Derya Zengin
Derya Zengin

Yeni yılınız kutlu olsun

2010 yılı herkese sağlık, mutluluk ve bol şans getirsin.
2009 şimdiye kadar geçirdiğim en güzel yıldı. Ama gelecek yıllarım da en az bu yıl kadar güzel geçecek çünkü artık minik bir prensesim var.
Hayatımın anlamını bin kat arttıran bana huzur, mutluluk ve tarif edilemeyecek kadar büyük bir sevgi veren kızım Ezgi var.
Bu ay ki dergimizin kapağında ki minik prenses benim kalbimin sahibi biricik kızım. Kapakta olmasının bir sebebi ona güzel bir hatıra kalması. İkinci sebebi ise onun saflığının, temizliğinin,  karşılıksız sevgisinin hepimize 2010 yılında şans getirmesi.
Bize yeni yıl hediyesi olarak 3 Ocak 2009 da hayatımıza giren minik kuş artık bir yaşında.
Annelik duygusunu daha tatmamış olanlara çok zor anlatabileceğim duygular içindeyim. Öyle güzel öyle özel ve anlatılmaz duygular ki bunlar kelimelere dökmek çok zor.
Bu sevgi ne anne, ne baba, ne koca sevgisine benziyor. Hepsinin sevgisinden binlerce kat daha fazla. Kardeş sevgisine daha yakından geçiyor çünkü benim bir tane kız kardeşim var kızım kadar seviyorum onu da herhalde.
Kızım hayatıma girdiğinde ne kadar boş, anlamsız, geçici bir yaşamım olduğunu anladım birden. Oysaki çok yoğun, önemli olduğunu düşünüyordum yaşamımın. Bir anda minik bir meleğin yarım ağızla gülümsemesi, yemeğinin hepsini bitirmesi, kendi kendine oturmaya, yürümeye başlaması, ilk dişini çıkarması hayatımız oluverdi. Biri anlatsa herhalde gülerdim. Ama içinde olunca ne farklı oluyormuş meğer.
Önceliklerin çok değişiyor. Artık sadece bebeğine alışveriş yapıp, onun rahat olduğu sevdiği mekanlara gitmeyi tercih ediyorsun. Ama bunları mecbur olarak değil severek yapıyorsun. Onu mutlu görmek senin mutlu olman için yetiyor. Yaşamına, yediklerine sırf onun için daha fazla önem veriyorsun. Karşıdan karşıya geçerken araba kullanırken iki kat daha fazla dikkat ediyorsun.
Bir yaşama can vermek onu içinde gün be gün büyütmek, kucağına almak beslemek, her şeyi öğretmeye çalışmak büyük emek. Öyle minik, öyle muhtaç ki. Tek istediği annesinin koynunda uyumak, onun kokusunu almak, tenine dokunmak, annesiyle büyümek.
Aynen böyle yaşıyoruz biz de işi gücü terk ettim boş vakitlerimde çalışıyorum artık. Asıl işim kızım oldu. Onun yanında olmak, ona sarılmak onu koklamak öpmek sıkı sıkı sarılmak, koynumda uyutmak. Hele tüm bunların karşılığını görünce işte o zaman ne kadar da doğru yolda olduğunuzu anlıyorsunuz. Koşa koşa gelip boynunuza sarılması gelip sizi öpmesi tüm yorgunluğu silip atıyor.
Öpüp öpüp doyamamak bir gün değil beş gün değil gece gündüz bir yıldır doyamıyoruz minik kuşa. Sırf anne babası olarak biz değil, dedesi, anneannesi, halaları, teyzesi, babaannesi...
Şehir dışından kalkıp gelenler kokusunu özledik diyenler. Tertemiz o mis gibi bebek kokusunu içine çekmeye koşanlar. Hayatımızdaki haberimiz olmayan büyük boşluğu doldurdun bebeğim. Tüm hayat senin etrafında dönüyor artık. Bundan asla şikayetçi değiliz. Bilakis mutluluktan bulutların üzerindeyiz. Ne iş yerinde olanlar, ne haberlerde çıkanlar eve girince hepsi seninle anlamsızlaşıyor.
Gerçek hayat artık sensin. Bize geldiğin için teşekkürler meleğim. Hayatımın anlamı minik kızıma güzel bir anı olması dileğiyle...

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin

FİRMALAR