Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

İstanbul Antalya tezatı

Atatürk Havalimanı'na geçtiğimiz günlerde yapacağım iç hat seyahati için gittiğimde her zaman karşılaştığım muameleye maruz kaldım. Alıştım artık ve doğal olarak bunun gerekliliğine de inandım. Kemer, bozuk para vs. ne varsa çıkarttık. Terminal girişinde çantamdaki taşınabilir bilgisayarı ayrı bir kutuya koydum. Uçağa binmeden önce yolcu olarak geçtiğim ikinci kontrol noktasında ise yine her zamanki gibi bilgisayarım bu defa kendi çantasında geçti ama açarak başlangıcındaki Windows amblemini görmeden bırakmadı elbette.


Geçtiğimiz günlerde "Cihazın pili yoksa veya arızalıysa ne olacak" dediğimde farklı cevap ve yorumlarla karşılaştım. Öyle ya, taşıdığım bilgisayar çalışıyor olmak zorunda değildi.


Dönüş için Antalya terminaline geldiğimde ise bana ne kimse bilgisayarımı çantamdan çıkartıp ayrı koymamı ne de açıp çalışıyor olduğunu göstermemi istedi.


Belki İstanbul limanı yabancı denetçiler tarafından daha sık ziyaret ediliyor olabilir ama bunun açıklaması bu olamaz. Dolayısıyla doğru bir tanedir. Hele de konu güvenlik olunca bunun bir ulusal ve hatta uluslar arası standardı olması gerekir. İki meydan arasında seyahat eden insanların her iki meydanda da farklı muameleye maruz kalıyor olmaları ya birinde işlerin savsaklandığını ya da diğerinde yolcuya eziyet çektirildiği gösterir.


Şahsen ben bu davranış modelinin hangisinin doğru olduğunu bilmiyor olmakla birlikte ne savsaklanmış bir güvenlik kontrolünden geçmek isterim ne de haybeye bilgisayarımı açıp kapatmak.


Bildiğim kadarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü'nün havacılık güvenliğiyle ilgili önemli bir departmanı var. Görünen o ki her havalimanında yüzlerce polisi ve rütbeli personeli olmasına rağmen bu birimimiz görevi hafiften savsaklamış durumda.


Standardı havacılıkta ve hatta havacılık güvenliğinde sağlayamazsak nerede sağlayacağız?

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin