Çetin Özbey
Çetin Özbey

Ölçü, Durum, Tutum ve Horozlar



TDK' nun büyük sözlüğü Ölçü'yü ''Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme'' şeklinde tanımlıyor. Nicelik kelimesinin anlamı ise '' Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu'' olarak tarifleniyor. Etrafımıza bakınca, herşeyin bir ölçüsünün olduğunu ve kabul edilen bir birime göre değerlendirildiğini görüyoruz. Uzunluğu metre ile, ağırlığı kilogram ile sıcaklığı ise derece ile ölçümlüyoruz vb..
Bu genel tanımlamanın dışında kalan ve ölçümlenemeyen önemli bir nicelik var. Daha doğrusu ölçüm birimi kişilere göre değişken olan bir değer mevcut. Bu da ne mi ? Ahlaki değerler. Kitabi tarifi yok. Ölçü birimi  ? Belirlenmiş bir birim yok.: Başka kabul edilmiş bir birimle oranlayarak değerlendirmek hiç  mi hiç olası değil.  Bu kadar '' değil'den'' sonra, insanların hepsi bu  değeri kendisine yakıştırdığı şekilde yorumluyor ve uyguluyor ve ölçümlüyor demekte yanlış değil.
Tutumun içinde bulunan duruma göre şekillendirildiği,  yalanın beyaz ve adi yalan olarak  iki kategoride değerlendirildiği, kuvvetlinin zayıfı sürekli ezdiği, kimsenin hiç bir sorumluluğu üstlenmeyip bir alttaki kademeye fatura edilmesini sağlayacak tarzda bir davranış sergilediği   ve yalan dolanla işlerin yürütüldüğü bir ortamda bazı saftoronların halen '' bu etik değil, gayri ahlaki '' diyerek  içinde bulunulan ortamla ve sergilenen davranışlarla ters düşen bu düşünce platformunu   günde üç kez sulayarak,  yeşillenmesini beklediğini görmek ne kadar trajikomik.
Evet iki ayağı daha önce yere yaptığı pisliğin içerisindeyken şarkı söyleyebilen veya öten hayvan hangisi biliyormusunuz.? Horoz.  İçimizde ne kadar Horoz var farkındamısınız?,  Ama bakıyorsunuz ki bu pisliğin görünümünden  ve kokusundan rahatsız olan hiç kimse yok etrafta.. Herkesin farkında olduğu tek husus ise horozun sesinin ne kadar gür ve güzel olduğu.Horoz kim mi?  Aşağıda örneğini bulacaksınız. Bunun dışında Horozluğu kime yaşıştırırsanız odur.
Bir olay  karşısındaki  tutumunu içinde bulunduğu duruma göre belirleyen insanlar sizi hiç rahatsız eder mi bilemiyorum.  Bunlar genelde siyahı beyaz olarak kabul edebilecek, en fazla o da nadiren gri renge yaklaşabilecek yaradılışlardır. Unutmamalıdır ki  siyaha beyaz diyen mantık, etkili ve yetkilidir. Vede bu tür karakterin / karakterlerin alışkın oldukları tutumu duruma göre ayarlama sureti ile şekillenen rengarenk davranışları, etkin şahsı, konu her ne ise onun  uzmanı olduğuna inandıracaktır. Bunun acısını ise toplum görür ve yaşar. Ama tabii ki bu horuzun umurunda bile değildir.
Hani daha ağzınızdan söz çıkmadan, mimikleri ile  ''söyleyecekleriniz ne kadar da" doğru'' diyerek sizi tasdikleyen ve sözün bitiminde ise haklılığınızı en veciz sözlerle anlatan yalaka zihniyetlerin belirli bir zaman sonrasında siyahla beyazın karşılaştırılmasını bırakarak kırmızı ile  pembenin  birbirinin hemen hemen aynı olduğuna ilişkin söylevlerini dinlemek zorunda kalabilirsiniz.
Yalakalık bir tarafa kişisel menfaatleri kollayarak hakikatleri çarpıtan zihniyetler ise daha da tehlikeli. Etrafımızda, sağımızda solumuzda bu tehlikeden bir sürü  örnek var. İşte bu ara  kötü örneğin en popüler olanı Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy. Yakınlaşan seçimlerde Fransada yaşayan 600.000 Ermeni  asıllı seçmenin  oylarını alabilmek  amacı ile tarihi çarpıtıyor.  Ancak; 01 Kasım 1918 tarihinde Çukurova bölgesini işgal eden Fransa, bölgede bir Ermeni devleti kurma vaadiyle Ermenileri kandırdı. Önce gönüllü Ermeni taburları oluşturuldu. Daha sonra, ABD, Mısır, Suriye ve Fransa'dan 200 bin Ermeni gelmesi üzerine, Fransız Doğu Lejyonu'na bağlı Ermeni Lejyonu kuruldu. Bu özel birliğe Fransız üniforması giydirildi ve eline Fransız silahı verildi. . Adı geçen birlik 1921 yılına kadar bölgede akıl almaz katliamlar yaptı. Fransa için utanç verici olan bu günleri Çukurova halkı "Kaç-Kaç Dönemi" olarak adlandırır. 20 Ekim 1921'de TBMM hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması'ndan sonra Fransız işgal kuvvetleri Suriye ve Lübnan'a çekilirken yanında 50 bin Ermeni götürdü. Ardından, Fransızların Çukurova'da (Kilikya'da) yüzüstü bıraktığı Ermeniler önce Suriye ve Lübnan'a, daha sonra da Fransa'ya gittiler.  Fransa'nın kandırdığı bu Ermenilerden özür dilemesi gerekmiyor mu?
Fransanın simgesi nedir biliyormusunuz.?
Horoz. 
Hemde kötü cins, çirkin  bir horoz
Ayakları bok içindeyken şarkı söyleyen, ve sömürgeciliğin faydalarını tarih kitaplarına geçirten  bir Horoz.
Eğer becerebilirsek içte ve dışta bu türlerden uzak durabilmek yaşamımız için büyük konfor, Ama buna maalesef her zaman imkan olmuyor. İste veya isteme,sev veya sevme  bu kötü cins, çirkin horozlar yaşamda her zaman  ayakta ve yakınlarımızda.



YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR