Dr. Suat Sarı
Dr. Suat Sarı

Osmanlı Cumhuriyeti

Sevgili okurlar yukarıdaki başlık, Aralık ayında vizyona giren son yıllarda çekilmiş çok önemli bir Türk filminin isminden alınmıştır.

Tüm dünyada sinema teknolojisi ya seyircilerine o anı çok keyifli yaşatmak yada geçmiş veya gelecekle ilgili olayları kurgulayarak çeşitli mesajlar verirler.
Osmanlı Cumhuriyeti filmi; ATATÜRK olmasaydı Osmanlı İmparatorluğunun son padişahının varislerinin ülkede hangi pozisyonda kalacağı ve ABD, İngiliz, Yunan, Fransız, İtalyan emperyalizminin pençesindeki Türk insanının nelerle karşılaşabileceğini traji komik bir şekilde sunuyor.

Filmi seyretmeden birkaç gün önce kitap ve medya yayınlarını satan büyük bir mağazadan aldığım ve ATATÜRK hakkında bugüne kadar derlenmiş en önemli DVD şeklinde reklam yapan  Sn Tolga ÖRNEK 'in hazırlayıp satışa sunduğu, filmi alıp seyrettikten sonar; "Osmanlı Cumhuriyeti" filmini seyretmek hakikaten çok çarpıcıydı. Tüm Gökyüzü Haberci okuyucularına hem bu DVD yi alıp izlemelerini ve bilahare bu filmi seyretmelerini özellikle tavsiye ediyorum.

DVD'nin kapak yazısında Yunan basınından ATATÜRK hakkında söylenen şu sözler hakikaten çok çarpıcıydı  "Her memleket; milletini zafer, refah, saadet yolunda ilerleten büyük adamlarına heykeller dikecektir. Fakat Türkiye'nin Mustafa Kemal ATATÜRK 'ün heykelinin yapılmasında kullanacak taşı bulmak için dağları deşmesi icap edecektir"

Merak ettiğim bir husus acaba bu filmden ben bu kadar etkilendiysem, internet kullanan ve filmlere eleştiri yazanlar neler düşünüyorlardı.Hiç üşenmeden Google dan filmler ile ilgili sitelerden tüm eleştirileri tek tek inceledim. Görüşlerini yazanların
%40' ı   film konusundan çok etkilendiklerini ve film yapımcısı Gani Müjde'ye  Türkiye'nin bu döneminde insanları bir daha düşünmeye iten başarılı yapımından dolayı teşekkürlerini sunuyorlar, %30 'u komedi oyuncusu Ata Demirer den komik bir oyun beklerken dramatik bir filmle karşılaştıklarını , % 30 seyirci ise filmi siyasi bulduğunu, Osmanlının kötülenmemesi gerektiğini ve tarihsel objelerin gayri ciddi olduğunu dile getiriyorlar.

Bu eleştirileri okurken, işte demokrasi bu demekten kendimi alamadım. Herkes kendisine göre yorum yapıyor. Kimisi diğerine kızıyor. Bazıları uzun yıllar bu nevi anlamlı bir yapıt seyretmediğini yazıyor. Bu demokratik anlayış internet sayfalarında düzgün bir üslupla sergilenirken, maalesef siyasette aynı yaklaşımları görememekteyiz.

Demokrasiyi Toplumu yönetenler önce kendi yaşamlarında uygulamalı ve sonra halka kurallarını öğreterek denetlemeleri gerekmektedir.
Demokrasinin temel taşlarından biri de siyasetin en önemli icra kaynağı olan partilerdir
Ulu önder ATATÜRK Cumhuriyeti kurduktan sonra demokrasinin gelişmesi ve uygulaması için siyasi partilerin kuruluşuna özellikle öncelik vermiştir.
Ancak Demokrasiyi tüzüklerinde onlarca başlıkla anan partilerin demokratik uygulamalarını incelediğimizde aslında anti demokrat olduklarını esefle izliyoruz
 
Aslında Türkiye'de siyasi parti falan yok, ben diyen genel başkanlar ve kuralları var.
Siyasi partiler her salı grup toplantıları yapıyorlar. Yaşını başını almış, umur görmüş onca milletvekili önlerini ilikleyip ayağa fırlayarak salona giren genel başkanlarını çılgınca alkışlıyorlar kendileri hiç konuşmuyorlar. Genel başkan basının önünde dekor olarak kullandığı milletvekillerinin şakşakları arasında bir baş selamı vererek konuşmasını bitirip salondan ayrılıyor.  İş takibi yapanlar Bakanların ve Genel Başkanlarının arkasından saldırıyor, koridorlarda yanına yaklaşmak için birbirini itiyorlar. Bunun adı da parti grup toplantısı oluyor.

Merak ettim İngiliz "Parliament TV ",  Alman "Bundestag TV" Kanallarında milletvekilllerinin meclisleri içindeki ilişki ve müzakerelerini içeren görüntüleri özellikle izledim. İnanın bu görüntünün zerresini göremezsiniz. Aynı şekilde AB üyesi ülkelerin parti yapılarında da parti Sultanlığını görmek mümkün değildir. O yüzden Almanya, Hollanda Belçika parlamentolarında Türk milletvekilleri yer alabilmekte ve gerektiğinde partilerini eleştirebilmektedirler.

Burada göz ardı etmememiz gereken konu STÖ (Sivil Toplum Örgütü) yapımızın çok zayıf olması ve yönetenlerin STÖ ler tarafından sorgulanmamasıdır. AB ve ABD ile STÖ adetlerindeki fark yüz binlerle ifade edilmektedir. Bu yüzden iktidarlar antidemokratik ve verimsiz icraatlarını kolaylıkla sürdürebilmektedir. Ülkemde ise
maalesef 500 kanallı   ve 100 YTL ye temin edilen uydu anten özgürlüğü erotizm ve magazinle halkı evine hapsetmiştir.Bunun adı da düşünme, sorgulama,seyret politikasıdır !....

Eğer birgün parti grup toplantılarından milletvekillerinin uslu öğrenciler gibi ayağa kalkmadığını, parti meseleleri için kürsüye çıktığını hatta parti politikalarını eleştirdiğini görürseniz anlayın ki o gün Türkiye'ye demokrasi gelmeye başlamıştır.

Türkiye birçok ünlü bilim adamı ve işadamı üretebildiğine gore partilerinde de demokrasi oluştuğunda  siyasete soyunacak yeni yüzlerine kavuşabilecektir.

2009 yılının  ülkemize daha fazla demokrasi getirmesini diler, ülkemizin barış, sevgi , adalet ve zenginlikler içinde olmasını temenni eder , tüm okuyucuların yeni yılını kutlarım.

Saygı ve Sevgilerimle
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR