Gökyüzü Haberci e-dergi · Türkiye Haberci · Spor Vole · Airport Mizah · Doktor Sigortası

Türkiye'de sivil havacılığın hukuki düzenlemesi

Yaşar Öztürk Yaşar Öztürk

Şubat 2012


Ülkemizde havacılığın tarihine baktığımız zaman, dünyada ilk
defa uçanların Türk olduğunu görmekteyiz. Ancak havacılığı geliştirmek yerine,
ihmal edilmesinden öte gelişmesini önlemek için gereken her şey yapılmıştır.
Nihayet Atatürk'ün ileri görüşlülüğü sonucunda, ulusal kurtuluş savaşından
sonra sivil havacılığa gereken önem verilmiş, özellikle askeri havacılık
yanında sivil havacılığın geliştirilmesi, halka sevdirilmesi ve halkın
özendirilmesi için Türk Hava Kurumu ve sivil hava taşımacılığı için önce Devlet
Havayolu olarak daha sonra da özel kanunla Türk Hava Yolları A.O. ve uçak
fabrikaları kurulmuştur. Yine anlaşılmaz yanlış politikalarla, uçak fabrikaları
kapatılmış ve havayolu taşımacılığı da uzun yıllar devlet tekelinde
bırakılmıştır. Türk Hava Kurumunun faaliyetleri de genel olarak, dar alanda
sınırlı sayıda motorlu uçak pilotu, planör pilotu, paraşütçü ve model uçakçı
yetiştirmekten, sınırlı imkanlarla zirai ilaçlama ve orman yangınıyla mücadele
faaliyetlerinden öteye geçememiştir. 1980'li yıllarda önce havayolu
taşımacılığında özel sektör de yavaşça pazara girmeye başlamış ve takip eden
yıllarda da zamanın hükümetinin ileri görüşlüğü sayesinde sivil havacılığa gerekli
önemin ötesinde, destek ve teşvikler sağlanmıştır. Bu teşvikler ve desteklerle
Türk Hava Kurumu ülkenin muhtelif yerlerinde ücretsiz amatör pilot kursları
açmış, hatta kursiyerlerin ikamet, iaşe ve seyahat giderleri kurum tarafından
karşılanmış, birkaç yıl içinde ülkemizdeki amatör sivil pilotların sayısı
yüzlerle ifade edilmiş, havacılık kulüpleri kurulmuş, küçük uçaklar ülke
semalarında uçmaya başlamış ve Türk Sivil Havacılığı 1990'lı yıllarda hem
ticari havayolu taşımacılığında hem de genel havacılık faaliyetlerinde büyük
bir hamle gerçekleştirmiş ve geçmişle karşılaştırıldığında hayal dahi
edilemeyecek bir noktaya gelinmiştir. Bu noktadan sonra yine iniş ve çıkışlarla
yükselişini sürdüren sivil havacılığımızın emniyetle icra edilmesi, gelişmesini
sürdürmesi, Türk Sivil Havacılık endüstrisinin korunabilmesi için, uluslararası
sivil havacılık kuralları ile paralel, hatta entegre hukuki düzenlemelerin
yapılmasının gerektiği izahtan varestedir.



Dünyada hava hukuku düzenlemeleri, Fransız Mongolfier kardeşlerin
5.6.1783 tarihinde sıcak hava ile doldurulmuş balonlarının Paris'te
havalanmalarından sonra başlatıldığı hava hukuk tarihçileri tarafından
yazılmaktadır. Daha sonra bilindiği üzere Wilbur ve Orville Wright kardeşlerin
ilk olarak motorlu uçakla uçmalarından sonra da hava hukuku düzenlemeleri
gündeme artarak oturmuş ve ilk hava seyrüsefer anlaşması 15.8.1913 tarihinde
Almanya ile Fransa arasında yapılmış, İngiltere'de 'Air Navigation Act'
1920'de, Almanya'da 1922'de ve Fransa'da 1924 yılında hava seyrüsefer kanunları
yürürlüğe koyulmuştur.



Hava hukuku alanında ulusal düzenlemelerin ardından,
havacılığın uluslararası platformda hızla yayılması, gelişmesi ve sınırlar
ötesi uçuşların yoğunlaşması sonucu 1874 Brüksel, 1899/1907 Lahey, 1910 ve 1919
Paris Konvansiyonları, 1926 Madrit konvansiyonu ve son olarak 1944 Chicago
Sivil Havacılık Konferansı ile dünya ülkelerinin büyük çoğunluğunun katılımı1
ile ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü)'nün kurulması ve sivil
havacılığın uluslararası hukuki düzenlenmesi sağlanmıştır. ICAO anlaşması ile
yapılan sivil havacılık düzenlemesi bir kamu hukuk düzenlemesidir. Üye
devletlerin sicilinde kayıtlı bulunan sivil hava araçlarının, sivil havacılık
personelinin, uyulması gereken sivil havacılık kuralları, sivil hava aracı
kazalarının soruşturulması, düzenlemeleri sivil havacılığın gelişmesine ve
doğacak ihtiyaçlara göre değiştirmek ve yeni durumlara uyarlamak gibi kamu
düzenini ilgilendiren düzenlemeler yapılmıştır.



Sivil havacılık faaliyetlerinin ve teknolojisinin inanılmaz
gelişimi nedeniyle, sivil havacılığın özel hukuku ilgilendiren alanlarında da
uluslararası konvansiyonlarla hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Örnek olarak,
1929 tarihli Havayoluyla Uluslararası Taşıma İçin Bazı Kuralların
Birleştirilmesi hakkında Varşova Konvansiyonu, aynı konuda 1999 tarihli
Montreal Konvansiyonu, Sivil Havaaraçlarının Mülkiyeti ve Devredilmesi hakkında
Cenevre Konferansı, 1952 tarihli Sivil Havaaraçlarının Yeryüzünde Üçüncü
Şahıslara Verecekleri Zarardan Dolayı Sorumlulukları hakkında Roma
Konvansiyonu'nu söyleyebiliriz.



Son olarak da, Avrupa Birliği'nin AB ülkelerinde sivil
havacılığın düzenlenmesi ve 'AB havacılık endüstrisinin korunması' amacıyla
oluşturduğu JAA 'Joint Aviation Authorities' ve JAR 'Joint Aviation
Requirements' uluslararası platformda bir sivil havacılık düzenlemesi olarak
yerini almıştır ve halen de AB üyesi olma umudunda olan Türkiye Cumhuriyeti de
JAR'ı Türkiye'de sivil havacılık faaliyetleri ve düzenlemesinde uygulamaktadır.



Türk Hava Hukuku alanındaki



düzenlemeler



Türkiye'de hava hukukuna ait ilk metin 22 Mayıs 1914 tarihli
'Sefain-i Havaiyeye ait Menatık-ı Memnua Nizamnamesi', ikinci metin Lozan
Anlaşmasının 100'üncü maddesindeki taahhüdümüzü yerine getirmek için 09  Eylül 1925 tarih ve 2455 sayılı kararname ile
kabul edilen 'Seyrüsefer-i Havai Talimatnamesi' ve bunları takip eden diğer
kanunlar daha ziyade sivil havacılık taşkilatı ile ilgili kanunlardır. Bu
kanunlardan sonra Türk Sivil Havacılığını düzenleyen metin 14.10.1983 tarihli
2920 sayılı 'Türk Sivil Havacılık Kanunu' dur ve halen eksikliklerine rağmen
yürürlüktedir. Türk Sivil Havacılık Kanunu hazırlanış ve yürürlüğe giriş tarihi
1980'li yıllarda olmasının ve 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunu 1977 yılında
onaylamasının sonucu, Varşova Konvansiyonundaki ve Chicago Konvansiyonundaki
hükümlere paralel düzenlemeleri içermektedir. Ancak kanunun hazırlanışında,
havacılık kültüründen ve gereklerinden uzak ve antiliberalist bir düşünüşün
hakim olduğu açıkça anlaşılmaktadır.



2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ile, sivil
havacılığımızın hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanındaki düzenlemeleri
yapılmış ve ülkemizdeki sivil havacılık faaliyetleri, hak ve hürriyetleri,
kabotajı, sivil hava aracı satın alma, kayıt, devir, ipotek, hava aracı
sicilini, hava taşıma sözleşmeleri, hava aracı kiralamaları, havacılık
personelinin lisanslandırılması, kaptan pilotun hak ve sorumlulukları, sivil
havacılık operasyonları, yolcuların ve taşıma sözleşmelerinin taraflarının hak
ve sorumlulukları, havacılık işletmelerinin sigorta yükümlülükleri gibi konular
düzenlenmiştir. Türk Sivil Havacılık Kanununun uygulanması ile ilgili olarak
gerekli yönetmeliklerin Ulaştırma Bakanlığı ve gerekli olduğu takdirde ilgili
diğer bakanlıklar tarafından çıkarılabileceği ve uygulamakla görevli olacağı
kanunda düzenlenmiştir. Bu hüküme dayanarak, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce
çıkarılan yönetmeliklerle özellikle; sivil havacılık personelinin
lisanslandırılması, hava araçlarının alım satımı, devir ve tescili, uçucu
personelin uçuş ve görev sürelerinin düzenlenmesi, hava trafik kontrolörlerinin
lisanslandırılması, hava aracı bakım servislerinin lisanslandırılması, hava
araçlarının uçuşa elverişlilik kontrolü, kiralama gibi birçok konular
düzenlenmiş ve bu yönetmelikler uyarınca uygulamalar sürdürülmektedir.



Ancak 2920 sayılı kanunla düzenlenen ve bu kanuna göre
yapılan uygulamalarda karşılaşılacak boşluklar, Türkiye'nin taraf olduğu
uluslararası sözleşmelerin hükümlerinin saklı olduğu ve hava taşıma
sözleşmelerinde de 'Bu kanunda hüküm bulunmadıkça, Türkiye'nin taraf olduğu
uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı
hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır' (md.106) hükümleri ile  doldurulmaya çalışılmıştır.



Ülke içinde yapılacak olan iç hat taşımalarında, tamamen
ulusal mevzuatımızın başta, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu olmak
üzere, kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Türkiye'nin taraf olduğu
uluslararası anlaşmaların ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmayan hallerde, Türk
Ticaret Kanunumuzun hükümlerinin uygulanacağını söyleyebiliriz. Burada
Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalardan uygulanabilecek anlaşmanın,
1929 tarihli Varşova Konvansiyonu (1955 tarihli Lahey protokolü ile değişik)
olduğunu belirtmekte fayda vardır. Zira hali hazırda, bugün itibariyle iç hat
ve/veya dış hat taşıma sözleşmelerine uygulanabilecek Türkiye'nin onayladığı
başkaca bir uluslararası anlaşma, bildiğim kadarıyla yoktur.



10.11.2005 tarihli ve 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile de, ülkemiz sivil havacılık
otoritesi olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü görevlendirilmiş
yetkilendirilmiş, teşkilatın yapısı ve personeli ile çalışma usulleri gibi
konular düzenlenmiştir.

1 Türkiye Cumhuriyeti de ICAO'ya üyedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI