- pagasus istanbul almaata seferi hakkında
- valizlerimi parcalanmış halde aldım
- Pegasus zararımı karşılamıyor!
- PEGASUS HAVAYOLLARI Uçaklar Çok Bakımsız ve Kirli!
- PEGASUS HAVAYOLLARI Paramla İçme Hakkım Engelledi!
- SUNEXPRESS HAVAYOLLARI Çalışanların İlgisizliği Yüzden Uçağı Kaçırdım!
- SUNEXPRESS HAVAYOLLARI Satın Aldığım Yemeği Yiyemedim!
- ATLASJET Yolcusuyla Yeterince İlgilenmiyor!
- THY Bagajlar Kayboldu!
- THY Gişe Görevlileri Türkçe Bilmiyorlar!
- ALİTALİA'da Bagajdan Hırsızlık
- THY Milleri Yüklemiyor !
- Seyahat Hastalıkları na dikkat!
- First Class'ta hamsi partisi
- Hostese havada sürpriz!
- Ali Murat Ersoy Isparta Ağır Ceza Mahkemesi'nde
- Hostesler, zayıflama derdine düştü!
- Atatürk Havalimanına övgüler yağdı
- Binali Yıldırım,İzmirlilerden destek istedi
- THY, dünyanın her yerine direkt uçmaya başladı
- THY Teknik A. Ş, 3 bin 500 işçiye 2 yıl zam yok
- Anadolu'dan şampiyon çıkacağını 5 yıl önce söylemiştik
Mithat Paşa-II
(Önceki bölümün devamı)
1869'da Bağdat Valiliğine gönderildi. Bu tarihte Bağdat'ta yolsuzluk, aşiret kavgaları ve dış kışkırtmalar nedeniyle halk perişandı. Mithat Paşa işe toprak reformuyla başladı. Vergi sistemini değiştirdi. Balkanlarda kurmuş olduğu kooperatifçilik ve tarımsal kredi düzenini burada da kurdu. Böylece atıl kapasite verimli hale getirildi. Hem halk hem devlet kazanmaya başladı.
Fırat ve Dicle Nehirlerinin birleştirilme projesi, 20 bin hektarlık alanın sulu tarıma açılmasına öncülük etti. Tuna Nehrinde olduğu gibi Fırat üzerinde de ticaret gemileri Basra Körfezi'nden Irak'ın içlerine kadar girmeye başladı. Amerika'da petrol rafinerileri kurulmaya başlandığında Irak'ta da ilk Türk petrol rafinerisinin kurulmasını sağladı. Ama ne yazık ki üç yıllık Bağdat Valiliğinden sonra bu rafineri kapandı.
Cumhuriyet döneminde Uçak fabrikaları da bu şekilde anlaşılmaz bir şekilde kapatılmıştı.
Bugün ekonomide 'yap-işlet-devlet' modelinin fikir babası ve ilk örneğini de veren yine Mithat Paşadır. Aydın Valisi iken 140 km.lik İzmir-Alaşehir demiryolu projesi onun döneminde gerçekleştirilmiştir.
İmparatorluğun her yerinde her geçen gün ciddi sorunlar yaşanmaya başlanmıştı. Bölgedeki petrol yatakları herkesin iştahını kabartıyordu. Mithat Paşanın aldığı önlemler yurt genelinde uygulanmış olsaydı İmparatorluk ekonomik krizlerden kurtulabilecek durumdaydı.
Mithat Paşa asker değildi. Ordu etkisizleştirilmişti. Ancak o dönemde Mithat Paşa, başına buyruk olan Osmanlının 6'ncı Ordusunu komutan ve paşalarıyla birlikte emrine almayı başaran bir sivil yöneticidir.
Başarılı çalışmaları onu 1872'de Sadrazamlığa kadar yükseltti. Sultan Abdülaziz 1872'de bu görevi verdiği zaman Mithat Paşa'nın yaptığı ilk iş yolsuzlukların üzerine yürümek oldu. Bu uygulama başta savurgan Padişah Abdülaziz olmak üzere bu işten rahatsızlık duyan iç ve dış güçler özellikle Çarlık Rusya'sının baskıları sonunda 2 ay 21 gün sonra Mithat Paşa'nın Sadrazamlık görevinin sona ermesine neden oldu. 1876 yılına kadar kısa süreli bakanlık ve valilik görevleri yaptı.
Abdülaziz işte bu dönemde Şeyhülislam fetvasıyla kansız bir şekilde tahttan indirildi. II. Mahmut dönemi başladı ama ordunun siyasete bulaşması da bu dönemde başladı.
Ardından IV. Murat'ın delirmesiyle tahta çıkan Abdülhamit ve haremdeki güçlü, hırslı ve acımasız kadınlar ülkeyi büyük talihsizliklerin içine sürükledi. Mithat Paşa'ya saygı duyan Padişahlardan birisi de II. Abdülhamit'tir. Duygularını ve niyetlerini iyi bilen bir Padişahtır. Ancak Mithat Paşa, Padişah'ın bu yönünü kendisine gösterdiği saygı nedeniyle bilmez. Abdülhamit Padişah olunca Mithat Paşa'ya verdiği bütün sözleri çiğner.
Önce Anayasa ilanını engellemeye çalışır. Mithat Paşa'nın ısrarları karşısında Anayasa ilan edilmiş olsa da kendisinin ısrarları karşısında ünlü 113'üncü maddeyi Anayasaya koydurarak kabul ettirebilir. Bu madde ile Padişaha; tehlikeli gördüğü kimseleri sürgüne gönderme yetkisi tanınmış oluyordu.
Mithat Paşa'nın arkadaşlarının itirazlarına ve uyarılarına karşı bu madde bir an önce parlamentolu rejime geçebilmek için Anayasaya konarak yürürlüğe sokulmuştu.
113'üncü maddenin ilk kurbanın kendisi olacağını bilseydi herhalde Mithat Paşa da karşı çıkardı bu maddeye!.. Oysa Aydınlar bu madde için Mithat Paşa'yı çok eleştirirler.
Mithat Paşa Meşrutiyeti yabancılar istediği için değil, Devletin ve toplumun yararı öyle gerektirdiği için, yapılması tasarlanan reformları, sanki dış baskıyla yapmak zorunda kalmış gibi bir duruma düşmeyi içine sindiremiyordu. Ancak, Avrupa'nın yapmayı planladığı Konferanstan önce Anayasanın yürürlüğe girmesi uğruna bu ödünü verdi.
II. Abdülhamit Mithat Paşa'yı işte bu noktada, yani devletin saygınlığına, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne gösterdiği özenden yakaladı...Mithat Paşa, Avrupa'da saygın bir kişi olması nedeniyle Abdülhamit onu 19 Aralık 1876'da Sadrazamlığa getirdi. Avrupalıların düzenlediği Konferans ise 23 Aralık 1876'da top sesleriyle açıldı.
Konferansa katılanlar bu durumdan şüphelendi ve şaşkınlık içine girdiler. Hariciye Nazırı Saffet Paşa kürsüye çıkar ve Osmanlı topraklarında yaşayan bütün unsurların hak ve özgürlüğünü güvence altına alan bir Anayasa'nın kabul edildiğini, top sesleriyle yapılan kutlamanın bu amaçla düzenlendiğini ve toplanan konferansın bir anlamının kalmadığını ilan eder... Başta Rus Büyükelçisi olmak üzere herkes büyük tepki gösterir. Ancak konuşmanın ardından Osmanlı heyeti salonu terk eder. Konferans sonuçsuz kalır. Fakat bu tarihten sonra Padişah Mithat Paşa'ya karşı sistemli engelleme kampanyası başlatır. Bu durum;
-Mithat Paşa'yı güçsüz, etkisiz ve başarısız duruma düşürür.
-Anayasanın işlemesini engeller.
-Kamuoyunun umutlarını söndürür.
-Padişah da kendisini Anayasa'dan daha güçlü konuma getirerek devletin tek ve kesin hakimi olur. Mithat Paşa bu duruma katlanamaz. 30 Ocak 1877'de Padişah'a o güne kadar görülmemiş ağırlıkta bir mektup gönderir. Günlerce Saraya uğramaz. Davetleri kabul etmez. Padişah'tan gelen yoğun talepler karşısında sonunda iyi niyet gösterisinde bulunarak Saraya gittiğinde Padişahın yanına değil Sadrazamlık mührü elinden alındıktan sonra İzzettin adlı saltanat yatına götürülür. Böylece Mithat Paşa'nın vatanseverliği ve devlet sorumluluğundan yararlanan Padişah, Anayasa'nın 113'üncü maddesini ilk kez Mithat Paşa'ya uygulamış olur.
İzzettin gemisi 24 saat Büyük Çekmece açıklarında bekletilir. Çünkü Padişah halkın tepkisinden korkuyordu. Halk tepki gösterirse Mithat Paşa'yı yalvar yakar da olsa sadrazamlık koltuğuna oturtmayı planlıyordu. Hiçbir halk hareketi olmayınca Mithat Paşa İtalya'nın Brindizi limanına sürgün etmek üzere denize açılır. Oysa bu kısa zaman içerisinde bir halk hareketi zaten olamazdı. Çünkü o günün iletişim olanakları kısa sürede halk hareketine dönüşmesi imkansızdı. Böylece Mithat Paşa sonun başlangıcı olan yolculuğuna çıkarılmış oldu. Mithat Paşayı çok iyi tanıyan Avrupa kamuoyu bu olayı şaşkınlıkla karşılar. Avusturya İmparatoru şaşkınlığını; 'Aman tanrım, bu Türkler iflah olmaz' diyerek düşüncelerini dile getirir. Fransız devlet adamı Thiers, 'Türkiye'nin en azılı düşmanları bile Sultana böylesine şeytanca bir akıl veremezdi' dedi.
Kaynaklar:
1. Kooperatifçilik Tarihi, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birlik Yayınları, Nurettin Hazar, Ankara, 1970, s-238-240.
2. Meydan Larousse Ansiklopedisi, Cilt-10, s-81.
3. Mithat Paşa ve Yıldız Mahkemesi, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1967.
4. Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci, Bülent Ecevit, 1993, s-3-54















