Üniversite adayları belki de hayatlarının en zor sorusuna yanıt arıyor. ‘Hangi üniversitede okumalıyım, hangi bölüm hayatımın bundan sonraki bölümünde beni mutlu edecek, istediğim bölümü seçtiğimde ya gelecekte işsiz kalırsam?’ Kafalarını kurcalayan bu sorularla tercih listesi hazırlayan adaylara Prof. Dr. Erhan Erkut’tan altın değerinde öneriler geldi. Mef Üniversitesi Rektör Yardımcısı Erkut’a göre tercih listesinin de sıralamanın da önemi yok. Önemli olan seçilecek üniversitenin 21. yüzyıl yetkinliklerini ne kadar geliştirebildiği…

HER ŞEYİ ÜNİVERSİTEDEN BEKLEME

Türkiye’de girişimcilik ve yetkinliklerin geliştirilmesi konusundaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Erhan Erkut, Habertürk’te yayınlanan ve Dr. Görkem İldaş’ın hazırlayıp sunduğu Yolun Başındayken programında üniversite adaylarına önemli uyarılarda bulundu. ‘Diploma tek başına hiçbir kapıyı açmaz, iş sende bitiyor. Önemli olan kendini hangi bilgi, beceri ve yetkinliklerle donattığın’ dedi. Erkut’un tercih belirleyen üniversite adaylarına tavsiyeleri vardı. ‘İş öğrenciye kalıyor’ diyen Prof. Erkut, ‘Sadece üniversitenin sana verdikleriyle yetinirsen hiç bir şey olmaz senden. Çünkü üniversiteler maalesef hala içerik odaklı bir müfredatla yetiniyorlar. 21. Yüzyılda öne çıkanların, beceriler,duygusal ve sosyal zeka ve yetkinlikler olduğunu fark etmediler. Öğrenme ve okur yazarlık becerileri, esneklik, duyarlılık, kültürlerarası yetkinlikler, eş değer düşünme, problem çözme, takım çalışması, iş birliği, sunum teknikleri, iletişim becerisinin geliştirilmesi şart. Üniversitelerin bu konuda üzerlerine düşeni yaptığına inanmıyorum ‘ diye konuştu.

‘DİPLOMA NE YETERLİ NE GEREKLİ’

İldaş’ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Erkut’a göre diploma ne yeterli ne de gerekli. ‘Bazı öğrenciler üniversite okumadan da başarılı olabilir’ diyen Erkut, Google örneğini verdi. ‘Günümüzde Google' ın işe aldığı elemanların %10-15' i üniversite diplomasına sahip değil. Bazıları da Türkiye'de gördüğümüz gibi üniversite diplomasını aldıktan sonra iş bulmakta zorlanıyorlar çünkü vasıfsızlar’ diye konuştu.

YETKİNLİK LİSTESİNDE BİR NUMARA: ADAPTASYON

Geçlerin geliştirmesi gereken yetkinliklerini sıralayan Prof. Dr. Erkut’a göre bir numaralı yetkinlik adaptasyon. Yani, hızla değişen dünyaya ayak uydurabilmek… Erkut’a görebunun için öğrencinin ‘özyönlendirme’ becerisinin de gelişmesi şart. Pekinedir özyönlendirme becerisi? Prof. Erkut bu soruya şöyle yanıt verdi. ‘Kendi kendini yönetebilmek, kendi kendine öğrenebilmek, karar verebilmek, stresini ve zamanı yönetebilmek. Hangi üniversiteye giderseniz gidin diplomanızın raf ömrü 4-6 yıl arasında. Durum böyleyken, 65 yaşına kadar çalışacaksın, 50 yıllık bir kariyerin olacak, 5 yıllık benzinle yola çıkıyorsun. Geri kalan 45 yılda senin kendi kendine yeniden öğrenmeyi, kendini yeniden yaratmayı becerebilmen gerekiyor. Onun için adaptasyon becerisi çok önemli.’

‘EĞİTİM SİSTEMİMİZ TAKIM ÇALIŞMASINI SABOTE EDİYOR’

Sosyal ve duygusal zekanın önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Erkut’un eğitim sistemine yönelik eleştirileri de vardı. ‘Maalesef bizim testlerimiz birikimi ölçüyorlar, bilgiyi ölçüyorlar bazıları zekayı ölçmeye çalışıyor ama konuştuğumuz büyük kurumların hepsi sosyal zeka ve duygusal zeka diyor, mülakat diyorlar, müzakere becerileri, takım çalışması diyorlar. Bakın Türkiye'de en geri olduğumuz konulardan bir tanesi bu. Bütün işverenler takım çalışmasını en tepeye çıkartıyor ama maalesef Türk eğitim sistemi takım çalışmasını tamamen törpülüyor hatta sabote ediyor. Öğrencileri sürekli bireysel olarak yarışa tabii tutarak. Bunu ben görüyorum üniversite öğrencilerinde, Pisa da görüyor. Takım ile birlikte, iş birlikçi problem çözme sınavında sonuncuyuz.’

AKTİF ÖĞRENME NEDİR?

Prof. Dr. Erkut ‘a göre bu noktada asıl önemli olan: aktif öğrenme zira takım çalışması için olmazsa olmaz. Yani ‘aktif öğrenme’ uygulayan üniversitede öğrenci, ister istemez arkadaşlarıyla beraber çalışmak ve birlikte öğrenmek zorunda. Erkut, ‘Öğrenciye takım çalışması, proje yaptırıyorsan , takım çalışması becerilerini geliştirdiği gibi sunum teknikleri becerilerini de geliştiriyor, duygusal zekası da gelişiyor. Birlikte başarmayı öğreniyor’ diye konuştu. Prof. Dr. Erkut’a göre üniversite seçerken aranması gereken özellik tam da bu. ‘Sıralamaları falan bir kenara koyalım özellikle buna bakalım. Üniversite, 21.yüzyıl yetkinliklerini ne ölçüde geliştiriyor, çantanın içine doldurman gereken parçaları sana ne kadar sağlıyor?’

İŞ ÖĞRENCİDE BİTİYOR!

Peki girişimcilik dersine giren çocuk girişimci olur mu? Prof. Dr. Erkut’a göre yanıt ‘Hayır’. ‘Tek dersle kimse girişimci olmayı falan beklemesin ama girişimciliğin de bir metodolojisi var. Girişimcilik öğrenilir ama bitirdikten sonra girişimci mi olursun? Hayır. Girişimcilik ekosisteminin bir parçası olabilirsin. Belki bir melek yatırım ağında çalışabilirsin. Zaten biz herkese üniversiteyi bitirir bitirmez girişimci olmayı önermiyoruz, yapmayın bunu diyoruz. Aktif öğrenme bu değil, aktif öğrenme öğrencinin sınıfta tartışabilmesi, fikrini söyleyebilmesi, soru sorabilmesi ve öğrendiği şeyin üstüne bir şeyler koymaya çalışması.‘

FLIPPED LEARNING İLE EĞİTİM TERS YÜZ OLDU

MEF Üniversitesinde uygulanan ‘ flipped learning’sisteminin mantığının da aynı olduğunun altını çizen Prof. Erkut, ‘Öğrenmenin daha kolay olan bilgisel yükümlülüğün daha hafif olduğu kısmı sınıftan eve aktarıyoruz. Sınıfta daha zor olanı yapıyoruz. Yani uygulama yapıyoruz’ dedi. Prof. Dr. Erkut’a göre sistem hocaları da rahatlatacak.‘Yani hoca aslında yapması gerekeni yapsın diyoruz. Bilgi nakli hoca için çok düşük seviyede bir iş. Hocanın çok daha fazla kapasitesi var. Bilgi nakliyle hocanın ve öğrencinin zamanını harcamıyor muyuz? Bu çocuklar zaten videolardan öğreniyorlar. Bu çocukların doğal öğrenme biçimi ikili üçlü gruplar halinde kısa videolar izleyerek öğrenme. İşte flippedlearning’in bütün yaptığı bu’ diyen Prof. Erkut,’a göre çağa uyan tek eğitim biçiminin de bu…

ÜNİVERSİTEYE KAPAĞI ATTIN AMA…

Peki üniversiteye adım atmakla iş bitiyor mu? Prof. Dr. Erkut’a göre asıl iş o zaman başlıyor. ‘Her şey yeni başlıyor ve eğer orada sen inisiyatifi almazsan, aktif olarak kendi kendini geliştirmekle uğraşmazsan, ikinci dil öğrenmezsen, çalışmazsan, sonunda hiç bir işe yaramayan bir mezun olabilirsin. Kimse sana gelip de burada kuluçka merkezi var gel gir arkadaşım demez, aslında bu ortam sağlanmışsa bütün şartları zorlaması lazım öğrencinin’ diye konuştu.