Çetin Özbey
Çetin Özbey

Eleştiri bir hediyedir

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Times; panose-1:2 2 6 3 5 4 5 2 3 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536902279 -2147483648 8 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt; font-family:Times; mso-fareast-font-family:Times; mso-bidi-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Geçenlerde Yıldız Holding'in kurumsal yayını olan " Bizim Ülker " isimli neşriyatın son sayısı geçti elime. Bakarken, Türk Hava Yollarında görevliyken Genel Müdürlüğümüzü ve takiben Yönetim Kurulu Başkanlığımızı yapmış olan Dr. Cem Kozlu ile ilgili bir haber gördüm.

Cem Kozlu Ülker ailesinin " buluşma günlerinin " birinde katılımcılarla bilgi ve deneyimlerini paylaşmıştı. Bu arada Sn.Kozlu katılımcılara Liderin Takım Çantası başlıklı sunumunu küçük anektot ve yaşanmışları ile süsleyerek nakletmişler. Mutlak zevkli, ilgi çekici bir bir toplantı olmuştur. Belki inanmayacaksınız ama haberde adı geçen kitap masamın son tarafında "Satan Reklam Yaratmak" kitabının üzerinde duruyor.

Bu haberde bir paragraf dikkatimi çekti.

" Eleştiri bir hediyedir. Eleştirinin öneminden ve adeta bir hediye gibi karşılanması gerektiğinden bahseden Kozlu, eleştiriye açık olmanın kişiyi nasıl yukarı taşıyacağından söz etti. Kozlu' ya göre eleştiri, bir geri bildirim şekli olduğundan içeriğine değil çıkış amacına bakıldığında bile oldukça faydalı. Eleştiriye tahammül etmek ise iş hayatının olmazsa olmazlarından. Size yöneltilen bir iltifatı nasıl karşılıyorsanız, eleştiriyide öyle karşılamalısınız diyen Kozlu, bu düşünce ile hareket etmenin başarıyıda beraberinde getirdiğini söylüyor."

Evet paragrafdaki söylev doğru. Yöneltilen eleştirileri dikkatle değerlendiren, hislerle yoğurulduğu için deformasyona uğramış bile olsa doğruyu eleşti topunun içerisinden çımbızla çekip çıkartan ve onu ilerlediği yola ampul yapan yönetiiciler tanıdık tabii ki. Bunlar çoğunluktam ı derseniz tabii ki hayır.

Çoğunluk eleştiriden hoşlanmaz. Hele hele üst makamlarda oturup olan bitene tepeden bakarken. Eleştirilerinden ötürü çalışma yaşamında sorun yaşayan ve hatta iş yerinde dikiş tutturamayan çok kimse görmüşüzdür.

Eleştirilerde ben beğenmedim, böyle olmaz vb.. subjektif değerlendirmeler motif olmamalıdır. İnsanların anladığı, uzmanı olduğu konularda eleştiri yapması haliyle öne sürülen karşıt tezin kabul edilebilirliğini artıracaktır. Hiç şüphe yok ki bu tarifler, bu doğru olmasına doğrudur ama, gel görki insanlar bunun doğruluğunun farkına geç varırlar. Tepelerdeyken tenkit edilmeyi hazmetmezler. Hatta fazlası ile kızgın tavır takınırlar eleştiriler karşısında. Sn. Kozlunun deyişi ile " Hediye " kabul etmezler. Oysaki bu hediyelerin bazılarının altında hiç bir art niyet yoktur.

Ancak bir an gelirki, bu kimseler eleştirinin özellikle tepelerdeki yöneticiler için ne denli faydalı olduğunu anlarlar. Bu 180 derecelik dönüşleri ise altındakiler için hiç bir şey ifade etmez. Zira yönetici tepedeki yerinden inmiş veya kurumdan ayrılmıştır. Artık sağa sola o güne kadar hiç hazmedemediği eleştirinin faydalarını anlatacaktır.

Sakın bu ifadelerimi yanlış değerlendirmeyin. Sn.Kozlu bu tür bir yönetici değildi. Anlatımının samimi olduğuna inanırım. Eleştiriye ne denli açık olduğunu bilirim.

Uzun seneler Türk hava Yollarında görev yaptım. Bu uzun çalışma döneminin sonunda Türk Hava Yollarındaki görevimden affedildim. Bu " THY' den kovuldum" demenin daha nazik bir şekli oluyor. Her ne kadar kovulma nedenlerimden ötürü halen iftihar ediyorsam da sonuç maalesef böyle oldu. Sn. Kozlu ile çalıştığım süreçte kendisini, uygulamalarını fazlası ile tenkit ettiğim ve hatta açık açık eleştirdiğim olmuştur. Yaşanmışların örneklerini unutmam mümkün değil. Başka bir yönetici olsaydı eminimki yaşadığım üzücü iş sonlanmasının acısını çok ama çok önceden tadardım. Sn. Kozlu dayanabildiği kadar dayandı herhalde. Ancak tutumum dayanamayacakları bir noktaya gelince ( mutlak sn. Kozlu için önemli olan dış etkenlerinde tesiri vardır, o dönemlerdeki ruh halim bunu değerlendirmemi engelliyordu ) işimin sonlanması pek zevkli bir formatda şekillenmedi.

Evet belki de eleştirilerimin dozunu iyi ayarlayamamıştım. Belki de eleştiriyi veya karşı çıkmayı uygun noktada kesmeyi bilememiştim. Buda ayrı bir kabiliyet tabii ki. Demekki ondan yoksundum.

Sn. Kozlu mu? Kendileri Ülkerde " Liderin Takım Çantasını " anlatırken çantanın içinden Ülker gofreti çıkartacak kadar profesyonel bir ustadır.

Ancak nedenini bilemiyorum ama bu sonucu doğuran davranışlarımdan ötürü halen kendimi suçlamıyorum. İşin tuhafı beni sevdiğim kurumdan ayıranları da suçlamak artık aklımdan geçmiyor.

Peki nedenmi yaptık bunları? Veya neden mi yapıyoruz?

İki kelime ile ifade edersek, bu aralar hayli zor görünen "aidiyet duygusu" en önemli nedendir.

Daha açık bir deyişle "şirket sevgisi".

Bazen insan bu duyguya kapılıyor, kendisini düşünemiyor.

Buda insanın yaradılışı ile ilgili olsa gerek.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR