Uçaklarda bulunan havalandırma sistemleri, yine uçakların kendi motorları yardımıyla çalışıyor.

Motorlar tarafından emilen havanın önemli kısmı özel yanma odalarında yakılarak itiş gücü elde edilir. Diğer kısmı ise havalandırma sistemine gidiyor.

Uçaktaki klima sistemine gelen hava, kabin içine verilecek sıcaklığa göre ayarlanır ve basınçlandırılır. Zira basınçsız havanın solunması imkansız.

Havanın normalleştirme işlemi tamamlandıktan sonra kabinin üst tarafında bulunan baş üstü bagaj bölümlerinin üzerinden temiz hava uçak içine yayılıyor. Yolcunun hemen başının üzerinde lambaların yanında da havalandırma valfleri yer alıyor. Yolcular isterse bunları açıp kapatabiliyor.

Uçak içerisine verilen hava, tüm kabini dolaştıktan sonra alt kısımdan tekrar içeri alınıyor ve temizlenmek üzere havalandırma sistemine geri gidiyor.

İŞİN PÜF NOKTASI NEREDE ?

Uçak içerisindeki havanın tümü temiz hava değil. Bu havanın bir kısmı dışardan alınan, bir kısmı da içerde solunduktan sonra kirlenen ve sistem tarafından tekrar temizlenen havadan oluşuyor. Gerek temiz hava, gerekse de yeniden temizlenen hava özel filtrelerden süzülerek kabine veriliyor.

Gerek Amerikalı gerekse de Avrupalı sivil havacılık otoriteleri tarafından kabindeki temiz hava oranları belirlenmiş durumda. Yolcu uçakları imal edilip sertifike edilmeden önce bu oranlar üzerinde titizlikle duruluyor. Avrupa Birleşik Havacılık Kuralları JAR’a göre uçakta dakikada yolcu başına 10 feet küp temiz hava gelmesi gerekiyor.

KABİNDEKİ MİKROP SEVİYESİ SÜREKLİ ÖLÇÜLÜYOR

Havacılıkta bu ölçüye ‘cfm’ adı veriliyor. Uçağın uçuş yüksekliği arttıkça kabindeki temiz hava oranı da artması gerekiyor. Ayrıca her uçak için metreküpe düşen virüs veya yabancı madde oranları da sık sık ölçülüyor. Havacılık otoritelerinin bu konuda sıkı kuralları var.

UÇAKTAKİ HAVA İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

British Airways’in Richard Westgate adlı eski bir pilotunun ölümüyle ilgili olarak yapılan araştırmanın sonuçları, uçak içerisindeki hava kalitesini yeniden tartışmaya açtı.

Araştırma sonucunda hazırlanan rapora göre, uçaklardaki havada bulunan zehirli maddeler, uçuş ekiplerinin ve sık uçan yolcuların sağlığını tehdit ediyor. Hazırlanan rapor aynı zamanda, İngiltere’de bu durumu yani uçaklardaki havanın insan sağlığını tehdit edebileceğini resmen kabul eden ilk çalışma özelliğini taşıyor.

Havalandırma sisteminde yaşanabilecek aksaklıklar sonucunda, uçak içerisine verilen havaya, kabul edilebilir sınırların üzerinde bir oranda yağ zerrecikleri karışabileceği ve bunun da uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına (aerotoxic syndrome) yol açabileceği belirtiliyor.

Raporda ayrıca, havayolu şirketlerinin bu duruma karşı tedbir alması da tavsiye ediliyor. Ancak hava kalitesi kaynaklı rahatsızlıklar henüz kesin bir şekilde ispatlanamadığından, havayolu şirketleri bu yönde adım atmaktan kaçınıyor.

Richard Westgate’in ölümüyle ilgili davanın ne şekilde sonuçlanacağı, uçaklardaki hava kalitesinin artırılmasına ilişkin tedbirleri de beraberinde getireceği benziyor.