Gökyüzü Haberci —› Türkiye'nin Havacılık Portalı

Türkiye gerçekten gelişiyor mu?

Suat Sarı Suat Sarı

04 Eylül 2008
Bağımsız gözlerle baktığımızda; bizi her daim farklı yönlere iten, kendine göre bizleri yönlendirmeye çalışan ve icraatlarıyla mevcut durumu güllük gülistanlık gösteren bürokrat ve siyasileri uzun yıllardır dinliyor ve izliyoruz. Burada önemli olan bu halkın içinden çıkanların yapılanları tüm şeffaflığıyla ve dürüstçe neden anlatamadıklarıdır!....

Nedense bugüne kadar ülkeyi yönetenlerden şunları göremedik, bunlar bizim hatamızdı özeleştirisini alamadık.

Bu yazının özü; Türkiye'nin gerçekten gelişip gelişmediğine dair gözlemleri sizlerle paylaşmaktır. Şimdi bunlarla ilgili birkaç tespiti aşağıdaki verilerle izleyelim

Malum 2008 olimpiyatları 8 Ağustos'ta başladı. Bu yazıyı kaleme aldığım 19 Ağustos 2008'de gazetelerin spor sayfalarında Pekin olimpiyatlarındaki madalya sayımıza baktım. 2 gümüş ve 1 bronz madalya almışız. Bir tanesi Ata sporumuz güreşten, bir tanesi halter ve diğeri olimpiyat tarihimizde atletizmde bir ilk madalya. Bu madalya Etiyopya'dan Türk tabiyetine geçmiş Elvan Abeylegesse'den gelmiş. Yeri gelmişken söyleyeyim 70 milyon nüfuslu bir ülkenin devşirme sporcularla elde edeceği başarıları kabul edemiyorum. Ne komiktir ki masa tenisi milli takımımızda da Çin Halk Cumhuriyetinden devşirme iki oyuncu var. Dikkat edin moralleri yüksek tutmak için devşirme oyuncularda umut arıyoruz. Peki, şu ana kadar olimpiyatta sıralamada neredeyiz? 66 ülke arasında 49.uncuyuz. Peki, kimler var bizden iyi? Gürcistan, Azerbaycan, Hindistan, Zimbabwe, Cezayir, Kırgızistan, Kazakistan, Kolombiya, Moğolistan, Tayland.

Nasıl oluyorda milli geliri 10.000 USD lere gelmiş bir halkın çocukları yıllardır spora yapılan milyar dolarlık yatırımlara rağmen başarılı olamıyor. Onca yabancı hocaya rağmen!....

Peki, son 10 yılda dünya sahnesine kaç sanatçı, bilim adamı, sporcu, siyasetçi çıkarabildik. Benim bildiğim Hidayet Türkoğlu ve Mehmet OKUR var. Müesseselerin de büyük bütçelerle desteklemelerine rağmen onca salon ve spor yatırımına rağmen neden yıllarca dünyanın en önemli spor organizasyonunda en altlarda sürünüyoruz.? Sistemsizlik ve adam kayırmaların bizi buralara getirdiği apaçık. Geriye tek bir soru kalıyor. Biz Türklerin genlerinde sporcu olma özelliği yok mu?

2002'ye kadar 120.000 USD olan dış borç bugün 300.000 USD'ye çıkmış. Her 4 yılda 130 milyar usd faiz ödeyen devletimizin aynı dönemlerde sağlığa 2,5 milyar USD, eğitime 7 milyar USD ödediğine ne demeli. Bu borçların yalnız faiz ödemelerinden dolayı artmadığını biliyoruz. O halde bu alınan iç ve dış borçlar nereye gidiyor.

Büyük şehirlerimizde olağanüstü bir bakım, yenileme, yeni yol yapımları olanca hızıyla sürüyor. Büyükşehir belediyeleri üst geçitlerde büyük pankartlarla icraatlarını sergiliyorlar. Milyar dolarlık bütçelerini nerelere harcadıklarını pervasızca sunuyorlar. Kamu kurumlarında trilyonluk zırhlı araç alımları yapılyor. Kamu binaları yenileniyor ve tefriş ediliyor.

Bende uzun zamandır düşünüyorum, bu paralar nereden geliyor diye. Acaba belediyeler mevcut arazilerini özelleştiriyor. Giderlerini rasyonelleştiriyor devlet daha çok vergi alıp belediyelere daha çok mu vergiden pay veriyor. Devletimiz yeni petrol kaynakları mı buldu? Petrolün dünyadaki artan fiyatlarından bizde mi faydalanıyoruz?

Son 10 yılda işsizlik oranı %10 lar da gezen, yurtdışına ihraç yapacak yeni teknolojiyi içeren olağanüstü fabrikalar kuramayan bu ülkede, bu zenginlikte neyin nesiydi? Devlete güven desen, kayıtsız işci sayısının 10.115 kişi, kayıtlı işçinin 10.152 kişi olduğu ülkede toplanan verginin arttığını devlete güvenildiğini söylemek mümkün mü?

O halde bizim işverenlerimiz bu kadar kayıt dışı çalışıp işçisine SSK vermekten, ihbar kıdeminden kaçmaktan korkmuyorlar mı? Yoksa yakalansak bile işi kılıfına uydururuz mu diyorlar.İşin bir başka boyutu devletten vergi kaçırmak ahlaksızlığını neden yapıyorlar?

Peki, bu olan bitene sessiz kalan bu ülkenin topraklarında yetişmiş, bu ülkenin nimetleriyle geçinen 'AYDINLAR' neden susuyor? Bizim aydınlarımız siyasi konularda hele demokrasi deyince şahinleşirler!

Ama iyi ve temiz siyasetin ve dolayısıyla demokrasinin önündeki en büyük engel olan geçmişte ve gelecekte de olduğu gibi yiyiciliğe, dolandırıcılığa ve yolsuzluklara karşı kayıtsızdırlar. Aydınlarımızın toplu siyasi tarihlerinde bu tür tek bir bildiri ve imzaları varmıdır ?

İktidarların aslında büyük ölçüde ekonomik odaklı olduğu bilinciyle, aydınların ekonominin düzgün, eşitlikçi yönetilmediğini protesto ettiklerini ve halkın ekonomik, demokratik haklarını savunduklarını gören duyan varmı?

Değerli okurlar Türkiye gelişmiyor. Türkiye üretmiyor. Türkiye son 10 yılda dışarıdan aldığı 200 milyar USD borç ile üretmeden tüketiyor. Bu 'LALE DEVRİ'ni 1980'den sonrada görmüştük. Bu film yine kopacak ve biz yeni oyuncuları ve onlara senaryosunu yazmış abilerinin yeni, güncelleşmiş oyununu seyredeceğiz.

Bu anlatımların tek dayanağı bilimdir. Ekonomi bilimi diyor ki üretmeyen toplumların yerel para birimi, uluslararası para birimlerine göre düşer. USD ve Euro 10 senedir olduğu yerde sayıyor hatta geri gidiyor. Ne ürettik, işsizlik oranı ne kadar düştü, burası Türkiye demeye devam ediyormuyuz. O halde geri gidiyoruz geri... Bizim geri vitesimiz iki kademeli, herkes onu kullanıyor ama neden iki kademe var diye sorgulamıyor?

Bizler bunları sorgulayacak birlik ve beraberlik içinde olup demokrasiyi savunamadığımızdan her hükümette olduğu gibi iktidara yapışanlar basında, bürokraside, üniversitede gidişatı sorgulayanları elemine ederler. Bu konuda dış desteklerde kolayca bulunur. Dış güçler için tehlike; ülkede onurlu, düzgün ülke çıkarlarını düşünen kişilerin etkin bir güç oluşturmamalarıdır. Dış güçler prestijinizi, saygınlığınızı arttırmanız için sizin bağımsız hareket ettiğiniz izlenimini de yaratacak medya gücüne sahiptir. Bu sayede dışarıdan hiçbir eleştiri gelmez. Aksine desteklenen iktidarlar için zora düştüğünüzde Cumhuriyet tarihinde görmediğiniz ölçüde AB ve ABD'den destek gelir.

Bütün bu anlatılanların üzerine umudumuz halkımız güçlü mü? Onlarda kredi kartı girdabında yastık altındakileri ve avuçlarındakileri plastik kartların sihirinde kaybettiler. Birçoğu borçlu ya da hacizden kaçmak için diğer kartlardan nakit çekiyor. 'LaALE DEVRİ' onlarında aklını başından aldı ve üretmeden tükettiler.

Şimdi soruyorum bu topraklarda büyüyüp yetişen bürokratlarımıza, devlet görevlilerimize, büyüklerimiz ve en büyüklerimize 'Türkiye hakikaten gelişiyor mu', yoksa biz mi körüz.

Ağustos ayında çok çarpıcı bir savaşı sorumlularını ve sonuçlarını izleyerek geçirdik. Gürcistan kendi gücünü bilmeden ayrılıkçı Osetlere karşı başlattığı harekât karşılığında Rusya'ya saldırma fırsatı verdi. Bu fırsatı veren de Gürcistan devlet başkanından başkası değildi. Gürcistan halkı şimdi, güç sınırlarını bilmeyen, uluslararası olayların böyle 'basitçe' halledilemeyeceğinin farkında olmayan, yetersiz bir politikacının hatasının bedelini ödüyor. Kendi seçtiği bir liderinin hatası hemde... !

Seçim yaparken boya posa, hitabet yeteneğine bakıp bilgiye ve tecrübeye bakmamanın sonucu bu. Dünyanın her yerinde özellikle de bizim bu bölgede bütün halklar seçimlerde aynı hatayı yapıyorlar. Ve bu bir şekilde eninde sonunda ödeniyor. Gürcistan bunu telafi edilemez maddi, manevi, prestij kayıplarıyla ödüyor şimdi.

Bu ülkenin nimetleriyle büyüdük geliştik. Bu ülke üzerine oynanan oyunları halkınızla paylaşmayacak kadar bu ülkeye neden yabancı kaldınız. Bizleri yönetenler kendilerinin dışındakilerin okumadığını ve dünyayı izlemediğinimi zannediyorlar. Sormak gerekir 70 milyonun hepsi mi cahil?

Bu ülkede gözü olanları, bu ülkeden geçinenleri ve bu ülkeyi sömürmek isteyenleri neden halkınızla paylaşmıyorsunuz. Neden borsa -faiz-döviz üçgeninden ve imam hatip okulları ya da Türbanla uğraşıyoruz.

Yeryüzünde gelişmiş uygar hangi ülkede bu nevii tartışmalar var. Bu tartışma öncelikli konumuzmudur?

Bir lider çıkmalı, önder olmalı bu millete, okumak ve kültürümüzü geliştirmeleri yönünde. Demokrasiyi tüm kurumlara yaşattırılmalı. Halka Demokrasiyi öğretmeli ve uygulatmalı. Dünyanın jeopolitiğini anlatmalı. Üretmeden harcanamayacağını anlatmalı. Gelecek nesiller için çok çalışmamız gerektiğine inandırmalı. Her bürokratın, çalışanın, yönetenin namuslu ve dürüst olması gerektiğini hissettirilmeli, özümsetmeli.

Bu ülke ve insanları en iyilerini hakediyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Basın İlan Kurumu Resmi İlanlar
e-dergi