Çetin Özbey
Çetin Özbey

Sanal Başarının Hakiki Bedeli

 

Başarınızı, ona ulaşmak için nelerden vazgeçtiğinizle yargılayın.

Bu ara benzeri yazılara fazla daldım.Nedenini tam olarak bilemiyorum. Yaşadıklarımızdan mı ? Gördüklerimizden mi ? Mutlak beni buna iten bir sebep vardır. Var olmasına vardır da, bunun farkında değilim.Ahlaki değerleri yitirdiğimizi görmekten veya hissetmekten olabilir mi acaba? Belki. Doğruyu göstermek, veya işaret etmek mi bu tarza yönlendiriyor desem, o da değil. Bunun, beni ve haddimi aştığını bilecek kadar kendimi tanırım. Aslında bu tür yazıları hatırlamak, hazırlamak keyif vermiyor insana. Doğru olsada.

Başarılı olmak.

Herkesin istediği ancak çok az kimsenin ulaşabildiği bu olgu nasıl tariflenir ki ?

Kimileri sizi bir dönem için çok başarılı görürken diğerleri bu başarınızın etkenlerini düşünecek ve bir anlamda sizi gıyaben de olsa yargılayacak.

İş hayatınızın tırmanma merdiveni tarafında, salt kuvvetli olanların hareket tarzını benimsemekten kaynaklanan bu sanal başarının , bir dönem sonra aynı merdivenden inerken yaşayacağınız kötülüklerin tohumlarını sıçratmış olduğunu ne zaman mı fark edersiniz ? İniş esnasında bu yuvarlak tohumların ayağınızı kaydırmasından sonra. Başka bir deyişle popülaritenizin sonunda basamaklardan beyin üstü düşerken tabii ki.

Sizi ayağa kaldırmak için elinizden kim mi tutar ?

Genelde ve yaşamda görüldüğü kadarı ile hiç kimse.

Küçük, çok küçük bir ihtimal ; belki birileri elinizden tutup sizi kaldıracaktır düştüğünüz yerden. Tam siz ayağa kalkınca elinizi bir kez daha bırakıp ikinci düşüşünüzü görmek ve bundan da ayrıca keyif almak için. Sizin için kim mi üzülecek? Bilemiyorum.

İnsanları ezerek, aşağılayarak, yakalanan başarı, çoğunluğun sizden nefret etmesine, kin duymasına neden olacaktır.

"Balık hafızalı" bu insanlar nasıl olsa bunu da unuturlar diye düşünmeyin.

Evet ağzındaki oltadan kurtulan balık, ikinci kez başka bir oltaya yine atlıyor.

Ya elinizdeki oltanın iğnesi kopuksa.

Sandalı deviren ve içindekileri yutan çok büyük balıkların da mevcut olduğunu düşünün biraz.

Eğer isterseniz Marmara denizinde balinayı lüfer oltası ile yakalama gayretinizi daha da sürdürebilirsiniz. Ta ki insanların balık hafızalı olmadıklarını anlayana dek.

Ve de insan tüm hatalarının bedelini yaşamında bir şekilde ödüyor. Buna inanıyorsanız , binlerce gözün sizin bu ödemeyi yapacağınız zamanı heyecanla bekliyor olduğunu bir düşünün.

Sizin kötü durumda kalmanızı bekleyen insanların varlığını bilmek .

Bu nasıl bir duygu ? Kendinizi nasıl hissedeceksiniz acaba ?

Üstelik geri ödeme yapacağınız zaman da belli değil.

Ya siz bu ödemeyi aynı çatı altında yaşarken yapma durumunda kalırsanız.

Evet yargılayın kendinizi .

Başarı için nelerden vazgeçtiğinizi düşünün daha da geç olmadan.

Bu kötü hırs sizi, yitirdiğiniz belirli değerler bir tarafa insanlığınızdan da tümü ile vazgeçirmiş olmasın sakın.

Ve eğer bu noktadaysanız derin derin düşünün.

Kendinize sürekli sorun şu soruları.

Ben sahiden başarılımıyım ?

Benim başarımı takdir eden kaç kişi var etrafımda ?

Birlikte çalıştığım bu kalabalık insan topluluğunda kaç dostum var ?

İnsanları horlayan, küçük gören ve küçük düşürmeyi seven birini tanımış hatta aynı çatı altında bulunmuştuk.. Yakınları devletin üst kademesindeydiler. Kuvvetliydi. Bir arkadaşımız içki masasında iki kadeh fazla içmişti alışılagelenden. " Şimdi kuvvetlisiniz, size herkes eyvallah diyor , bu gün bir yakınınız vefat etse cemaati cami avlusu almaz. Önemli olan siz bu görevden ayrılınca yanınızda kaç kişinin olacağı" türü bir kaç söz söyledi. Ve zaman su gibi geçti ve o görevinden ayrıldıktan sonra babası vefat etti. İstanbul dışındaydım. Ben cenazeye gidemedim. Sonradan öğrendim ki gidebilseymişim cenaze törenine iştirak eden 4 ncü kişi ben olacakmışım. Merhumun tabutunun 4 ncü kolundan cenaze arabasının şöförü tutmuş.

Bu anlatım yazı konusuna uygun ders verici bir yakıştırma değil.

Aynen yaşanmış bir olay. Şahitleri de hayatta.

Şimdi bir kez daha düşünün.

Ve kendinize tekrar sorun.

Birlikte çalıştığım bu kalabalık insan topluluğunda kaç arkadaşım, kaç dostum var ?

(2005 )

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR