Çetin Özbey
Çetin Özbey

İnsanlık: İşte böyle bir şey

Evet, yine İnternetle bana ulaşan bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu maili okuyup, silmek zor geldi bana. O kadar güzel ve duygulu ki,  sayfamı bu hikâyeye ayırmamak mümkün değil.
Konu olan insanları mutlak tanırsınız.
Ve de Mutlak dinlemişsinizdir.
Sahne ışıkları büyüleyicidir.
Alkışlar insanı yüceltir.
Bu ışıklar altında, o alkışlarla sanatkârlar ellerinde olmayarak "en büyük benim diye düşünürler" herhalde.
Acaba en büyük olmak mı güzeldir?
Yoksa en büyük olmanın gereğini yapabilmek mi?
Tabii ki; en büyük olmanın gereğini yapabilenler ömür boyu, hatta hayata veda ettikten sonra bile alkışlanırlar.
Sahne ışıkları onların hep üzerindedir.
Sahnelere veda ettikten uzun seneler sonra bile unutulmazlar.
Söyledikleri şarkılarla ve insanlıklarıyla.
Hikâyeyi bilen çok azdır.
Şarkı söyleyerek milyonları büyüleyen üç tenordan ikisinin hikâyesi bu!
İspanya'ya gitmemiş olsanız bile, Katalanlar ile Adrilenler arasındaki düşmanlığı duymuşsunuzdur. Madrid merkezli idare edilen İspanya'da, Katalan'ların neden bağımsızlık için mücadele ettiği konusunda da bir şeyler duymuşsunuzdur.                                                                                                           Plácido Domingo bir Madrilendir.
Ve José Carrera ise su katılmamış bir Katalan'dır.
1984 İspanya'da yaşanan yılında politik mücadele ve ayrılıklar nedeni ile Carrera ve Domingo birbirlerine düşman olurlar.
Dünyanın neresinde olursa olsun çağrıldıkları tüm konserler için imzaladıkları sözleşmelerde müşterek bir madde vardır. Değişmez bir şart. Diğeri o konsere şu veya bu şekilde davetli ise solist olarak davet edilen hiçbir şekilde konsere çıkmayacaktır. Böylesine büyük bir düşmanlık vardı aralarında. 
1978 de, José Carreras'nın karşısına Plácido Domingo'dan çok daha yaman ve acımasız bir düşman çıktı. Carreras yapılan bazı tetkikler sonunda, lösemiye yakalandığını öğrendi.
Kansere karşı savaş zordu. Yıllarca süren tedaviler, kemik iliğinin, kanın değişimi, onun her ay Amerika'ya gitmesini gerektiriyordu.
Çalışması zorlaşmıştı. Büyük bir serveti olmasına rağmen hastalığının korkunç maliyetleri altında sonunda ekonomik olarak da çok güç durumda kalmıştı.
Tam sıfırı tüketmişti ki, bir dostu, ona Madrid'de kurulan ve lösemi hastalarını ücretsiz tedavi eden bir dernekten bahsetti.
Ve Carrera "Formoza" adındaki bu derneğin maddi ve manevi yardımı ile zaman içinde hastalığını yendi, sahne almaya ve şarkı söylemeye devam etti.
Tekrar, layık olduğu şekilde, büyük paralar kazanmaya başlamıştı.
Kendisinin hayatını kurtaran Formoza Derneğinin bağışçılarından biri olmaya karar verdi. Derneğin kuruluş tüzüğüne baktığında, Formoza'nın Kurucu ve Başkanının Plácido Domingo olduğunu büyük bir şaşkınlıkla öğrendi. Hemen arkasından ise Domingo'nun Derneği salt ona yardım etmek için kurduğunu öğrendi. Domingo Carreras'ın baş düşmanının yardımını kabul etmeyeceğini bildiğinden özellikle bunun gizli tutulmasını istemişti.
Hikâyenin en can alıcı noktası bu iki devin karşılaşması oldu.
Placido Domigno'nun Madrid'de verdiği bir konser sırasında, Carreras  kendisinden, onun gibi büyük bir sanatçıdan beklenmeyen bir şekilde hareket ederek herkese parmak ısırttı. Domingo sahnedeyken onun konserini bölerek sahnesine çıktı ve düşmanının önünde diz çökerek milyonların önünde bu asil davranışı için kendisine teşekkür etti!
Placido Domigno'nun yerden kalkmasına yardım ederek kucaklayınca, bambaşka
sıcaklıkta bir arkadaşlığın ilk ve güzel tohumları atılmış oldu.
Uzun zaman sonra, bir gazeteci Domingo'ya sordu:
"Baş düşmanınıza yardım etmek amacı ile büyük rakibinizi kurtarıp sahnelerde yine karşınıza çıkmasını sağlayacak olan "FORMOZA" derneğini neden kurdunuz?"
Cevap hızlı ve kesindi. 
"Bu eşsiz sesin yok olmaması gerekirdi."
Bu hikâye 1980'li yılların ilk yarısının bir yaşanmışı. 
Bundan tam 25 yıl öncenin bir hikâyesi.
Bu günümüzü, bugün sahnelerimizde birbiri ile rakip olup, TV'lerin renkli yaşam programlarında birbirleri hakkında konuşanları, seyrederken/ dinlerken bizim yüzümüzü solgunlaştıran bazı sanatkârlarımızı düşünelim mi?
İsterseniz moralimizi bozmayalım.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR