Doç. Dr. Necmettin Çalışkan Milli Gazete yazarı,İstanbul Atatürk Havalimanı, 50 binden fazla kullanıcının oyladığı bir araştırmada 5 üzerinden 4,16 puan almış ve bu sonuçla, dünyanın en iyi havalimanları listesinde Singapur ve Zürih’in ardından üçüncü sıraya yerleşmiş.

Ne güzel bir haber! Ama bir haber daha var: Biz ülke olarak bu havalimanını kapatıp yerine milyarlarca dolar harcayarak yeni bir havaalanı yaptık.

Paramız çok olup ne yapacağımızı şaşırdığımızdan değil elbet. Harcanan para üretime yönelik olsaydı ülke kalkınır, istihdama sorununun çözümüne katkı sağlar, eğitim, sağlık ve tarım sektöründeki birçok probleme merhem olabilirdi. Ama olmadı.

Nasıl ki, tarihte bazı dönemler belli yapılarla ve işlerle tanınır. İşte AK Parti dönemini de anlatacak en iyi proje zannederim İstanbul Havalimanı projesi olacak. Bir yandan eskisine nazaran fazladan katkı sağlamayan boşa harcanmış milyar dolarlar; bir yandan da dünyanın sayılı havaalanlarından birisi olan muazzam bir yapı.

Nereden bakmak isterseniz.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre havalimanının konumu, uçakların Bulgaristan hava sahasını kullanmadan inmelerine imkân vermiyor. Bu nedenle Türkiye her inen uçak karşılığında Bulgaristan’a ödeme yapmak durumunda kalıyor. Ülkenin coğrafi genişliği yetmemiş!

İlgili bakanlık açıklama yaptı, açıklamaya göre iç hat uçuşlarına hazineden ödeme yapılmayacakmış. Ne büyük lütuf! Peki, başka kurumdan yapılacak mı? Enflasyon rakamları da dâhil her şeyi tahrif edenlerden, laf cambazlığı ve her türlü kelime kurnazlığı beklenir. Sorunlar bununla sınırlı olsa keşke.

Bitti mi? Hayır.

İstanbul Havalimanı kuşların göç yolları üzerinde olduğu için iniş ve kalkış sorunlu. 20 Mayıs tarihli haberlere göre, “Rüzgâr nedeniyle Cuma günü yaklaşık 2 saat boyunca İstanbul Havalimanı’na uçaklar iniş yapamadı.” Diğer taraftan İstanbul Havalimanı henüz bir kış mevsimi geçirmediğinden sorunun büyüklüğü henüz tespit edilebilmiş değil. İç hat uçuşlarının tekrar Atatürk Havalimanı’na yönlendirilmesi konuşuluyor.

Bitti mi? Hayır.

Net rakamları bilmiyorum ama bir yolcu olarak gözlemlerimi aktarayım. Dev binalar yapılmış, eski havalimanı ile yeni havalimanı arasında yolcu sayısı olarak zannederim totalde hiçbir şey değişmedi. Hatta Sabiha Gökçen’in bu süreçteki büyümesine bakarsak buradaki eziyeti çekmemek için yolcuların çoğu Sabiha Gökçen Havaalanı’na kaydı. Dolayısıyla küçülmeden söz edilebilir.

Masraf var gelir yok!

Bitti mi? Hayır.

Alana inen her uçak dakikalarca taksi modunda gitmek zorunda. Yolcular da inerken ve binerken binlerce adım yürümek durumunda. Yürümede güçlük çeken yaşlılar ve sağlık sorunu yaşayan insanlar mutlaka görevli ekiplerden yardım almak mecburiyetinde.

Terminal binasında her yirmi-otuz metrede bir tişörtünde “bana sor” yazılı gençler etrafta cirit atıyor. Gözünüzün alabildiğine uzaklara kadar giden onlarca metre eninde, yüzlerce metre uzunluğunda koridorlar var.

Dünyanın en büyük yatırımı, ama gelin görün ki bir hiç uğruna harcanmış para. Yarım yamalak, sırf gösteriş için yapılmış hizmet görünümlü yapı. Kamuya maliyeti kadar işletme giderlerinin yüksekliği vatandaşa fazlasıyla yansıtılıyor. Düşünün ki havaalanına ulaşım için ödenen taksi ücreti, uçak biletinin iki üç katına ulaşıyor. Geliş katı ucubesi yolcuyu ulaşımı tekelleştirmiş olanların ağına düşürmek için kurulmuş tuzak gibi. Yolcu sayısı artmadı, biletler ucuzlamadı, daha hızlı ulaşım olmadı. Peki, niye yapıldı? Ya peki eski havaalanı ne oldu? Yabancılar eskisinin kapatılıp yerine park yapılacağını duyduğunda kahkaha atıyor.

Rezalet, yolsuzluk, usulsüzlük, iş bilmezlik, rant, beceriksizlik, ucube ve her türlü olumsuzluk bir yapıda ancak böyle birleşebilirdi. Ve sonunda da halka hizmet olarak yutturulan en büyük icraat bu. Getirisi bir hiç olan, milyar dolarlar harcanan dev yapı.

Buna benzer yatırımları saymakla bitiremeyiz… İyimser rakamla 10 bin kişinin maç izleyeceği yere yapılan, 40 bin kişilik devasa statlar bir örnek olarak karşımızda durmaktadır.

Peki, ilgili kurum yöneticileri neyle meşgul derseniz; uçağa alınmayacak gazeteleri elemekle, rakip partinin yönetimine geçen devletin su şirketini tecrit etmekle ve referansı zayıf elemanları tasfiye etmekle.

Tabi havaalanı inşaatında yaşanan iş kazaları ve ölümler de ayrı bir konu olarak ele alınmayı bekliyor…