Çetin Özbey
Çetin Özbey

Doğal ürünler pazarı Dalaman'ın toprak anası

İki ay kadar önceydi. Bir dostumuz Şişli Bomontideki eski bira fabrikasının yanında haftanın bir günü, Cumartesileri kurulan Doğal ürünler pazarından bahsetti. İlk Cumartesi günü eşimle gittik bu pazara. İlk gördüğümüz pazarın müşterilerinin daha çok genç kuşakdan olduğuydu. Sevindik. Düşündük ki genç kuşak sağlığını koruma konusunda bizden çok öndeydi. Bu pazarda satılan her türlü malzemenin "Doğallık sertifikası" var. Ve de bunu satıcılardan isteyip tetkik edebiliyorsunuz. Pazar sürekli olarak Şişli Belediyesi tarafından ciddiyetle gözlemleniyor.


İlk gidişimizde pazarı gezince alış veriş yapma konusunda çekingen davrandık. Zira gördüğümüz ürünlerin bizim pazarlarda veya manav tezgâhlarında gördüğümüz şekilde albenisi yoktu. Düzgün, pırıl pırıl ve hemen hemen hepsi aynı boyda olan patlıcanların yerine yamuk yumuk, küçüklü büyüklü, çok parlak olmayan patlıcanlar duruyordu. Enginarlar ve kabaklarda öyleydi. Manavların kocaman yapraklı maydonozlarının yerini bu tezgâhlarda ince ve küçük yapraklı bir yeşillik almıştı.


Bir tezgâhta ise doğal yoğurt, peynir, tereyağı gibi ürünler sergileniyordu. Bozcaada'dan getirilen bu ürünleri almaya çekinmedik. Hepsi düzgün ambalajlı, üzerlerinde son kullanma tarihi olan ürünlerdi. Yalnız sanki kullanım süreleri alışkın olduğumuz mamullere oranla hayli kısaydı. Bunun nedeni ürünlerin içinde koruyucu malzeme bulunmamasından ötürü olmalıydı. Ve de öyleymiş.


Sonraki haftalarda nerede ne varı iyice öğrendik. Hele hele uzun süredir tüm alışverişlerini buradan yapan bir iki tanıdığa rastlamak sisteme duymamız gereken güveni perçinledi.


Lütfen gidip burayı görün. İlk gidişinizde sizde bizim gibi hayal kırıklığına uğrarsanız, inat edin ve kendinizi bir maydanoz almaya zorlayın. Eve dönünce bir demet maydanozda her gün alışveriş yaptığınız yerden alın ve ideal koruma şartlarında ikisini de buzdolabına koyun. Hangi ürünün ne kadar süre ile bozulmadığına bir bakın. Bu size neyi nereden almanız gerektiğini anlatacaktır.


Biz bu yaşa kadar yapamadık. Sağlımızı koruyamadık. Bu günden sonra yaptığımız bu atak neye yarar bilemiyorum. Ama sizler, genç kardeşlerim bu işe bu günden başlayın. Böylelikle Hormondan, katkı maddelerinden mümkün olduğunca uzak durun.


TOPRAKANA,


Hiç dayanamadığım şey açlıktır. Aç olunca kavrama ve anlama konusunda hayli gerilediğimi hissederim. Sinirli olurum ve mümkün olduğunca insanlarla münazaraya girmem. Arada bir bu davranış değişiklininin istisnasını görünce de şaşırırım.


Dalamana bir görev seyahati yapıyordum. Arkadaşım Metin Göksel ile. Burdur'da açıkmış ve de söylenmeye başlamıştım. Arsız çocuk misali. Şurada bir şeyler yeriz, on kilometre sonra falan yer var vb.. söylevlerle arabayı kullanan dost durmama ve beni açlıkla savaştırmakta kararlıydı. Öyle böyle Dalaman'ı bulmuş ve Ortacadaki Toprakanaya kavuşmuştuk.


Bu defa da aynı durumu yaşadık. Bir farkla ki bu kez Toprakanaya kadar dayanalım diyen bendim. Akşam saatlerinde Toprakanadaydık.


O güzel mekan sezondan ötürü daha da güzelleşmişti. Yeşillikle arasında, tabiatın sadeliğini bozmadan uygulanan bir dekorasyonla bahçe çok daha güzel bir hale gelmişti. Doğallık ve sadelik broşürlerinde de ifade ettikleri üzere mekanada yansımıştı. Masaların üzerine koydukları amerikan servis'in üzerinde Doğaya kaçış başlıklı bir yazı vardı. Yazının sonu "işte biz; bir parçası olduğumuz doğa ile "barışık yaşamanın" çocuklarımıa yaşanabilir bir dünya bırakmak ve sürdürülebilir bir gelişme sağlamanın tek yolu olduğuna inandık. Bu duygularla doğaya onu incitmeyeceğimiz sözünü verdik. Sözümüz bu ve bundan sonraki yaşamamızın temel ilkesi olacak" diyordu. Bu Toprakananın yaşam biçiminin bir göstergesiydi. 


Yemekten sonra Toprakananın sahibi ile görüşüp, ürünlerde kullanılan malzemelerin organik olduğunu öğrenince ilgim iyice artmıştı. Bundan önceki gelişlerimde bu bana söylenmemişti.


Toprakana her türlü sebzesini ve meyvesini doğal şartlarda, organik şekilde yetiştiriyor ve masaya getiriyor. Ve de unutulmuş yerel lezzetleri ziyaretçilerine hatırlatıyor. Sebze bahçeleri, tüm sezon boyunca müşterilerine sundukları nar suyunun menbaı olan nar bahçelerinde,Turunç, portakal, kavun, karpuz yetiştirdikleri bahçelerde yetiştirdikleri ürünler Toprakanada yenilen yemeklere lezzet katıyor.


Otelde kahvaltı almayıp, Toprakanaya gidince yöresel ürünlerin lezzet farkını görüyor ve tadıyorsunuz. Kendi imalatları olan turunç reçeli ile anında üreterek sofranıza getirdikleri ekmeğin lezzetini tarif etmek mümkün değil.


Konu doğallıktan açılınca Toprakanayı unutmak mümkün değil. İstanbul'un keşmekeşinde Toprakananın sadeliğini, doğallığını ve lezzetini özlüyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR