Çetin Özbey
Çetin Özbey

Kişisel gelişim yönlendirmeleri



Bu düşünce ile uyuyamazlar ve sabah yorgun, argın kalkarlar yataktan. Ve de yeni günün yükünü taşıyamayacak kadar yorgundurlar. Bu yazı kimden ne zaman geldi bilemiyorum. İki hamalın bu söyleşisini kaydetmişim bilgisayarıma. Sizlerle paylaşmak istedim.
Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol. Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
Nitekim, çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!."Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!.."
Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi.
Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.
O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında..."Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım... Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım.
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım. Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; " Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. "Ben yılların hamalıyım" dedi.
Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda. Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait. Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!.. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma. Akşamları bırak ve hafifle. Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.
Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var.
Okumanız bitince işi-gücü bırakın ve 10-15 saniye düşünün; bu günün yaşanmışlarını düşünüp onların altında ezilmeyin. Yarına bakın, yarına hazırlanın.
PARADİGMA (ZİHİN HARİTASI) DEĞİŞTİRMEK ZOR DEĞİL.
Hiç okudunuz mu ? Stephan Covey'i bilmiyorum. Etkin ailenin 7 alışkanlığı, Etkili İnsanların 7 alışkanlığı, Önemli işlere öncelik, 8 nci alışkanlık, bütünlüğe doğru isimli eserlerin yazarı. Covey'in bir sunumu geçti elime. Herhalde konuya ilişkin verdiği bir eğitimde kullandığı bir araç olsa gerek. Okursanız sevinirim. Aslında yazarın kişisel gelişim konulu kitaplarında hepimizin bulabileceği, hepimize faydalı olabilecek hususlar mevcut.
"....Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa;
Paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.
Örneğin;
Trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç "susun" demeden yolculuğa devam ettiğinde; Siz ona "ne gamsız adam" diyebilirsiniz.
Ama sorsanız, onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.
Covey in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek çok üzülmüş.
Yemek molasında oğluna;
"Şunların kafasına çantamı indiresim geliyor" demiş.
Covey annesini " O adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk, tüm konuşmamı anında tercüme etmeğe çalıştı" diye yanıtlamış.
Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış.
Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğa oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açmış ve de yemeğe başlamış. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mı. Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış. Adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş.
Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ;
Kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu! meğer, adamın kurabiyesini yiyormuş.
Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor. Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz.
Covey bu örnekleri;
Aynı bilgiye farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler, diye özetliyor. Buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor.
Ve Einstein'ın bir sözünü anımsatıyor :
Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.
Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi,
"Sorunların içinde kaybolmak" paradigma değiştirmeyi başarıp, sor . Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de; Farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir? Çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar konusunda paradigma değiştirmenin önemi vardır. Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır.
Evet bu düşünür insanların kolay kolay başaramayacağı bir şeyi öneriyor. Bir insanın herhangi bir konudaki davranışını veya konuşmasını garipseyebiliriz. Onu cevaplamadan önce bu davranışın nedenini çözümlemeğe çalışmayı öneriyor. Çözümlemek mümkün olmasa bile bu konuda düşünmek bile duyduğumuz ve de ifade etmek istediğimiz tepkiyi bir nebze olsun azaltacaktır.
Ağlayan çocuklar örneği veya Covey'in annesinin toplantıdaki infiali gibi. N

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR