Çetin Özbey
Çetin Özbey

Yaşamda Her Türlüsü Var


YOL & YORDAM


İnsanoğlu bunu bir bileydi.
Eminim, dünya ve yaşam başka olurdu.
İnsanoğlu eğer bunu bileydi,
İnanıyorum ki, gereksiz gerginlikler olmazdı.
İnsanoğlu bunu her zaman bileydi,
Eminimki o bilge insan daha fazla insan olurdu.
Ve inanıyorum ki, insan olduğunu da daha fazla hissederdi.

Peki bunu hissetmesi şartmı diye sorarsanız, herkes kendi bilir tabii ki.
Birincisi kendinin en azından insan olduğunu hatırlaması gerekki bu hissi duyabilsin .
Ama düşünüyorum da, hissetmek yanlız insana özgü değil.
Bilirsiniz ya, bazı hayvanların hisleri insana göre daha fazla gelişmiş.
Sizin aklınızdan geçen örneği vermeyeceğim.
Benim örneğim at.

Biz iki ayaklı memeliler ise kendimizi hangi türe yakın hissediyorsak o türün tarzını benimser ve derdimizi o tarza, başka bir deyişle kendimize uygun veya kendimize yakıştırdığımız şekilde anlatırız. Ya insan gibi, at alınmasın ama yada hayvan gibi.

Bunu kim anlar, kim anlamaz ? Bilemem .
Karar sizlerin.

Bu tür örnekler hepişmizin etrafında var. Yol tanımayan, yordam bilmeyen.
Belirli özellikleri olan ve onlarla etrafı sömüren.

AKŞAMLARI EVDE NE YAPIYORSUNUZ?
Bu güzel metin için Yakamoz grubuna teşekkürler.

Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?

Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?

Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni  yorduğunu biliyor musunuz?
Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz !
Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
"Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz" diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz?
Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.
Ne çare ki sadece bir hayatımız var.
Bu da maalesef kısa.
Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor.
Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire...
Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.

Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir!

Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey
yapmamakta, hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak sayılır.
Ne mi yapmalı?
1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin:
Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikah şahitlerinizi, düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.
2. Gezin:
Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayatı
paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve
becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir) Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol
boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır)
Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.

3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun:
Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, "Komşu komşunun külüne muhtaçtır."

4. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın.

Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de (Konferans, seminer, sergi, doğru sinema ve tiyatro)  bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin.

Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini halk eder ve çok istediğiniz şeye ulaşırsınız. "Olmaz ki" diye düşünüp taleplerinizi ertelerseniz, hiçbir yere ulaşamazsınız.
Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne
kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır. Hatıra defterine televizyon dizilerini  yazamazsınız. Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz. Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz.
Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza
anlatacaklarınız olsun.

Ayrıca unutmayın ki;
Hayatı biriktiremezsiniz;
ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz.
Artık cevap gelsin:
Akşamları ne yapıyorsunuz?
Yaşıyor musunuz, yoksa seyrediyor musunuz?

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR