Dr. Suat Sarı
Dr. Suat Sarı

Sporda kurumsallaşma ve Türkiye'de kulüplerde demokrasi

AB'ye girmemiz için yoğun uğraşlar verdiğimiz on yıllardır hükümetlerin öncelik verdiği anlayış "bir girelimde sonra bakarız" aldatmacası oldu. Nedense bu konu birkaç köşe yazarı dışında sorgulanmadı. AB'ye girmenin yegane temel unsurlarından biri; Demokrasiyi ülkenin tüm kurumlarında uygulamak ve Demokrasiyi yaşatmak için halka onun tüm unsurlarını özümsetmektir. Demokrasi yüz yılın en adil yönetim şeklidir. Doğru uygulanmazsa ismi demokratik cumhuriyet; demokratik halk hareketi, gibi farklı yönlere gider. Kuşkusuz bu yönetimi talep eden hükümetler tüm yöneticileriyle ve unsurlarıyla Demokrasiyi uygulayan ülkelerde yoğun eğitim almalıdırlar. Çünkü bu konu kitaplarda öğrenerek uygulanmıyor. Öncelikle yönetenlerin hizmet vermeye inanmaları ve zamanında yerlerini başkalarına verecek kadar demokrat olmaları gerekir. Bu konuya bu kadar önem vermemizin sebebi Türkiyemiz de gerek özel sektörde gerekse Devlet sektöründe demokratik anlayışların hakim olmaması sebebiyle kurumsallaşma da çok hızlı mesafeler kat edilememekte kurumsallaşma yerine tek adamcı anlayışlar daha çok prim görmektedir. Demokrasideki yerimizi görmek adına tahsil seviyesi daha da ileri olan büyük şehirlerimizdeki Halk-Hükümet-Yerel yönetimler arasındaki ilişkinin fotoğrafını çekmemizde fayda var. İtiraf etmeliyiz ki halk polisinden şefkat görmemekte ve aksine korkmaktadır. Zorlanmadıkça Adalet unsurlarının kapısı çalınmamaktadır. Zira adalet yıllar süren çileli ve masraflı bir yolun sonundadır. Demokrasinin uygulamasını en iyi bilenlerden biri de yurtdışında yaşayan gurbetçilerdir. Onlarda hayatlarını tenkit içinde ve sürekli Almanya ile diğer ülkelerden örnekler vererek geçirmektedir. Demokratik ülkelerde parlementoların başarıları; halkın anayasal haklarına yaptıkları katkılar, gelir seviyesini ne kadar arttırdıkları, sağlık ve eğitim konularındaki ilerlemeleriyle ölçülmektedir. Demokratik anlayış yerleşmezse halk hiç bir şeyi sorgulayacak cesareti kendinde bulamaz. Bu çerçevede konu başlığımızı netleştirmek için Türkiye'deki spor klüplerinde Demokratik anlayış var mı ve Türkiye'de klüplerin yönetimlerinde Demokrasi özumsenmişmidiri sorgulamak gerekir. Zira Hükümetler gibi her yeni gelen spor klüp başkanı klübümüzü Dünya klübü yapacağız söylemindedir!...... Ben aynı zamanda bir büyük spor külübünün faal üyesiyim, tüm mali kongre ve seçimlere katılmaktayım. Katıldığım tüm mali kongrelerden haftalarca önce üyesi bulunduğum klübüme ait bilançoları çevremdeki uzmanlarla da tartışarak sorgulamakta ve kürsüde söz alarak konuşmalar yapmaktayım. Üyeliğin gereğinin bu olduğunu bildiğimden kıymetli zamanımı vererek esasında klüp üyeliğime saygı göstermekteyim. Görünen odur ki Türkiye'de büyük klüplerin 10.0000-50.000 ortalamasında üyesi var olup kongrelerine iştirak eden üye sayısı toplam üyenin % 10-15i civarındadır. Bu katılanların %1'i klüp yönetimini ve bilançolarını takip etmekte diğerleri ise kongrelerde boy göstermekte eş dost muhabbeti yapmaktadır. Büyük klüplere üye olmak için artık hem 10.000 YTL'yi gözden çıkarmanız hem de sizi oraya üye yapacak referanslara ulaşmanız gerekir. Bu parayı veren iş adamından, yöneticisine çoğu kimseyi mali kongrelerde klüp bütçesini kontrol etmeyi bırakın eğer kongreye gelmişlerse açılış konuşmalarına müteakip ilk birinci saatten sonra toz olduklarına şahit olursunuz. Dolayısıyla sorgulanmayan yapıda başkanlık padişahlıkları senelerce sürmektedir. Bunları söylerken klüp yönetmeyi hafife aldığımı zannedilmesin hakikaten bu işe soyunmak ateşten gömlek giymektir. Ancak sorguladığım konunun Türkiye'deki Demokrasi anlayışı ve uygulamasında klüplerde fark olmadığıdır. Bu kadar milyon usd lerin harcandığı piyasada elle tutulur kaç başarıyı sayabiliriz. Statlarda küfürü bitiremeyecek kadar aciz emniyet güçleri ve klüp yönetimleriyle seyirci artışını nasıl sağlayacağız. En pahalı oturma koltuklarında boy gösterip maç anında azgınlaşan ağza alınmadık küfürleri eden iş adamı kılıklı seyircilerle daha ne kadar yan yana oturacağız, Avrupa'da profesyonel liglerdeki tüm maçlar tıklım tıklım seyirci topluluklarıyla izleniyor. Maçtan sonra aynı toplu taşım araçlarıyla güle güle seyahat edebiliyor ve espri yapabiliyorlar. Düşünmesi bile zor öyle değil mi? Yukarda anlatılanlar salt muhalefet etme amacına hizmet etmemektedir. Amacım Ülkemdeki fotoğrafları sizlerle paylaşmaktır. Eminim bu satırları okuyan Gökyüzü Haberci'nin sevgili ve değerli okuyucularından anılan sorunlarla ilgili öneri ve görüşlerini beklemekteyim.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR