Çetin Özbey
Çetin Özbey

Yaşamın gerçekleri

Konuştukça batıyoruz.

Ben nedense, açık taraf olan ve de aynı konuları, adeta saplantı halinde hep aynı bakış açısı ile yorumlayan köşe yazarlarını hiç okumam. Ne taraftan olursa olsun yaşananları tarafı olduğu görüşe göre şekillendiren gazeteleri ise hiç almam.
Geçtiğimiz gün kuaförde beklerken sehpanın üzerinde bir tek gazete duruyordu. Sıra bekleyen müşteriler diğer üç gazeteyi almıştı. Baktım okumadığım, evime almadığım bir gazeteydi. Üstelik katlanmış olan gazetenin görünen sayfasında da epeyce uzun süredir hiçbir yazısını okumadığım, televizyonda beni anında zaping'e iten bir yazarın köşesi göz çıkartırcasına duruyordu.
Yazının son paragrafını niyetsiz bir şekilde okudum. İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin iktidar partisi ile ana muhalefet partisinin çekişmesi haline getirilmemesi gerektiğini söylüyordu. Çok doğruydu. Son zamanların modasına uyarak, Diyojen'in Büyük İskender'e söylediği "gölge etme başka ihsan istemem" sözü ile de savını süslemişti.
Sondan başa giderek, yazı okumak nasıl bir şekil ise onu uyguladım.
Yazıda Diyojen'den iki hikâye de yer alıyordu.
"Dar bir sokakta zengin ve kibirli bir adamla karşılaşır Diyojen. İkisinden biri kenara çekilmedikçe, bu dar yoldan geçmek mümkün değildi. Zengin adam mağrur bir eda ile hor gördüğü filozofa "Ben bir serseriye yol vermem" yolu açın der. Diyojen hemen kenara çekilir ve "ben veririm" diye cevaplar.
Diyojen'e bir adamın ne kadar akıllı olduğunun nasıl anlaşılacağını sorarlar. Diyojen'in cevabı nettir.
"Konuşmasından" İkinci soru ise "Ya hiç konuşmaz ise?" Diyojen'in cevabından kim kendine nasıl bir ders çıkartır bilemem. "O kadar akıllı olanı henüz dünyada yok"
Yazının baş tarafını ise en son okudum. Ve de bundan sonra internetten de olsa bu kalemin yazılarına bakma ve okuma kararı verdim. Demek ki zaman zaman olaylara değişik açılardan da bakabiliyordu.
Tarafı olduğu bilinen kimselere de çuvaldız olmasa bile ince bir iğne batırabiliyordu. Belki de hiç okumadığım için fark etmemiştim.
Her ne ise, esas konumuz siyasilerin Diyojen konusundaki atışmaları değil. Konuyu ele alışımın siyasi bir tarafı yok. Biz seçimden seçime oy kullanıp, siyaseti sandıktan ayrılırken noktalayan gruptanız.
Siyasilerimiz; bir diğerinin konuşmasındaki açığı arayıp, onu nereden vurabilirimin hesabı içinde. O bunu yaptı, bu da şunu. İçinde bulunduğumuz bu ortamı Diyojen'in bilgeliği aydınlatabilir mi bilemiyorum. Bizi, dar gelirli olan vatandaşı neyin nereden vurduğu ile uğraşan, bunu konuşan birini duyarsam, onu can kulağı ile dinleyeceğim. Diyojen bir yerden Belediye Başkanlığına adaylığını koyarsa haberimiz olsun derim.
Sn. Nazlı ILICAK'ın okuduğum bu yazısı beni uzun hayli bir süre önce kaleme aldığım bir kitap tanıtımına götürdü beni. "Konuştukça Batıyoruz." Bu kitabı oturduğum sitede yöneticilik yapan genç bir hanımefendiye sunmak üzere almıştım. Konularımızı medeni insanlar gibi görüşebiliyorduk ilk başlarda. Konuşma uzadıkça, sorun çıkıyordu. İlişkileri daha da güzelleştirmesini umduğumuz iletişim, kitapda da ifade edildiği üzere bende hayal kırıklığı yaratmakla kalmayıp aynı zamanda sorunları ve de ilişkileri daha da kötüleştiriyordu. Dikkat ediyordum. Kısa konuşmalarımızda sorun yaşamıyorduk ve görüşmemiz kavgaya dönüşmüyordu.
Bu kitabı okumanızı şiddetle öneriyorum. İletişim kurmada zorluk çeken, gerek iş ve gerekse özel yaşamda çağımızın en yaygın hastalığı olarak yorumlanan iletişim kopukluğundan şikâyetçi olan herkes bu kitabı okumalı. Sen okudun ne fark etti? diye sorarsanız, kitabın bana olan katkısını zaman zaman görüyorum. Her zaman olmamakla birlikte; bazen stratejik davranma akıllılığını gösterebiliyorum. Görüştüğüm kimse çok iyi tanıdığım, huyunu suyunu bildiğim biri değilse ortada bir yanlış anlama ya da gerçek bir anlaşmazlık olup olmadığını tam olarak anlayabilmek için karşımdakini çok iyi dinliyorum. Keşke bunu; uslu uslu dinlemeyi ve de dinlerken düşünmeyi her zaman yapabilsem. Tabii bunda yaradılışında etkisi var.
Ama, bu kitaptan öğrendiğim adımları uygulayıp sonuçta iletişim kurmakta başarısız olduğum ve sizlere ifade edebileceğim bir görüşme hatırlamıyorum.
Tabii ki geçtiğimiz günlerde Hıncal Uluç ağabeyimizin köşesinde yer alan Samuel Smiles'ın sözünü unutmamamız gerekir. "Kitaplardan elde edilen tecrübeler kıymetli olmakla beraber, sadece bir öğrenimdir. Hayatı yönlendiren ise yaşamdan edinilen tecrübelerdir."
Bu kitabın ilk baskısı 1997 yılında yapılmış. Yazarı Dr. David Stiebel. Deniz Akkuş tercüme etmiş ve Türkiye'mizdeki ilk yayını 2001 yılında Beyaz Balina Yayınevi tarafından yapılmış. "Kitapyurdu.com" da Koridor yayıncılık tarafından 2008'de bir kez daha yayınlandığı belirtiliyor. Bunu yeni öğrendiğim için sizi bu kitabı okumaya özendirecek uzun alıntılar yapamıyorum.
Hıncal Ulucun bu kitapla ilintili olarak 2001 yılında Sabah gazetesindeki köşesinde yer verdiği görüşleri; "O zamanlarda da malum bir kriz dönemi yaşanıyordu. Başta ki ise bu günkü hükümeti oluşturan parti değildi. İnsan elinde olmadan hepsinin aynı olduğunu düşünmeden edemiyor. Bakıyorum da; değişen tek şey krizin neden ve nereden kaynaklandığı, krizin nedeni. Yaşananlar aynı. Konuşmalar aynı. İşte Hıncal beyin 2001 model görüşleri. Bu güne ne kadar uyumlu değil mi?
 "Krizdeki siyasetimizin ve ekonomimizin liderleri ve bütün kahramanları bu kitabı mutlaka okumalı. Hem bu kitabı sadece yöneticiler değil, herkes okumalıdır. Bu kitabı Türkçeye kazandıran Beyaz balina yayınevini ve Koridor yayıncılığı kutlarım.
Kitabın kapağındaki söz kitabın fonksiyonunu özetliyor. "İletişimin başarısızlığa uğradığı anda, problemlerin çözümü için anahtar kitap"

Önce kendi içinizdeki
çocuğa öğretin.

Bu yazıyı bilgisayarımın içindeki dosyaların bir köşesinde buldum.
Belli ki çok hoşuma gittiği için saklamışım.
Nedendir bilmem yazarının adını ise kaydetmemişim.
Bir büyük gazetenin köşesinden de almış olabilirim, bana gelen maillerin birinden de.
Her kiminse adını kaydetmediğim için özür diliyorum.
Ancak güzellikle paylaşılırsa artar, bende bu güzelliği sizlerle paylaşmak istedim.
"Çocuklarınızı iyi yetiştirin. Doğruları söylesin.
Canı istemediği için çalışmadığında elektrikler kesikti demesin.
Vazoyu kim kırdı dediğinizde ben kırdım diyebilsin.
Sorumluluk almayı öğretin.
Sadece kendi üzerine düşeni yapıp kenara çekilmemesi gerektiğini; her zaman her yerde her şeyden sorumlu olduğunu öğretin.
Birini ezmeden de yukarılara çıkabileceğini hatta bazen yukarılar denilen şeyin çıkılmasa da olur bir yer olduğunu öğretin.
İlla birini örnek alsın diyorsanız Mustafa Kemal ATATÜRK' ü öğretin.
Kızlarınızı iyi yetiştirin. Kendi kendilerine yetmeyi öğretin.
Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin.
Evden çıkar çıkmaz ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını öğretin.
İstediğini giymeyi öğretin. İnsanın ahlakının sadece kendi beyninde olduğunu öğretin.
Kıskanılmanın sevilmeyle aynı olmadığını öğretin.
Kıskanılmanın güzel, saygısızlığın kötü olduğunu öğretin.
Beni çok kıskanır, dışarı çıkarmaz, şunu bunu giydirmez diyen adamla gurur duymamayı bunun aslında kendine hakaret olduğunu öğretin.
Arayıp neredesin; kiminlesin vs. diyen adama seni tanımadan önce nasıl davranacağımı bilmiyor muydum, haddini bil demeyi öğretin.
Eşlerini aldatan erkeklerin yanındaki ikinci kadın olmamayı öğretin.
Erkeklerle sadece arkadaş olunabileceğini çünkü onlarında sadece insan olduklarını öğretin.
Oğullarınızı iyi yetiştirin. Karşı cinse saygı duymayı öğretin.
Gece yarısı evine dönen kadının aranmadığını öğretin.
Bir kadının omzuna arkadaş olarak da baş konulabileceğini öğretin.
Dokunmaktan korkmamasını öğretin.
Sevmenin değer verme olduğunu öğretin.
Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin.
Bütün gençliğini birileriyle beraber olmaya çalışarak geçirdikten sonra kimseyle beraber olmamış birini bulup evlenmeye çalışmanın ikiyüzlülük olduğunu öğretin.
Bulunmaz Hint kumaşı olmadıklarını; olsalar bile burun silinen mendillerinde kumaştan yapıldığını unutmamayı;
Hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin.
Ve de tanrıya inanmayı, herkesin inancına saygı göstermeyi öğretin.
AMA ÖNCE KENDİ İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞA."

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR