cevap yok!

Çünkü yalan söylemek istemiyorlar.

Sorunun ne olduğunu bilmiyoruz ama THY’nin ya da Devlet Hava Meydanları’nın toparlanma zamanı geldi de geçiyor.

Yeni hava limanını da bu kafayla işletmeye kalkarlarsa, büyük bir özveriyle hayata geçirilmeye çalışılan bu devasa projeye, en büyük kazığı onlar atmış olur.

THY, bir zamanlar, her şeyiyle gerçekten de kartaldı.

Yemekleri, sunumları, uçuşlarındaki dakikliği, servis kalitesi ve en önemlisi de yolculara saygısı, dünya standartlarının çok üzerindeydi.

Oysa şu anda, hemen her konuda nal topluyor.

Sorunların bir kısmı, taşınma hazırlığı içinde olan Devlet Hava Meydanları’ndan kaynaklanıyor olabilir ama bir bölümünden direkt kendileri sorumlu ve toparlanmalarının zamanı geldi de geçiyor!..

Havadaki turlar ve uçaktaki beklemeler, rötardan sayılmıyormuş.

Bu yüzden, dünya klasmanındaki yerlerini, akıllarınca kurtarıyorlarmış!

Peki, ya havadaki boşuna turların maliyeti ve uçak içindeki işkence nedeniyle çizilen imajları?

Bunların hiç mi önemi yok?

Bir marka kolay yaratılmıyor ve böylesi bir itibar erozyonuna uğratılmasına, hiç ama hiç kimse, asla göz yummamalı!

THY’de, her şeye rağmen hâlâ değişmeyen tek şey, uçuş personelinin gülen yüzü, samimi hizmeti ve başka hava yollarında zor rastladığınız görev disiplini.

Umarız, bu hep böyle devam eder.

Yoksa yeniden aynı noktaya gelmeleri çok zaman alır!

Bilet fiyatları

THY, tıpkı Japon ürünleri gibi, önce, bizi uçmaya alıştırdı, şimdi ise adeta soyuyor!

Bilet fiyatları, öyle bir hal aldı ki, bir yerden, bir yere, özellikle de tatil yörelerine uçmak için adeta bir servet gerekiyor. Oysa Son Başbakan Yıldırım, uçuşlara üst sınır getirmişti. Hadi, enflasyon oranında artsın ve bölgeler arası fiyat düzenlemesinde adil olsun ama ara ki bulasınız…

Son 10 yılda, havayolu ulaşımında bir çığır açtık ve THY’yi bir dünya markası haline getirdik.

Dahası, dünyanın en büyük uçuş ağına sahip olduk ve zengin, fakir herkesin yararlanabileceği bir konuma ulaştırdık.

Ve bu işler, hiç kolay olmadı! Ne olur, bu zor kazanımları hovardaca harcamayalım, el birliği ile koruyalım…

Yemekler?

THY yemekleri, hem iç hatlarda hem de dış hatlarda dillere destandı.

Dış hatlarda hâlâ öyle gibi ama iç hatlarda, eskisiyle kıyaslanamayacak noktalara gelindi.

Belli ki maliyeti kaldıramıyor.

Peki, o zaman, o eski hovardalıkları niyeydi?

Neredeyse hiç kullanılmayan zeytinyağı tüpleri ve piknik sepeti benzeri kutulara harcanan milyonlarca liranın hiç mi hesabı sorulmayacak?..

İnişler?

40, 50 dakikalık bir uçuştan sonra, ortalama bir saat, uçaktan inemediğimiz, çok oldu.

Elbette kasıt aramıyoruz ama dahi iyi bir işletmecilikle, şikâyetler asgariye indirilebilir. Ama kimi, kime şikâyet edeceksiniz!

Atalarımız, “müşteri, velinimet” derdi.

Bugün bu sözün, artık sanki hiçbir geçerliliği kalmadı.

THY, sorunların çoğu bizden değil DHM’den ya da AnadoluJet’ten kaynaklanıyor diyerek, şikâyetleri sakın ola halının altına süpürmesin!

O artık bir dünya markası ve liyakat, kurumsallık, sürdürülebilirlik çok önemli!

THY, diğer havayolu şirketlerine hep örnek oldu, olmaya da devam etsin ki, dünya liderliğini devam ettirebilsin!..

Özetin özeti: THY, seni çok seviyoruz ama bize çektirdiğin artık yeter! Yoksa, tek yönlü tüm aşklar gibi, bu sevda da kalıcı olmaz!..