Çetin Özbey
Çetin Özbey

En İyi İş Hangisi?

En iyi iş, sahip olduğun iştir.
Ne hikmettir bilinmez.
Kimse işinden memnun ve mutlu değildir.
Ben onun, oda başkasının işine imrenir.
Herkes birbirine kendi işinin kötü taraflarını anlatır.
Malum Amerika ve Avrupa hayli büyük bir ekonomik kriz yaşıyor.
Büyüklerimize bakarsan, kriz bizen transit geçecek, ekonomistlere ve basınımıza bakarsan krizin tam ortasındayız. Vatandaşımız ise bir başka. EURO ve Amerikan Dolarının TL karşısındaki büyük değer artımını değişik yorumluyor, bana ne " Amerikan Doları ister düşsün, isterse çıksın," Nasıl olsa ben de ne Euro ve de Dolar var diyerek konuyu kapatıyordu.
Kriz ortaya çıkmadan veya en azından biz krizin etkilerini hissetmeden önce gazetelerin ekonomi sayfalarında 2009' da işsizliğin artacağı konusu yoğun olarak işlenmişti hatırlarsanız. Kriz dönemlerinin en belirgin etkiside haliyle istihdam konusunda yaşanmaktadır. Ticari kuruluşlar küçülme yolunu seçerler genelde. Küçülme deyince de akla ilk gelen istihdamın azaltılması olur. Eğer ülke genelinde bir de isşizlik sorunu varsa, konu iyice açmaza girer. Ve de insanların hakiki mutsuzlukları işte  o zaman başlayacaktır. Bunalımlar o zaman derinleşecek ve çözümlenmesi zor hale gelecektir.
Geçenlerde genç bir kardeşimzin iş başvurursunu bir vesile ile bana ulaştı. Sektörün saygın bir işyerinde çalışan bu genç, içinde bulunulan şartları değerlendirmeden, fevri bir kararla ve de yaşı ile bağdaşmayan " fazla yorulma " gibi bir nedenle işinden ayrılmış. Şimde başka bir iş arayışında. Bu dostun iş arama süreci sekiz ayı aşın bir süredir devam ediyormuş. Ne kadar daha süreceği ise hali ile hiç belli değil. Gelde üzülme. Gelde bu delikanlıya  kızma. Bu duruma düşmeden önce çalışan önce kendine dönmeli, kendisini mümkün olduğunca realist bir gözle değerlendirmeli. Tabii ki ülkenin durumunu ve de kişisel  özelliklerinin ne derece aranılır olduğunu da.
Evet özellikle bu dönemde insanların işine dört elle sarılması gerekir. Bu dönemde insanların işlerini daha fazla sevmeleri ve daha fazla çalışmaları şarttır.
Bu dönemde çalışanların işlerini, sağlıktan sonra  sahip oldukları en kıymetli "yaşam unsuru " olarak olarak görmeleri ve ona göre davranmaları gerekir.
İşin kutsallığı bu dönemlerde daha belirgin olarak ortaya çıkıyor. Keşke tüm çalışanlar bu olgunun farkındalığını yalnuz kriz dönemlerinde değil her zaman yaşasalar.
Hiç unutmamak gerekir ki " daha iyisini bulana kadar en iyi iş, sahip olduğun iştir "
Bir Şirket nasıl 100 senenin üzerinde yaşar.
Konyalı lokantasını duymuşsunuzdur. Hani Topkapı Sarayının içinde yer alan, Sirkecide eski dükkanı yaşayan ve de zamana uygun olarak aynı semtde bir unlu mamuller satış mağazası, pastane ve arka tarafında fast food türü bir mekan işleten senelerin kuruluşu. Geçen gün Çelebi'nin İnşaa ettirmeye başladığı Öğretmen Evlerine alınacak olan bir takım malzemeler için ön araştırma yapmak üzere Sirkeci spot piyasasına gittim eşimle. Öğlen saatlerinde aklımıza Konyalıya gitmek geldi. Epeyce uzun zamandır gitmemiştik. Her zamanki gibi pırıl pırıldı. Mutfak kısmı tertemiz, düzeni ve de çalışanlar bembeyaz giysilerle kusursuzdu. Yemeği alıp masaya oturunca, karşıma rastgelen aynanın üzerinde "Konyalı Lokantası Kuruluş 1897" yazısını gördüm. 111 senesini dolduran kendini bozmamış bir ticari şirket. Bu düzenin sürekliliğini nesiller boyu sağlamış olmanın ne denli büyük bir başarı olduğunu düşündüm. Babanın çocuklarına, çocukların kendi evlatlarına bu mantığı aşılayabilmesinin zorluğunu düşündüm. Ama başarmışlardı. Bu düşüncelerle yediğim yemek bana daha da lezzetli geldi. Muhteşemdi.
Bu başarının sürekliliğinin sağlanması nasıl mümkün olabilirdi ?
İki sene öncesine kadar  eşim Sirkeci 'de irtibat bürosu bulunan Bursa merkezli bir kuruluşda çalışıyordu. Dolayısı ile buraları çok iyi biliyor, semtin insanlarını iyi tanıyordu. Bu çerçevede Konyalı çalışanları ile de sohbeti vardı. Eve sık sık bu markanın unlu mamüllerini getirirdi. Hepimiz büyük bir beğeni ile yerdik. Bir akşam geç saatlerde, Konyalı markasını taşıyan bir krik kırak paketi elinde salona geldi. Ve de " ilk kez rastlıyorum, bunu iki gün önce aldım ve acımış. Gidip kendilerine söyleyeceğim diyerek paketi çantasının yanına koyduğu bir torbaya yerleştirdi." Kendisine kırk yılda bir böyle bir duruma rastladınsa ve de çalışanları ile ahbaplığın varsa bunu yapmamalısın dedimse de, bildiğini okudu. İyiki bildiğini okudu, bende  bir şirketin nasıl 110 senenin üzerinde, kendini deforme etmeden  yaşadığını öğrenmiş oldum.
Ertesi sabah eşim gidip durumu, örneğinide vererek kasada oturan bir beye anlatmış. İşin güzeli bu görevli konuyu örtbas etmeden patrona intikal ettirmiş. 2,5 liralık bir mamülün acılığı ve bunun patrona intikal ettirilmesi doğrusu bana ters gelmişti. Neval ise mademki tanıyorum, o halde duyurmaya daha fazla zorunluyum diyerek, konuyu tüketicinin hakkını konumasının ötesi bir noktaya çekmişti. Meğer Konyalının patronu müşteri şikayetlerini öğrenmek ve  bire bir ilgilenmek istermiş. Neticeten krik krak paketi ertesi gün sabah saatlerinde Konyalıda kasada oturan beye iletildi. Eşim o akşam, raftaki tüm krik krak ve benzeri mamüllerin satıştan çekildiğini ve kendisinin bir iki gün sonra şikayeti ile ilgili olarak bilgilendirileceğini anlattı. Hakikaten bir iki gün sonra, acıma sorunun o parti alınan sıvı yağdan kaynaklandığının belirlendiğini ve de o marka yağın kullanımından vazgeçilerek kendisine teşekkür edildiğini anlattı.
Evet; 100 yaşını aşkın tanınmış, büyük cirolu turistik bir restaurant, 2.5 liralık bir krik krak ürünü için yapılan çalışma ve müşteriye dönüp bilgi verme alışkanlığı.
Bundan dört beş sene önce  sonra, yakın bir dostumun ağzından işyerine  komşu olan  bir şirketin patronunun hiç bir şekilde  müşteri ile görüşmek istemediğini ve de görüşmediğini duymuştum. Dün aklıma geldi ve telefon edip sordum.  O şirket ne mi oldu ? Faaliyetlerinin babadan kalan büyük bir kısmını durdurmuş. İşi kapattı mı bilmiyorum. Ama küçülmüş, küçülmüş. Tevekkeli artık ismini duymaz olduk. Etrafda pek gözükmüyorlar.
Çocuğumun çocuğuda, torunuda, onun da torunu  Konyalıda yemek yesin isterim ve dilerim.
Daha nice 100 senelere.
Kelimelerle ikna etmenin Yolları
Hatırlarsınız;  Amerikalı yazar Dale Carnegie, kişisel gelişim geliştiricisi, satıcı, hatip ve kişiler arası iletişim uzmanıydı. Günümüzde insandaki potansiyel gücü açığa çıkarmaya çalışan hareketin ve düşüncelerin öncüsü olarak tanınmaktadır.  "Dost kazanma ,insanları etkileme sanatı" kitabının yazarı. Bu büyük kalem yazdığı kitaplarda ise genelde kendinden birşeyler değilde yaşanmış ve tecrübe edilmiş olayları kullanmış. Yazarın, bu iletişim uzmanının 1936 yılında, bundan 72 yıl önce  yazdığı bu kitabın 30 milyondan fazla satılmış olması ve de halen popülaritesini muhafaza etmesi yazarın konulara yaklaşımının okurlar tarafından ne denli benimsendiğini gösteriyor. Bu tür kitapların insanlara ne denli katkısının olduğu ise açık.
Evet; insanların birbiri ile iletişim kurmalarının bir yoluda yazılı iletişim kurma yöntemi. Ve de Joe Vitale bu işin sırrını " Kelimelerle ikna etmenin yolları" ismini verdiği kitapda anlatıyor. Media cat yayınlamış ve de  Zeynep Yaman ve İlke Haydaroğlu  güzel türkçeleri ile bu kitabı lisanımıza çevirmişler.
"Reklam yazarının el kitabı" isimli eserin yazarı Joseph Sugarman " Joe Vitale, mükemmel satış ortamını oluşturmak için hipnotize edici kelimeleri kullanıyor ve müşteriye istediğimizi yaptırmak için bu kelimeleri nasıl kullanacağımızı anlatıyor. Bu metin yazımına gerçekten de yeni ve etkili bir yaklaşım. Mutlaka öğrenmelisiniz. Dahice " diyor.
Aslında size bu kitaptan pasajlar alarak ,onları size naklederek  konuya nasıl yaklaşıldığını ve neden okunmasının gerektiğini anlatabilirdim. Ancak malum telif yasası; bu kitaptan  alıntı yapılmasına bile engel.
Mutlak okuyun. Göreceksiniz ki bu kitap yanlız pazarlamacılara değil, birbiri ile yazılı iletişim kurma durumunda olan herkese büyük faydalar sağlayacak.
Bu kitabı okuduktan sonra, bir müşterinize, patronunuza, genel müdürünüze hitaben  yazacağınız bir yazının daha kolay sonuç alacağına eminim.
Belki sevdiğinize yazacağınız bir iki satır bile daha ikna edici olacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR