Faik Kaptan

Türkiye’mizin gözbebeğiydi. Türk sivil havacılığına 86 yıl boyunca hizmet verdi. 7 Nisan’da ticari uçuşlara kapatıldı. Hepiniz anladınız, Atatürk Havalimanı’ndan bahsediyorum.
 Benim ömrümün 41 yılı orada geçti. Ayrılırken tabi ki hüzünlendik. Şimdi yeni havalimanı, yani İstanbul Havalimanı’ndayız.
 Bizlere oradan ayrılırken ayrıldığımız yerlere hep güzel şeyler yapılacağı söylendi. Özellikle Millet Bahçesi yapılacak deniyordu. Ancak daha devir teslim bitmeden fecaat olarak adlandırabileceğimiz olayların peş peşe gelmeye başladığını duyuyoruz.
 Dün akşam hala orada görev yapan TAV elemanı bir arkadaş büyük panik yaşadıklarını belirterek, “ İnan dün akşamüzeri karşıma kedi büyüklüğünde bir fare çıktı. Ne yapacağımız şaşırdık. Serviste otururken korkuyoruz. Hayvanlar mutlaka aç kaldıkları için terminal içine girmeye başladı. Bizler bir hafta sonra taşınacağız ama burada kalan görevliler ne olacak. Bu arada milli servete yazık ediliyor. İçim acıyor. Milyarlık tesisler, makineler elektrik olmadığı için çürümeye paslanmaya terkedildi. Yürüyen merdivenler, bagaj bantları, yürüme bantları gibi hareketli ekipmanlar atıl kaldığı için yavaş yavaş hurdaya doğru gidiyor. Yazık.” dedi.
 Evet dostlar, Atatürk Havalimanı kapandıktan sonra TAV tarafından DHMİ’ye devrediliyor. Devir teslim işleri henüz bitmedi. İçerde milyarlarca liralık eşya ve makine var. Enerji santralı çalışmadığı için hepsi atıl vaziyette. Sanırım teslim işi birkaç güne kadar tamamlanacak.
 Pekiyi ondan sonra ne olacak? Orada az sayıdaki görevli dışında ortalıkta fareler cirit atacak gibi. Önlem alınmazsa çevre semtler bile tehlikeye girer.
 Benden söylemesi. Yetkili yetkisiz kim varsa bir an önce buna bir çözüm bulmalı. Geç kalınırsa Allah korusun salgın hastalık bile olabilir.
 Sonuç olarak Atatürk Havalimanı bekleyen iki büyük tehlike var.
 Birincisi Fareler, ikincisi çürümeye ve paslanmaya terkedilen milyarlarca liralık milli servet.