Türkiye Haberci · Spor Vole · Airport Mizah · Son Gazetesi

Isparta'da düşen TC-AKM MD-83 hava aracı kazası nihai raporuna hukuksal bakış (2)

Yaşar Öztürk Yaşar Öztürk

Eylül 2010
Bu haberin devamını okuyunca sayın Başsavcının, altında imzası bulunan bilirkişi raporunun henüz kendilerine ulaşmadığını fakat postada olabileceğini, raporun postadan gelmesinin birkaç gün alabileceğini, incelenecek raporda eksikliklerin tespiti halinde Kurul'dan eksiklikleri tamamlamalarının da istenebileceğini açıkladığını okudum. Sayın Başsavcı raporun incelenmesinden sonraki sürece ilişkin de bilgi veriyor ve kazaya ilişkin soruşturmayı yürüten Keçiborlu Cumhuriyet Başsavcılığı rapor incelemesini tamamladıktan sonra, rapora göre kusurlu bulunan tarafların tespiti durumunda, Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri gereğince kamu davası açılacağını da söylüyor.
Burada önce açıklığa kavuşturulması gereken durum var. Acaba sayın Başsavcı'nın bahsettiği rapor, Hava Aracı Kazası Nihai Raporu mu yoksa Savcılıkça yürütülen soruşturmada atanan başka uzman bilirkişilerin hazırladığı rapor mudur? Eğer savcılıkça atanmış başka bir bilirkişi kurulu ve bu kurulun düzenlediği başka bir rapor yok ise ve bahsedilen rapor Kaza Soruşturma Kurulunun hazırladığı Nihai Rapor ise, o zaman sayın Başsavcı'nın söyledikleri yukarıda açıklamaya çalıştığımız Annex 13 kurallarına uygun düşmemektedir.
Her şeyden önce, Hava Aracı Kazası Nihai Raporu'nu inceleyerek raporda eksiklik var diyerek, eksikliklerin giderilmesini Başsavcı veya yargıç bu kuruldan isteyemez. Zira bu kurulun kuruluş ve çalışma amacı bellidir. Raporda hiçbir şekilde kusur bölüştürmesi yapamaz.  
Ancak 13 nolu Ek'in 5.13. maddesine göre soruşturma kapandıktan sonra yeni ve önemli delil veya deliller bulunursa, soruşturmayı yürüten Devlet soruşturmayı yeniden açabilir. Hava aracı kaza raporu, adli makamlar tarafından delil olarak değerlendirilebilir. Nitekim 2920 sayılı kanunun 14.maddesinde yapılan değişiklikle, Ulaştırma Bakanının soruşturmayı yapan savcıya raporun değerlendirilmesi için verileceği hükmü getirilmiştir.
Bu kurulun raporu, nihai vasfını aldıktan ve ICAO ile soruşturmaya katılma hakkı olan devletlerden  soruşturmaya akredite temsilci göndermiş olan devletlere ve kuruluşlara, kazayla ilgili olan devletlere rapor gönderildikten sonra, hava aracı kazası nihai raporunda, önemli yeni deliller bulunması halinde soruşturmanın yeniden başlatılması dışında, raporda eksiklik olduğu gibi bir sebeple raporda eksiklik giderilmesi gibi değişiklik yapılamayacağı görüşündeyiz. Raporu alan devletler, raporda kendileri için  önerilen emniyet  tavsiyeleri olarak, alınan önleyici tedbirleri öneren devlete bildirmek veya hiçbir eylemde bulunmayacaksa  bunun nedenlerini bildireceklerdir.
İşlevi mahalli bir adli soruşturmanın çok ötesinde, devletlerin yükümlülüklerini etkileyecek nitelikte olan bir nihai kaza raporunun, eksik bulunduğundan bahisle eksikliğin giderilmesinin istenmesi fiilen de mümkün bulunmamaktadır.
BAKAN YILDIRIM : KAZANIN NEDENİ
UÇUŞ EKİBİ  
Türkiye Haberci Gazetesinde ve diğer yazılı ve görsel basında  Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım'ın açıklaması yer aldı. Sayın Bakanımız bu açıklamasında kazanın,  uçuş ekibinin yayınlanmış alçalma planındaki usulleri doğru uygulamaması ve hava aracının bulunduğu coğrafi konumu ve arazi yapısını doğru değerlendirememesi sonucu meydana gelmiş, kontrollü uçuşta yere çarpma kazası olduğunu duyuruyordu. Ancak sayın bakanımız, aynı kaza raporunda yer alan ve kazanın oluşumunda, olayların başlayarak gelişmesinde etkin olan faktörleri, yardımcı unsurları, hava aracındaki mevcut olup da log book'lara veya diğer formlara kayıt edilmeyen arızaları, onbeş gündür arızalı olduğu belirtilen EGPWS cihazının arıza giderilmeden uçağın uçuşa verilemeyeceğini, FMS (uçuş idare sistemi)'nde Isparta havaalanına ilişkin bilgilerin girilmemiş olduğunu, kaza öncesi flapların her nedense açılmamış veya açılamamış  olduğunu, merhum pilotların bu uçak tipiyle ilgili aldıkları eğitimlerde ve simülatör uçuşlarında standart dışı yetersiz eğitim olduğunu, ekip planlamasında yanlışlar olduğunu ve daha bir çok sebebin mevcudiyetini, 'olayın soruşturma konusu olduğunu, bu nedenle detaylı açıklama yapamayacağı' mazereti ile açıklamamıştır.
ICAO Annex 13'ün en önemli özelliklerinden olan, kimsenin suçlanmaması veya sorumluluk paylaştırması yapılmaması ilkesini, bizzat sayın bakanımız ihlal etmiştir. Kusur veya sorumluluk bölüştürmesi yapmamıştır, zira bölüştürülmeden kusurun külliyen kime ait olduğunu ilan etmiştir.
Uçağın kokpit ses kayıt ve uçuş veri kayıt cihazları (CVR ve FDR) da, diğer bir çok cihaz gibi arızalı olduğundan, kazayı aydınlatacak bilgilerden yoksunluk, kaza öncesi neler olduğunu hala karanlıkta bırakmakta. Sayın bakanın suçlu ilan ettiği merhum pilotları,  patern dışına , anormal duruma nelerin götürdüğü hiç tartışılmamaktadır. Pilot en son hareketi yapandır. İlk hareketi ve devamını getirenler, ucuz olduğu için pilot eğitimlerini yetersiz eski Demirperde ülkelerinde yaptıranlar ve bu eğitimleri yeterli bulup onaylayarak lisansları verenler, pilotların ücret alacaklarını vermeden adeta zorlayarak uçuşa gönderenler, yasa ve yönetmeliklerle yeterli yetkiyle donatılıp da denetim ve önleme görevini yerine getirmeyenler  ve  kaza raporunda sayılan onlarca eksiklik ve hataları yapanlarla onlara göz yumanlar herhalde görmezlikten gelinmeyeceklerdir.
Bir aracı kullanan kişinin sebep olduğu sonucun sebebi; bir başkasının hatası, ihmal veya kasdı ise, o takdirde kullanan kişinin de sorumluluğu da söz konusu olmayacak veya hatası varsa da hatası oranında kusuru söz konusu olabilecektir. Bu kaza nedeniyle Keçiborlu Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmada veya kazada hayatını kaybeden yolcuların yakınları tarafından açılmış ve açılacak davalarda, uzman ve tarafsız bilirkişilere  yaptırılacak  inceleme sonucunda olayın meydana gelişindeki kusurlu kişiler ve kusur oranları belirlenecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI