Dr. Suat Sarı
Dr. Suat Sarı

Bu gidişin bir ilacı yok mu? Ne yapmalı!..

Sevgili okurlar dikkat ediyor musunuz nehirdeki girdabın içinde alabora olmuş bir tekne misali yarını belli olmayan sağa sola kucak açan bir toplum haline geldik. Ekonomiyle Üniversite yıllarından itibaren daha çok ilgilenmeye başladığımızdan beri IMF'yi ekonomik hayatımızdan bir türlü çıkaramadık. Türkiye son 40 yıldır IMF'den borç alan yüksek faizler ödeyen zavallı bir ülke olmaktan çıkamadı. IMF borç vermekle kalmadı, genellikle halkımızın işin ayrıntılarıyla pek ilgilenmediği "faiz dışı fazla" sopasıyla ülkeyi dışardan yöneten ikinci bir yönetim gücü oluşturdu.  
Faiz dışı fazla oranlarını anacağımız günler Aralık 2008'de tekrar bir sinema filmi gibi siyasetin localarında en güzel yerini alacak. Nedir bu faiz dışı fazla? Türk hükümetinin mevcut borçlarını öderken anapara+faiz ödemelerinde ödemesi gereken faizlerden arta kalan paramıdır. Neden bu söylem hükümetlerle IMF uzmanları arasında çok müzakere edilir.
Kısaca açıklamak gerekirse "faiz dışı fazla oranlarında" IMF'nin direttiği rakamlar Ülke halkının daha çok vergilendirilmesi, yeni vergiler getirilmesi, aklınıza gelen her türlü vergi oranlarının arttırılması, hastane, okul vb yatırımlarının kısıtlanması ve buna benzer şeylerdir.
Böylece Türkiye'nin büyüme oranı düşecek, halk daha çok yoksullaşacak ve ülkenin ürettiklerinden elde ettiği katma değerler direk IMF'nin verdiği borcun ve faizin geri ödemesine gidecektir.
İşte bugünlerde siyaset sahnesinde borç almam!.. ,IMF'nin isteklerine boyun eğmem !...tartışmalarının asıl nedeni budur.
Bu yardımın 30 milyar usd olarak karara bağlandığını, IMF'nin geri ödeme ve borca uygulanacak faiz oranları gibi konularda hükümetle müzakereler yaptığını ABD ve İngiliz gazetelerinde okuyabilirsiniz. Her nedense ülke dışındaki gazeteler bu işin anlaşmasının yapıldığını yazsa da halkımıza bu bilgi gecikmeli veriliyor.
IMF konusunda sizlere söyleyeceğim tek şey zorunlu olarak alınmak zorunda olunacak bu borçların geri ödenme planına göre minimum 3 yıl Türk halkının bugüne göre daha az iş ve daha az sağlık ve eğitim alması demektir.
Tüm bu gelişmelere paralel olarak 2009 yılının tüm dünya için çok zor geçeceğini, İngiltere'de yılsonuna kadar 100.000 kişi işten çıkarılacağını. Bunun 500.000 kişinin etkilenmesi demek olduğunu internetten izliyoruz.
Avrupa'nın ekonomik kalbi İngiltere'dir. Orda işler kötüyse bilin ki sıkıntı tüm Avrupa'yı sarmıştır. Türkiye'nin ihracatı Avrupa'ya dayandığından bundan sonra üretim kapasitelerimiz düşecek ve işsizlik çığ gibi büyüyecektir. İç piyasada yerli halka yapacağınız indirimler alım gücü olmayan halk ile piyasa hareketi yaratamaz. Bu ancak İtalya, Fransa, İngiltere gibi Turizmi alışveriş stratejisi olarak gerçekleştiren ve bu sayede iç pazar sirkülasyonunu devamlı dinamik tutan ülkelerde geçerli olur.
Bu kötü gidişat ya da makus talihimizi! yenecek çare var mı, ne yapmalıyız,
İşte işin mihengi noktası burada;
Türkiye kendi politikalarını sürdürecek bağımsızlığa kavuşmadığı sürece ve Çin, Hindistan örneklerindeki gibi uzun vadeli hedeflerini belirlemediği taktirde filmdeki aktörler değişecek ancak zengin ve yoksul konusu hep aynı kalacaktır.
Geçenlerde okuduğum Prof. Arman Kırımlı hocanın "Türkiye Nasıl Zenginleşir" kitabı hakikaten ilginç çözümler getiriyor. Arman beyle Innavation konferansından sonra bu konuyu uzun bir süre paylaştım. Değerli görüşlerini daha da açarak ifade etti.
Arman hoca diyor ki "Ülkemizin bugün birinci önceliği zenginleşmektir. Kendimize hedef olarak 2020 yılında 20.000 usd milli gelir hedefi koymamız zorunlu bir gerekliliktir. Çünkü bu zenginlik olmadan ne insanlarımızı yoksulluktan ve işsizlikten kurtarabilir, ne de bizler AB Kapılarında beklemekten, Kıbrıs sorunuyla hırpalanmaktan ya da bizi aşağılayan tavırlardan kurtulamayız.
Önerilen strateji ve açıklamalarına göz atacak olursak;
1-Dünyada bir enerji krizi var. Su ve Enerji kaynakları hızla tükeniyor. Gelişmiş ülkeler Hidrojen enerjisi ve Nano teknoloji kullanarak enerji üretme konusunda çok ciddi çalışmalar yürütüyor. Türk özel sektörü devlet desteğiyle uluslararası proje sahipleriyle ortaklıklara girmeli ve lisans alarak ve çalışmalara katılarak oyunun içinde mutlaka yer almalıdır.
2-Avrupa birliğinin tam zamanında teslim özellikli üretim merkezi rolünü üstlenmemiz.
3-Tüm batılı şirketler için yeni nesil tedarikçi ülke haline gelmemiz gerekmektedir.
Bu anlatılanların özü başta Avrupalı şirketler olmak üzere, ara malı dediğimiz bir ürünün bütününü teşkil edecek ana parçaların dışındaki kısımlarının fason üretimcilik yaparak Türkiye'de gerçekleştirilmesidir.
Bunu yapabilmek adına çok önemli olan potansiyellerimiz:
a-Yetişmiş ve genç insan gücümüz Batılı ülkeler düzeyinde eğitim veren yeni nesil üniversitelerimiz ve mezunları, lisan bilen insan sayımızın göreceli olarak fazla olması.
b-Türk insanının çalışma ahlakı ve yüksek enerjisi.
c-AB ülkeleriyle aynı saat dilimlerinde bulunmamız. AB'li bir yöneticinin aynı gün içinde Türkiye'ye gelip gitme kolaylığı. Büyükşehirlerin batılı yöneticiler için yaşam rahatlığı ve emniyetli ortam sağlıyor olmaları.
d-Teknolojik yeteneklerimiz ve Üniversite işbirliği olanaklarımız.
e- Avrupa'dan 1/5 oranında daha ucuz olan işgücü maliyet yapımız.
Kuşkusuz yukarda anlatılanlar kitabın tamamen okunmasıyla daha iyi anlaşılacaktır.
Tüm anlatılanlar imkansız değil. Zaten Avrupa ile farkımız sistemsizlik değil mi? Sistemli çalışmaya başladığımızda, kuralları uygulamaya ve insanımızın bu kurallara riayet etmesini sağladığımızda bu ülke insanının her şeyi başaracak potansiyeli vardır!
Son olarak, Türkiye'miz adına örnek girişimcilik hareketleri gerçekleştiren Çelebi Holding'in Budapeşte havaalanı ihalesi ve Bandırma liman ihalelerinden sonra, Hindistan Mumbai de kazandığı yer hizmetleri ihalesinden söz ederek, bu konuda emeği geçen başta Yönetim Kurulu olmak üzere, Holding'in İş Geliştirme Başkanlığı ve değerli yöneticilerini yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
Saygı ve Sevgilerimle
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR