Çetin Özbey
Çetin Özbey

Yaşamın güzellikleri

ÇELEBİ denizlerin maviliğini sevdi. Evet, 50 yıllık Sivil Havacılık aşığı Çelebi, Denizlerin Maviliğini sevdi. Ortadoğu Antalya Liman İşletmeleri A.Ş'den sonra "Çelebi Marina-Antalya'nın işletimini üstlenen Çelebi Holding İhaleye iştirak eden 12 firma arasında en yüksek teklifi vererek, Bandırma Limanı'nın 36 yıl süreyle işletme hakkını kazandı. İhale sonucunun alındığı gün Çelebililerin gözlerinin içinin güldüğünü gördüm. Çelebi insanları bir süredir özlemini duydukları yeni bir işe nihayet kavuşmuştu. Hepsinin yüzü Milli piyangodan büyük ikramiye çıkmışçasına gülümsüyordu. Onlar için, Çelebi'ye gönül vermiş çalışanları için bundan daha büyük bir motivasyon unsuru olamayacağını düşündük. Her ticari kuruluşun yaşamında durağan dönemler vardır. Çelebi'nin de ticari yaşamın doğalı sayılan böylesine bir dönemi, Bandırma İhalesi'nde aldığı sonuç ile noktaladığını umuyor ve temenni ediyoruz. Daha iyilerine. Daha büyük coşkulara. Sakıp Ağayı şükran ve minnetle anıyorum. Ben binlerce kişiye iş imkânı sağlayan, on binlerin geçimini temin eden insanlara, kurumlara saygı duyarım. Ve de bu insanları tenkit edenlere "sen ne yaptın" diye sormak gelir içimden. Bazen sorarım. Bazen ise konuşana bakıp, sorup yorulmaya değmez derim. Yazımın konusu Sabancı ailesi. Burada Sabancıların şirketlerini ve bu kuruluşlarda kaç kişinin çalıştığını tek tek belirtmek istemiyorum. Ülkeden kazandığının bir bölümünü ülkesine şu veya bu şekilde iade eden insanlara hayranlık duymamak elde değil. İfade etmek istediğim bu. Tabii ki Türkiye'mizde aynı ve benzeri hayranlığı duyduğumuz başkaları da var. Onlar içinde aynı hisleri beslediğimiz kuşkusuz. Hepsini saygı ile anıyoruz. Türkiye'mizin değişik yörelerinde Sabancı adını, fabrikalarının dışında öğretmen evlerinde, her seviyedeki okullarda, kız veya erken öğrenci yurtlarında, görebilmemiz mümkün. Bunların dışında Hacı Ömer Sabancı vakfı üzerinden aldıkları bursla Türkiye'mizin yarınlarına hazırlanan gençlerimiz var. Bunların hepsini görmeyi kanıksadık. Bu konulardaki faaliyetleri o kadar çok ki. Geçenlerde Çelebi'nin 50'nci kuruluş yıldönümü nedeni ile Adana personeli için düzenlenen yemeğe iştirak etmek üzere bu güzel ilimize gittim. Seyhan kıyısındaki otelin penceresinden muhteşem bir camii görünüyordu. Sordum ve Sabancı Merkez Camii olduğunu öğrendim. Ertesi gün öğleden sonra gidip bu muhteşem camii gezdim tabii ki. Eğitim ışığını sürekli yanık tutan ve bu arada dini unsurların toplumumuz için önemini müdrik olduğunu bu vesile ile de gösteren bu ufku geniş, aydınlık aileyi hürmetle selamlıyorum. 1998 yılında hizmete sunulan Sabancı Merkez Camii toplam 52.600 m2 alan üzerinde kurulmuş olup, 6.600 m2 kapalı alana sahip. Sabancı Merkez Camii, konumu itibariyle Adana'da bulunan ana arterlerin, demir yolunun ve Adana'yı çevre il ve ilçelere bağlayan yolların kesim noktasında ve yüksek minareleriyle uzaktan görünüyor olması nedeniyle, şehrin adeta sembolü haline gelmiş. Cami, 28.500 kişiye sağlayabildiği ibadet imkânı ile Balkanlar'ın ve Ortadoğu'nun en büyük camii olma özelliğine sahip olduğu ifade edildi. Seyhan Irmağı kenarında görkemli bir yapıya sahip olan 6 minareli Sabancı Camii'nin 32 metre çapındaki kubbesi sekiz fil ayağı üzerine oturtulmuş. Kubbenin namaz kılınan kottan itibaren yüksekliği 54 metre. Ana gövdeye bitişik dört minare 99 metre, son cemaat mahallindeki iki minare ise 75 metre yükseklikte. Camide bulunan hat eserlerinin tamamı, Hattat Hüseyin Kutlu'ya ait. Caminin çinileri, klasik İznik çinisi tekniği ile yaptırılmış. Kıble cephesinde bulunan dört adet pano, büyüklük bakımından dünyada en büyük cami panolarıymış. Cami de bulunan tüm nakış eserleri ve çinilerin desenleri, Mimar Nakkaş M. Semih İrteş'e ait. Mihrap, minber, kürsü, taç kapı ve diğer kapılar mermer olup, klasik Osmanlı camilerinde bulunan eserlere benzer tarzda çizilmiş ve Nihat Kartal Usta tarafından yapılmış. Caminin kapısına yakın bir yerde hat eserlerinin yerlerini ve anlamlarını gösteren bir plan mevcut. Ahşap kapılar Ahmet Yılçay Usta, bütün vitraylar ise Abdulkadir Aydın Usta tarafından yapılmış. Cami minareleri, beyaz çimento ile fildişi renginde kırma malzeme karıştırılarak elde edilen betondan betonarme olarak inşa edilmiştir. Caminin iç ve dış aydınlatma ve iç seslendirme projeleri Philips tarafından çizilmiş. Ayrıca camide asansörlü minareye Aselsan tarafından konan merkezi telsiz yayını ile 60 km. çaplı bir daire içinde kalan 275 adet camiye merkezi yayın sistemi ile vaaz yayını yapılıyor. Caminin batı kısmında, araştırmacılara ve halka hizmet vermek üzere, klasik ve dijital bir kütüphane bulunuyor. Evet, bizlere okullar, talebe yurtları, öğretmen evleri sunan Sabancı ailesinin yüksek katkıları ile yapılan Sabancı Merkez Camii'ni hayranlıkla gezdim. Ve de eğitimin önemini vurgularcasına yapılmış olan bu kütüphaneyi de görünce ailenin zihnimizdeki büyük temsilcisi " Sakıp Ağa " yı bize bu camii de kazandırdığı için bir kez daha rahmet ve şükranla andım. Nur içinde yatsın. Bu gün; Sakıp beyin bayrağını taşıyan Sabancı ailesinin diğer mensuplarını da tanrı başarılı kılsın. Sağ olsunlar. Şeyh Edebali'nin, Osman Gaziye vasiyeti: Bir arkadaşım, bir vesile nedeniyle Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye vasiyetini mail ile göndermişti bana. O günlerde bu vasiyeti okuduktan sonra Bilecik'ten geçerken bu büyük düşünürün, aydın din bilgininin kabrini ziyaret etme imkanı buldum. Bu ziyaretten sonra bu vasiyeti okumak bana daha anlamlı geldi. Ve de sizlerle onu paylaşmak istedim. Bildiğiniz üzere Şeyh Edebali Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşamış bir İslam ilahiyatçısı din bilgini, Ahi şeyhi, Osman Gazi'nin kayınpederi ve hocasıdır. Osmanlı Devleti'nin fikir babasıdır. Bazıları onu Osmanlı Devletinin manevi kurucusu olarak anar. Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Gazi ise babası Ertuğrul Gazi'den yaklaşık 5 bin km2 olarak devraldığı Osmanlı toprağını oğluna 16 bin km2 olarak devretmiş değerli bir devlet adamıydı. Dürüst, tedbirli, cesur, cömert ve adaletliydi. İlk Osmanlı parası olan "bakır akçe", Osman Bey'in zamanında basılmıştır. Bu da o dönemde devlet ekonomisinin ne denli gelişmekte olduğunu gösteren en önemli etkenlerden biridir. Bu öndere, bu devlet adamına yapılan vasiyet ise, hayat yolunu aydınlatan, insanlık vasıflarını hatırlatan bir nasihatten öte değil. Çok uzun, upuzun yıllar sonra halen bu nasihat, bu vasiyet canlılığını koruyor ve bize de insan olmanın yollarını anlatıyor. Şeyh Edebali bundan yaklaşık 700 yıl önce sanki bu gün bizlerin eksikliklerini görüp, vasiyeti ona göre şekillendirmiş gibi. Tabii ki anlayana. Ey oğul, artık Bey'sin! Bundan sonra, öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana... Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun... Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın! Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın! Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi değildir. Bütün bilinmeyenler, feth edilmeyenler, görünmeyenler, ancak sen faziletli ve ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır. Ey oğul! Anan, atanı say ! Bereket büyüklerle beraberdir. İnancını kaybedersen, yeşilken çöllere dönersin. Açık sözlü ol ! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü görme! Bildiğini bilme! Sevildiğin yere sık gidip gelme! Ey oğul ! Üç kişiye acı: Cahil arasındaki alime, zenginken fakir düşene, ve hatırlı iken itibarını kaybedene. Ey oğul! unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklıysan mücadeleden korkma!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR