Dr. Suat Sarı
Dr. Suat Sarı

Otomotiv Kartellerinin Türkiye Sevdası

Türkiye 75 milyona ulaşan nüfusu, her yıl gelişen şehirleriyle, araba sahipliğindeki artan trendiyle binek ve hafif ticari araç üreticilerinin iştahlarını kabartan dünyanın sayılı ülkelerindendir. Türkiye'de 2010 yılının ilk 10 ayında satılan 110.000 adet yerli üretim araca karşılık, 250.000 adet yabancı orijinli binek aracı satılmıştır*. Yabancı binek araçların yıllık ortalama satış bedeli yaklaşık 7 Milyar USD dir. Yanı sıra hafif ticari araç satışında da Avrupa da 2.sıradayız. Avrupadaki toplam 1,5 milyon adet hafif ticari araç satışının % 15-20'si Türkiye'de gerçekleşmektedir.*
Yabancı orjinli hafif ticari araç yıllık satış adedi 85.000, satış bedeli 3 milyar usd'dir.
Bu rakamları sizlerle paylaşmamın gerekçesi aşağıdaki demeçlerdir.
Ekim 2010'da düzenlenen otoshow fuarına katılan otomotiv devlerinden bir kaçının demeçlerine göz attığımızda Peugeot Güney Avrupa Bölge Başkanı Rafael Prieto "Türkiye'nin yaşanan kriz döneminde yüzlerini güldürdüğünü, diğer pazarların satışları düştüğünde moralim bozuluyor, böyle dönemlerde depresyona karşı ilacım Türkiye oldu, sabahları işe morale başlamak için Türkiye Genel Müdürümü arıyorum" demektedir. Buna rağmen Peugeot orta sınıftaki sedan modelinin üretimi için İspanya'yı seçmiştir. Opel başkan yardımcısı Alain Visser "Krizden etkilenmemize rağmen büyümek için Türkiye'nin potansiyeline inanıyoruz.Türkiye, Avrupa'da en önemli gördüğümüz ilk beş pazar arasındadır" demektedir. Ancak Opel 2000 Yılında İzmir/Torba'daki. fabrikasını anlaşılamayan bir nedenle kapatmıştır.Türkiye'ye Kia marka araçları getiren Çelik Motor Genel Müdürü Bora Koçak otomotivde beklenenin üzerinde yaşanan büyüme Türkiye'yi Kia'nın bir numaralı müşterisi yaptı. Kia Slovakya fabrikası yılın ikinci yarısından itibaren sadece Türkiye'deki talepleri karşılamak için çalıştı"demektedir. Halbuki aynı KIA hükümetimizin her türlü teşviklerine rağmen üretim yeri olarak Slovakya'yı seçmiştir.
Yukarıdaki örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Ancak, buradan çıkan sonuç şudur.Türkiye halkının ürettiği katma değer, yurtdışında üretim yapan birçok otomotiv devinin ayakta durmasını sağlamakta, hatta o ülkelerin otomotiv sektöründeki istihdamına katkı yapmaktadır.
Şimdi kendi kendimizi sorgulayalım. Birçok ülke birçok mal ve techizata kota koyarken biz neden bu derece rahatça kullanılan pazar olmaktayız. Hadi özgürlükleri kısıtlamayalım!.. Araç sahipliliğinde ülke insanı özgürce her türlü aracı alabilsin. Peki ülkeye onbinlerce aracını satan firmaları rekabet şartlarına iterek Akdeniz çanağında üretim yeri olarak Türkiye'yi seçmeleri, bu yatırımı yapan markaya birçok teşvikler verileceği deklere edilemezmi? Ülkemizde işsiz insanımızın oranı, resmi kayıtlarda %12 gayri resmi olarak %20 lerdedir. Almanya, Fransa, Güney Kore otomotiv devlerinin ciro olarak en önemli gelir kapısı Türkiye iken, üretim lokasyonlarını ülkemize getirmekten kaçınmaları kabul edilemez. Türkiye'nin cari açığında önemli bir yer tutan otomotiv sektöründeki bu rahatlığa artık gem vurma zamanı gelmiştir!..
Türkiye Avrupa ülkelerine kıyasla araç sayılarında bugüne göre 5 misli geride olup, her geçen yıl artan bir trendle araç sahipliliğinde Avrupa'daki en büyük potansiyele sahip ülkedir. Bu açıdan olaya bakıldığında pazar iştahı daha iyi anlaşılacaktır.
Sanayi ve teknoloji bakanlığı bu konuya seyirci kalmamalıdır. Ticaret ve Sanayi Odaları, Avrupayla daha rekabet edebileceği fiyatları yakalaması adına, yerli üretimin teşvik edilmesini devletle muzakere etmelidir. Avrupa'nın otomotiv kartellerine "Bu ülkenin alın terini sıcak paranızla, borç faizlerinizle zaten transfer ediyorsunuz, cari açığımızda başrol oyuncularındansınız, yatırım yaparken de naz yapmakta üstünüze yok" derken, bu kadar sömürüye de PES demeden geçemiyoruz.
Değerli okurlar "Siz ne diyorsunuz?"
*Kaynak, ODD-Otomotiv Distribütörleri Derneği

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR