YUSUF ZENGİN

İstanbul Havalimanı'na inen uçakların körüklere yanaşmasını sağlayan sistem, milyonlarca dolar harcanmasına rağmen çalışmadı.

Genellikle halk arasında uçakların yanaştığı ve körük diye adlandırılan köprülere uçakların hassas yaklaşması gerekiyor. Köprü operatörü doğru yerde duran uçağa kolayca yaklaşmayı sağlıyor ve uçak hızla kapı açıp yolcusunu boşaltıyor.

OLAYIN BAŞLANGICI

Honeywell, 9 Mart’ta, İnternet sitesinde yaptığı açıklama ile İstanbul Havalimanı’nı inşa eden İGA firması ile Advanced Visual Docking Guidance System’ın (A-VDGS / Gelişmiş Görsel Kenetlenme Yönlendirme Sistemi) teslimine yönelik bir sözleşme imzaladığını duyurdu. Honeywell, yeni havalimanının ana terminali için 114 adet A-VDGS imal etti. Bu tip sistemler genel olarak, pilotları basit görsel uyarılar vasıtasıyla yönlendirerek, uçakların havalimanındaki kapılara, hızlı ve güvenli bir şekilde yanaşmalarını sağlıyor. Firma, bu teknoloji sayesinde, yeni havalimanına gelen ve ayrılan uçakların verimli bir biçimde kapılara yanaşarak, kapıların kapasitesinin arttırılacağını açıklamıştı. Sistem, dünyanın birçok yerinde havalimanlarında kullanılıyordu. Honeywell Türkiye ve Orta Asya Yöneticisi o tarihte yaptığı açıklamada aynen şöyle diyordu: “Bizim A-VDGS’miz gibi bir akıllı teknolojiyi kullanarak, İGA, Dünya’nın en yoğunların birisi olacak havalimanında, kapasitenin yönetilmesi, gelecek operasyonların sorunsuz ilerlemesi ve daha da önemlisi yolcu güvenliğinin maksimize edilmesi konularında, oyunun ilerisinde kalabileceğini garanti altına alıyor.”

Ama öyle olmadı. Sistem neredeyse bir gün bile doğru çalıştırılamadı. Taraflar birbirlerini suçladılar. Zaman geçti, havalimanı tam kapasiteyle devreye alındı. Bu sistemin çalışmaması yüzünden ciddi aksamalar ve zaman kayıpları yaşanmaya başladı. İGA yani İstanbul Büyük Havalimanı şirketi Honeywell’den vazgeçerek yeni bir arayışa başladı. Bir Fin şirketiyle temasa geçildi. Doğan zararın miktarını bilmiyoruz ama bunun neresinden dönülürse o kadar kâr yazmaya başlayacağı da bir gerçek.

Atatürk Havalimanı neden kapatıldı?

Hamdi Topçu, “ ‘Yerel’den Global’e’ THY’nin Yükseliş Dönemi” kitabında aslında ilk işareti kapakta veriyor.

Ne diyor Hamdi Topçu bu döneme “Yükseliş Dönemi”

Gerisini düşünün: (Yükseliş bitti...THY büyüyemiyor)
Bir de arka sayfalarda “Yükseliş Döneminde” hakkında yazı yazan gazeteciler var. Elbette onlar da yükseliş döneminde yazacaklar...

***

Evet, ne diyor Hamdi Topçu 3. İstanbul Havalimanı hakkında.... Ya da ne denilmek isteniyor? Kendimce şifreleri çözeyim.

243. sayfa: “THY’nin agresif büyümesi sonucu, Atatürk Havalimanı artan hava trafiğini kaldıramıyordu. Sürekli iyileştirmelerle durumu kurtarıyorduk. Havalimanında bir paralel pist ve ek bir terminal işi kurtarabilirdi.”

“Üç alternatif hazırlandı. İki versiyonda THY yönetim binası ve cami minaresinin uçlarının yıkılması gerekiyordu. Kamulaştırmaya da ihtiyaç yoktu.”

“Atatürk Havalimanı’na inen 100 uçaktan yaklaşık 70 kadarı dar gövde uçaklardı. Bu da 2030’a kadar ihtiyacı karşılıyordu.”

Anlam: Yani küçük bir kaç hamle ile koskoca bir havalimanı boşa çıkmamış olacak ve bunca masrafa gerek olmayacaktı. Kısaca 3. Havalimanı ihtiyaçtan yapılmadı?

O zaman soralım kendi kedimize: 3. Havalimanı ihtiyaçtan yapılmadı ise milyarlarca dolar Hazine garantileri verilerek neden yapıldı?

(Sahi yılda iki bayramda sadece kuyruk olan Çanakkale Köprüsü sizce neden yapılıyor? Orada da tıpkı diğer köprü ve otoyollar gibi çocuklarımızın ve torunlarımızın gelecek gelirlerini ipotek eden Hazine garantileri var. Hızla yapılan Şehir Hastanelerinde, ya da kuş konmaz havalimanlarında da Hazine garantileri var...)

***

2012’de Binali Yıldırım ile toplantı durumu:

“DHMİ tarafına “işin nasıl olmayacağını anlatın” talimatı verilmiş, katılanlar tembihlenmişti. DHMİ yeni bir pist yapılma maliyetinin 15 milyar doları bulacağını anlattı. Binali Bey’e “2 milyar doları verin yapayım (yeni pist) THY’de hatırı sayılır bir para kazansın” dedim.

Binali Bey “Yeni havalimanının ilk bölümünü biz 2015’in ilk çeyreğinde teslim edeceğiz” dedi. Cemal Şanlı’da “Atatürk Havalimanı’ndaki iş de aynı sürede bitecekse, yeni havalimanı daha mantıklı dedi. “İmkansız” dedim. Binali Yıldırım “Biz, Bakanlık olarak söylediğimizden önce bitiririz” dedi.

Açıklama: Bir pist yapımı ile karşılanacak olan ihtiyaç, 2015 yerine 4 yıl gecikme ile 2019’da teslim edilebilen 3. Havalimanı ile karşılanmak istendi. Yeni liman da riskler ve maliyetler zaten başlıca diğer sorunları oluşturuyor.

***

245. sayfa: “Yeni havalimanının ekonomiye katkısı veya yükü nedir konusunda benim elimde veri yok. Yeri konusunda bazı tereddütlerim vardı ama, onun cevabını da zaman gösterecek. İhaleyi alan şirketler açısından bir risk olduğunu düşünmüyorum. Risk, daha çok ekonomiye yansımasıdır. Yeni havalimanının hizmetleri pahalı bir alan olma ihtimalidir. THY’ye ve özel havayolu şirketlerine ciddi mali külfetler getirmesidir. THY başta olmak üzere, tüm şirketlerin rekabet güçlerinde azalmalara yol açabilir.”

Yorum: 3. İstanbul Havalimanının ekonomiye katkı yapmasını bırakın çok ciddi bir maliyet artışı oluşturacağı düşünülüyor. Hatta bu maliyet artışı öyle bir noktaya gidebilir ki, THY başta olmak üzere ülkemiz havayolu taşımacılığını çok ciddi zaafa uğratabilir. Ama bence daha önemli bir nokta daha var. Hamdi Topçu 3. Havalimanının yeri konusunda “bazı tereddütlerim var” diyerek çok nazik ifade ediyor. Cevabı da zamana bırakıyor...

Yine Hamdi Topçu’nun yazıda bahsettiği gibi 3. Havalimanı bir AVM mantığı ile yapılmıştır. Uçakların kalkış süreleri vs gibi verimlilik noktaları ikinci planda kalmıştır. Bu durum ise uçak şirketlerinin maliyetlerini artıracak ve muhtemelen THY çok ciddi yeni maliyetlerin altından kalkamayacak duruma gelecek.

***

Prof Dr. Mikdat Kadıoğlu verdiği demeçte şunları söylüyor:

“(Pistlerin yönü hakkında, rüzgarların uçak iniş ve kalkışını engellemesi meselesi) İnşaat haindeyken benden görüş istediler, incele dediler. Onlara ideal pist yönlerinin nasıl olması gerektiğini raporladım. Şimdiye kadar iki pist yapıldı. Diğerlerini benim önerilerim doğrultusunda yaparlar mı bilmem.”

“Yeni yapılacak pistlerin, yapılan iki pistin avantajları ve dezavantajları dikkate alınarak yeniden planlanması lazım.”

“Bundan sonraki pistlerin Ankara’nın ezberinden değil bilimsel analizlere göre yapılması lazım. Örneğin doğu-batı yönünde pistin savunulacak bir yanı yok. O olmaz!”

Nazikçe halen yapılmış iki pist yönünün öneriler doğrultusunda yapılmadığını söylüyor. En azından yapılmış iki pistten ders alınsın deniliyor.

***

Özet mi?

Hamdi Topçu net anlatmış: 3. İstanbul Havalimanı ihtiyaçtan olmayan bir Binali Yıldırım projesi... Bütün sorumluluk onda.