Gökyüzü Haberci e-dergi · Türkiye Haberci · Spor Vole · Airport Mizah · Doktor Sigortası

ABD mahkemelerinde hava aracı yapımcılarına karşı, ABD dışında yaşayanların dava açması mümkün mü?

Yaşar Öztürk Yaşar Öztürk

Şubat 2012
'Yer itibariyle yetki sorunu'

30 Kasım 2007 günü saat 01.36'da Isparta'da düşen MD83 uçağında hayatını kaybeden yolcuların yakınlarını, ABD'den gelen bir çok avukatlık bürosu temsilcilerinin beraberlerinde getirdikleri havacılık uzmanlarıyla ziyaret ederek, düşen uçağın yapımcısına karşı ABD'de yüksek miktarlarda tazminat davası açmak için vekalet istediklerini medyadan izlemiştik.
Bu konuda Gökyüzü Haberci'nin Ocak ve Şubat 2008  sayılarında görüşlerimizi sunmuştuk. Yıllardır gerek medyada gerekse sinema filmlerinde ve romanlarda, ABD'nin bir tazminat cenneti olduğu anlatılır. Hatta eski bir avukat olan ünlü yazar John Grisham'ın eserlerinde nasıl astronomik rakamlarda tazminatların alındığı ve bu tür davaların avukatlık büroları tarafından nasıl alındığı, hazırlandığı ve mahkeme süreçleri, taraflar arasındaki mahkeme dışı pazarlıklar, bu davaları alabilmek için kullanılan yöntemler tüm detaylarıyla çok akıcı biçimde okuyucuya iletilmektedir.
Diyarbakır'da düşen RJ-100 uçağında hayatını kaybedenlerin yakınlarına da, Alman ve Fransız avukatlık büroları ulaşmışlar ve Türkiye'de alınabilecek tazminat miktarının çok düşük olabileceği savıyla, alınabilecek en yüksek tazminatı, RJ-100'ün yapımcılarının Fransa'da ve İngiltere'de sürekli işyeri ve yapım ünitelerinin bulunmasından hareketle, davayı Fransız mahkemelerine taşımışlardı. Bu konuda da daha önce Gökyüzü Haberci'de görüşlerimizi sunmuş ve yüksek tazminat almayı umut edenlere, Fransız Yüksek Mahkemesinin bir emsal kararında, Fransız mahkemelerinin Fransa dışında meydana gelen hava aracı kazalarında, Fransız mahkemelerinin yargı yetkisi olmadığına ilişkin kararını duyurmuştum. Fransa'daki davanın halen, davayla ilgili bir Avrupa Birliği avukatının söylediğine göre, 'bekleme' aşamasında olduğunu duymuştum.
Tazminat cenneti olarak bilinen veya öyle olduğu söylenen ABD'de ki durum da, yüksek tazminat beklentisi içinde olanların düşündükleri gibi değil. Tam olarak tarihini hatırlayamıyorum, ama 1985 olarak hafızamda yer eden, Hindistan'da Union Carbide fabrikasından nehire atılan kimyevi atıklardan zehirlenen yüzlerce insanın davalarını alabilmek için, bir ABD'li meslektaşımın deyişiyle 'uçaklar dolusu avukat ABD'den Hindistan'a taşınmış ve vekalet toplamışlar' idi. O zamanlar hatırlıyorum, Union Carbide'a karşı ABD'de açılan astronomik rakamlarda talepler içeren tazminat davalarına bakan mahkeme, yetkisizlik kararı vermiş ve ABD Yüksek Mahkemesi de bu kararları onamıştı.
01-05 Nisan 2008 tarihleri arasında Amerikan Barolar Birliği Uluslararası Hukuk Bölümünün New York'da düzenlediği konferansa katılmıştım. Bu toplantılar başlamadan önce, Hava Hukuku'nun dünyada yaşayan efsanelerinden olarak bilinen, ABD'den Hollanda'ya Hollanda'dan Çin Halk Cumhuriyeti'ne kadar birçok tanınmış üniversitede ders veren ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sivil Havacılık Kanunu'nun hazırlanmasında etkin katılımlarda bulunan ABD'li meslektaşım Avukat George N.Tompkins Jr. ile bir öğle yemeğinde bir araya geldik yaklaşık üç saat sohbet edip, karşılıklı fikir ve bilgi değişiminde bulunduk. Şahsen ben bu değişimden çok daha karlı çıkan taraf oldum. Üstad Tompkins'le üzerinde en çok konuştuğumuz Isparta'da düşen MD83 kazası ve ABD'de yapımcı firmaya karşı ABD'li avukatların, kazada hayatını kaybedenlerin Türkiye'de mukim mirasçılarının veya destekten yoksun kalan yakınlarını temsilen açacaklarını söyledikleri tazminat davaları oldu.  Tompkins, benim katıldığım toplantıların kapanış günü, toplantıların yapıldığı otele gelerek bu konuda daha önce Embry-Riddle Aeronautical Üniversitesinde verdiği bir konferansın 'Foreign Claims are not Convenient for American Courts or for Foreign Legal Systems' (Yabancı Talepler veya Yabancı Hukuk Sistemleri İçin Amerikan Mahkemeleri elverişli değildir) başlıklı basımları ile Natre Dame Üniversitesi'nin 'Notre Dame International and Comparative Law Journal Vol.2 ,1984' de yayınlanan 'The Doctrine of Forum Non Conveniens in the Litigation of Foreign Aviation Tort Claims in the United States' başlıklı makalesinin aylık baskılarını verdi ve konu üzerinde değerli bilgi ve görüşlerini aktardı.
George Tompkins Jr.'ın söyledikleri, Union Carbide davasından bu yana, daha önce başka sempozyumlarda da edindiğim ve ayrıca takip etme fırsatını bulduğum ABD mahkemelerinin bu konudaki uygulamasının değişmediği ve giderek yerleştiği yönündeydi. Üstad Tompkins'in söyledikleri özetle şöyle:
'ABD mahkemeleri, ABD dışında meydana gelen uçak kazalarından doğan haksız fiil nedeniyle tazminat talepleri (davaları) için elverişli mahkemeler değildir. Zira her şeyden önce meydana gelen kaza, yabancı bir ülkede yabancı bir havayolu işleticisinin operasyonu sırasında meydana gelmiştir. ABD dışında meydana gelen kazadan doğan tazminat davalarının ABD'ye taşınmak istenmesinin temelde yatan amacı, davacıların kendi yaşadıkları ülkede, gerek yaşam standartları, gerek kazazedenin ve yakınlarının gelirlerinin düşük olması ve de ülkelerinin yürürlükte bulunan hukuk sistemi ve mevzuatı nedeniyle hak kazanamayacakları, tazminatı ABD hukuk sistemine ve standartlarına göre alabilmektir.
Önceleri bu tür yabancı tazminat davaları, ABD mahkemelerinde kabul edilmekte iken, sonraları ise, ABD Yüksek Mahkemesi (Supreme Court) ilk olarak 1947 yılında ABD'de Gilbert davasında oluşturulan 'forum non conveniens (elverişli olmayan yer) doktrininin 1981 yılında Reyno davasında sağlam olarak, yetki yönünden düşürülmelerine karar verilmeye başlanmıştır. Reyno davasında kabul edilen esasın muhtelif gerekçeleri bulunmaktadır. Bunlardan en dikkat çekenlerini şöyle sıralayabiliriz:
Davacıların kendi ülkelerindeki durumlarının (mali, içtimai, psikolojik vs), olayın meydana geldiği ülke ile hiçbir ilgisi bulunmayan, yabancı bir ülkede değişik kültür ve yaşam standartlarına sahip bir jüri tarafından saptanmasının çok zor ve hatalı sonuçlara yol açacak olması,
Olayın olduğu ve davacıların bulunduğu ülkeden tanıkları ABD'ye getirmek, tercüman vasıtasıyla ifade almak, olayla ilgi belge ve diğer delilleri tercüme ettirmek davaların kolay, hızlı ve pahalı olmayan şekilde sonuçlandırılması ilkelerine aykırı olması,        
Olayla en yakın ilgisi olan hukuk sisteminin olayın olduğu veya davacının yaşadığı ülke veya tebası olduğu ülke olması,
Yabancı ülkede olan olay ve orada yaşayan davacılar ve tanıklarla ilgili delil toplama ve ifade alınmasında yabancı bir hukukun uygulanacak olması ve hakimin bu hukuk sistemini öğrenmesi gerekmesi ve bunun da zaman kaybına yol açması ve pahalı olması.'
George N. Tompkins Jr.'ın  Embry-Riddle Aeronautical Üniversitesinde verdiği konferansın, yazılı metninde Reyno davasından sonra ABD'de yabancıların açmış oldukları davalardan, ABD mahkemelerinin yetkisiz olduğu (davaya bakmaya elverişli yer mahkemesi olmadığı) gerekçesiyle red (dismissal/düşme) kararı verdiği davaların kısa bir listesi bulunmakta. Bu listeden dikkat çeken bazı davalar da şunlar:  Cheng v. Boeing Co.,708 F.2d 1406(9th Cir. 1983); In Re Disaster at Riyadh Airport, Saudi Arabia , F.Supp. 1141(D.D.C. 1982); Diaz v. Mexicana de Avion, S.A., 1987 U.S.Dist. LEXIS 13399 (W.D.Tex. 1987), aff'd, 843 F.2d 498 (5th Cir. 1988); Aerolineas Argentinas v. Gimeney, 807 So. 2d 111 (Fla. Dist. Ct. App. 3d Dist. 2002); Jones v. Raytheon Aircraft Services, 120 S.W.3d 40 (Tex. App.2003), review denied, 2004); Lie v. Boeing Co., 2004 U.S. Dist. LEXIS 11978 (N.D. Illinois 2004); Gamba v. International Lease Finance Corp., 377 F.Supp. 2d 810 (C.D. Cal. 2005) 
Yukarıda bir kısmı sunulan ABD mahkeme kararlarının yanında, aksi yönde de kararlar az da olsa bulunmaktadır. Ancak Tompkins'in yazılarının sonunda sonuç olarak; 'Reyno kararından sonra ABD'de yaygın ve baskın görüşe göre, ABD mahkemelerinde yabancı bir ülkede meydana gelen hava kazalarından doğan ve yabancı davacılar tarafından açılmış olan davaların, forum non-conveniens (elverişli olmayan yer) ilkesine göre reddedileceği, ancak mahkemeler tarafından bu hususun dikkatli ve titiz biçimde inceleneceği ve değerlendirileceği ifade edilmektedir'.

YAZARIN DİĞER YAZILARI