Türkiye'nin ilk ve tek havacılık dergisi 19 yaşında News of Sky E- Dergimizi ayda en az 500 bin kişi okuyor. Reklam Müdürü Deniz BursalıTel: 0530 461 49 92

Gökyüzü Haberci E-dergisini okumak için tıklayınız

Atatürk Havalimanı’na ancak 50 yabancı havayolu şirketinin uçuş düzenlediği bir ortamda, İstanbul Havalimanı’nın bu rakamı katlayarak ‘hub’ (şirketlerin transit yolcu ağırlıklı merkezi) olması çok zor görülüyor.

Airporthaber Yazarı Murat Herdem, ‘Yeni havalimanı açılışına yalaka gazeteciler yerine kimler gelmeliydi?’ başlıklı yazısında çok çarpıcı bir analizde bulundu. “Atatürk Havalimanı’na uçan havayolu şirketi sayısı (50 civarında), Avrupalı rakiplerin çok çok gerisindedir.” diyerek çok önemli bir konuya dikkat çeken Herdem, “Paris’e 105, Tayland’a 97, Frankfurt’a 86, Heathrow’a 84 havayolu şirketi uçarken neden İstanbul Atatürk Havalimanı’na sadece 50 havayolu şirketi geliyor diye üzerinde kafa yormamız gerekmiyor mu?” şeklinde haklı bir uyarıda bulunuyor.

Herdem ayrıca 2016’daki hain darbe girişiminden hemen önce ve sonrasında Türkiye’yi terk eden havayolu şirketlerinin de Türkiye’ye biran önce döndürülmesi konusunda ciddi çalışmalar yapılması gerektiğine vurgu yapıyor.

Muarat Herdem’in işte o yazısı:

Çok konuştuk, üzerinde çok tartıştık… 42 ayın sonunda yeni havalimanını gösterişli bir törenle hizmete açtık. Öncelikle, böylesine büyük bir projenin hayata geçirilmesinde katkısı olan herkesi tebrik etmek gerekir. Gerçekten ciddi emek ve para harcanarak ortaya çıkan İstanbul Yeni Havalimanı’nın zamanında bitirilmesi ve yüzde 100 olmasa da natamam haliyle operasyonlara açılması, olağanüstü bir çabanın sonucuydu.

Genel olarak havalimanının terminal bölümünde göze çarpan bir eksiklik yok gibi ancak sanıyorum PAT sahasında, operasyonun gerçek anlamda başlayacağı tarihe kadar yapılacak epey iş var.

Terminal işlevsel, mimari başarılı ama her şey açılışa katılarak televizyonlarda güzelleme yapan gazetecilerin anlattıkları gibi toz pembe de değil. Bana göre asıl maç şimdi başlıyor.

İşin inşaat kısmından daha önemli olan tarafı; operasyonu sağlıklı şekilde yürütebilmek ve yabancı şirketleri havalimanına çekebilmek…

Operasyonun tam kapasite ile başlayacağı tarihe kadar, apron tarafındaki işlerin biraz daha rayına oturtulacağını ve özellikle iki pistin sorunsuz şekilde faaliyete alınması ile birlikte operasyonel anlamda çok fazla sıkıntı yaşanmayacağını düşünüyorum. Mutlaka ara ara sıkıntılar yaşanacaktır ancak Atatürk Havalimanı’nın da şu anki haline hiç sorunsuz şekilde gelmediğini, zaman zaman ciddi aksaklıklar ortaya çıktığını ve bunların süreç içerisinde düzeltildiğini unutmayalım.

Geçelim işin pazarlama kısmına… Bence işin en önemli kısmı tam da burası. 42 ayda böyle bir havalimanını bitirmekle övünürken meselenin sadece inşaat olmadığını, buraya yolcu taşımanın, hafriyat kamyonuyla toprak taşımaktan daha zor olduğu gerçeğini görmemiz gerekiyor.

Israrla altını çizmekte fayda görüyorum. Sadece Türk Hava Yolları ile Türk sivil havacılığı hedeflediği noktaya ulaşamaz. Mutlaka yerli şirketler güçlendirilmeli, yabancı şirketler Türkiye’ye bir şekilde çekilmelidir. Ne açılışta ne tanıtımlarda adı anılmayan Atlasglobal, Onur Air, Pegasus, Freebird, Corendon, Tailwind gibi şirketler de bu ülke havacılığının temel taşlarıdır.

Bugünkü durumda öncelik verilmesi gereken konulardan en önemlisi yabancı müşteri talebinin azlığıdır. Atatürk Havalimanı’na uçan havayolu şirketi sayısı (50 civarında), Avrupalı rakiplerin çok çok gerisindedir. Paris’e 105, Tayland’a 97, Frankfurt’a 86, Heathrow’a 84 havayolu şirketi uçarken neden İstanbul Atatürk Havalimanı’na sadece 50 havayolu şirketi geliyor diye üzerinde kafa yormamız gerekmiyor mu?

1.4 milyar nüfuslu Çin’den neden sadece tek bir havayolu şirketi (China Southern) Türkiye’ye geliyor?

1.3 milyarlık Hindistan’dan neden hiçbir havayolu şirketi Türkiye’ye uçmuyor? Air India, Air İndigo neden gelmiyor?

Bir milyar nüfuslu Amerika kıtasından (ABD, Kanada, Brezilya gibi ülkeler dahil) havayolu şirketleri hiçbir cazibesi olmayan Tel Aviv’e uçarken neden Türkiye’yi tercih etmiyor?

THY aşağı THY yukarı ile olmaz bu işler. Merak ediyorum, 29 Ekim’deki açılış törenine hangi yabancı havayolları davet edildi? Veya herhangi biri davet edildi mi?

Bugün hala 2016’daki hain darbe girişiminden hemen önce ve sonrasında Türkiye’yi terk eden, Austrian Airlines, Iberia, Alitalia, SAS, Finnair, Aer Lingus, EVA Air, Air Canada, Swiss, Delta, United, Czech Airlines, Hainan Airlines, Bulgaria Air ve Air Serbia gibi şirketler Türkiye’ye dönmedi.

Neden dönmüyorlar, dönmeleri için ne yapıyoruz?

Bunu düşünmek, buna kafa yormak lazım biraz da…

Atatürk Havalimanı’na 50 havayolu şirketinin geldiği gerçeği önümüzde dururken yeni havalimanına 250 havayolu şirketi hedefi konuluyorsa, bunun altını da doldurmak, gerçekçi hedeflere doğru ilerlerken önce kaybettiklerimizi kazanmanın formüllerini aramak zorundayız, öyle değil mi?

Mesela ben isterdim ki, bu açılışta Türkiye’ye uçmayan havayollarının CEO’ları olsun, “kuşlarla konuşarak rotalarını değiştirtiriz” diye saçma sapan konuşan yalaka gazetecilerin yerine onlara havalimanı gezdirilsin, İstanbul anlatılsın, Türkiye tanıtılsın. Neden Türkiye’den vazgeçtikleri sorulsun, neden yeniden gelmeleri gerektiği ince ince anlatılsın…

Israrla ve tekrarla altını çizerek vurguluyorum.

Air France’ın, Delta’nın, United’ın, Air Canada’nın, Swiss’in, Iberia, Air India’nın, Air China’nın, Hainan’ın inmediği, Boeing 747’lerin Airbus 380’lerin inip kalkmadığı bir havalimanı bölgesinde hub olamaz. Hiç boşuna kendimizi kandırmayalım. Aksi halde kendimiz çalar kendimiz oynarız.

“KUŞLARLA KONUŞALIM” DİYEN GAZETECİ!

Yeni havalimanı açılış töreninde kurulan canlı yayın localarında havacılığı pohpohlayarak siyasilerin “aferinini” almak için sıralanan gazeteciler vardı. Onlardan biri, havalimanındaki kuş göç yolu sorunu için, “ Kuşlarla konuşup buranın uçaklara ait olduğunu ve kendilerine başka bir rota bulmaları gerektiği konusunda ikna etmemiz” gerekir türünden bir yorum yaptı. Sormak istiyorum, 1952 yılında açılan ve kuş göç yolları üzerinde inşa edilen Atatürk Havalimanı’ndan 65 yıldır kuşlar vazgeçmiş mi?

Aslında orada asıl söylemesi gereken, özellikle Mart - Nisan ve Eylül ve Kasım ayları arasında en yoğun kuş göçlerinin tespit edildiği, yılın 107 gününde şiddetli rüzgarların ölçüldüğü havalimanındaki risklere dikkat çekmek, leylek, kartal ve şahin sürülerinin geçtiği o rotada uçakların risk altında olduğunu söylemek. Ama o bunları söylemek yerine, kuşlarla konuşalım diyor.

Ne denir ki?

Trajikomik bir durum...

TC-TUR’a binememe korkusu sözüm ona gazetecilere neler saçmalatıyor şaşırıp kalıyorum.