Çetin Özbey
Çetin Özbey

Espiyonlama ve prim

Bir toplulukta espiyona prim verilmesi halinde,

espiyon edecek bir şey bulamayan

karakterler alışkanlıkları nedeni ile bir şeyler

uydurmaya ve taşımaya başlarlar ki, topluluk için

en tehlikeli durum budur.

İnsanın yeryüzünde varoluşundan bu yana dedikodu denilen mekanizma mutlak işliyordur diye düşünüyorum. Tarihte dedikodu denilen bu kötü alışkanlığın ne kadar başın kesilmesine ve cinayet işlenmesine neden olduğu bilinmekteyken, insanların korkmadan bunu sürdürebilmelerinin bu alışkanlığın vaz geçilmez olduğunu göstermiyor mu ?

Ekşi sözlük dedikoduyu ''zeki insanlar fikirlerden, orta seviye zekaya sahip bireyler olaylardan, düşük zeka seviyesinde kiler ise insanlardan konuşurlar''. Bu anlamda dedikoduyu zeka seviyesini minimale indirgeyip iletişim kurma şekline verilen isim şeklinde tariflemek mümkün. Arşivlere bakarsanız dedikodu ve bu nedenle işlenen cinayetlerin çokluğu sizi ürkütecektir. Tabii ki hiç kimse birbirini çekiştirirken sonucun bu üzücü noktalara ulaşabileceğini düşünmez.

Espiyonajı ise bazı kimselerin suç ve kusurlarını bildirme, gizlice bilgi toplama faaliyeti olarak tariflenmekte isede esasen , yetkili bir kimseye, bir başkası ile ilgili veya toplulukta olan bir olayı gizlice haber vermek ve bilgi aktarmak olarak açıklanmasının daha realist bir yaklaşım olduğu açık. Hemen hemen aynı kapıya çıkan başka ancak daha küçültücü bir tarif ise '' Birinin kusur veya suçlarını gizlice bildirmesi için o kimsenin üstleri tarafından tutulmuş olan ve bundan çıkar sağlayan kişi '' şeklinde.

Toplum yaşamında bazı insanların, diğer insanlarla ilgili görüş ve kararını bu davranışı itiyat haline getirmiş ve bu sayede etkili ve yetkililere yakın olan kimselerden aldıkları espiyonlara göre şekillendirme itiyadında olduklarıda açık ve üzücü bir gerçek. Hatta topluluk içine kendilerine espiyon getirecek insanları yerleştirerek bu iğrenç tutumu sistemleştirdikleri de biliniyor. Ve de bu adamlar genellikle sistem içerisinde kıymetli oluyorlar. İki taraflı bir karakter zaafiyeti.

Esasen, içinde bulunduğumuz yüzyılda çalışma yaşamında görülen aşırı rekabet ve kurum ve kuruluşların birbirlerine ilişkin bilgi ve belgeleri elde etme yarışı sanki bu kötü olguyu kabul edilebilir bir görünüme sokarak insanlara '' Bunu herkes bir şekilde yapıyor'' noktasına getirip kendilerini mazur görme ve gösterme imkanı veriyorsa da, sonuçta yapılan işin kötü tarafını tamamı ile gözardı edilebilecek bir çizgiye çekebilmeleri mümkün olmuyor.

Hani bazen televizyonlarda, basında dinliyor ve okuyoruz ya ; ....... konudaki çalışmaya devletin müsaadesi ile başladı ancak belirli bir süre sonra bu konudan .............şekilde çıkar sağladı vb... İşte bunu, bu davranışı alışkanlık olarak isimlendirebilmek olası.Hani alışmış kudurmuştan beter derler ya.

Eğer yazının girişindeki sözde de belirtildiği üzere, espiyonlamadan kendisine çıkar sağlamaya alışmış olan bir kimse, eğer kendisine bu ayrıcalığı tanıyan şahısa / guruba yetiştirecek bu konu bulamaz ve de bu hareketin kendisine sağladığı avantajdan mahrum kalırsa, bu sayede sahip olduğu ayrıcalıkları daimi kılmak veya tekrar elde etmek için espiyonlayacak malzeme arayışına girer. Şayet bulamaz ise yapılacak şey bellidir. Uydurmak.

Bu tür hareket edip, hakikat olmayan konularla başkalarının işi dahil yaşamları ile oynamayı itiyat haline getiren insanlar bir şeyleri düşünmek zorundadır. Geriye gidip tüm yaşadıklarını hatırlamalıdır. Yanlız kendisinin değil, ailesinin, çoluk çocuğunun, hatta sevdiklerinin yaşamlarını film şeridi gibi gözünün önünden geçirmelidir. Ve çektiklerini mutlak yaptıkları ile bağdaştırmalıdır. Cennet, cehennem hepsi bu yaşamdada mevcut olup şayet bu dünyada bir şekilde cehennem sıkıntısını çektiyseniz, nedenini fazla uzakta aramayınız.

Eskilerin bir sözü vardır '' Eden, Bulur '' derler.

Evet Tanrı yaptıklarınızın acısını her zaman sizden çıkartmaz maalesef. Sizi daha da fazla üzecek bir yerlere / birilerine de taşır bu hesaplaşmayı.

Ve oturup kime ne yaptığımızı düşünelim.

Ve hiç birimiz unutmayalım ki '' Eden, Bulur ''

Bulsun dileriz. Hem espiyonu isteyen hemde bunu yapan bulsun.

 

 

Bir toplulukta espiyona prim verilmesi halinde,

espiyon edecek bir şey bulamayan

karakterler alışkanlıkları nedeni ile bir şeyler

uydurmaya ve taşımaya başlarlar ki, topluluk için

en tehlikeli durum budur.

İnsanın yeryüzünde varoluşundan bu yana dedikodu denilen mekanizma mutlak işliyordur diye düşünüyorum. Tarihte dedikodu denilen bu kötü alışkanlığın ne kadar başın kesilmesine ve cinayet işlenmesine neden olduğu bilinmekteyken, insanların korkmadan bunu sürdürebilmelerinin bu alışkanlığın vaz geçilmez olduğunu göstermiyor mu ?

Ekşi sözlük dedikoduyu ''zeki insanlar fikirlerden, orta seviye zekaya sahip bireyler olaylardan, düşük zeka seviyesinde kiler ise insanlardan konuşurlar''. Bu anlamda dedikoduyu zeka seviyesini minimale indirgeyip iletişim kurma şekline verilen isim şeklinde tariflemek mümkün. Arşivlere bakarsanız dedikodu ve bu nedenle işlenen cinayetlerin çokluğu sizi ürkütecektir. Tabii ki hiç kimse birbirini çekiştirirken sonucun bu üzücü noktalara ulaşabileceğini düşünmez.

Espiyonajı ise bazı kimselerin suç ve kusurlarını bildirme, gizlice bilgi toplama faaliyeti olarak tariflenmekte isede esasen , yetkili bir kimseye, bir başkası ile ilgili veya toplulukta olan bir olayı gizlice haber vermek ve bilgi aktarmak olarak açıklanmasının daha realist bir yaklaşım olduğu açık. Hemen hemen aynı kapıya çıkan başka ancak daha küçültücü bir tarif ise '' Birinin kusur veya suçlarını gizlice bildirmesi için o kimsenin üstleri tarafından tutulmuş olan ve bundan çıkar sağlayan kişi '' şeklinde.

Toplum yaşamında bazı insanların, diğer insanlarla ilgili görüş ve kararını bu davranışı itiyat haline getirmiş ve bu sayede etkili ve yetkililere yakın olan kimselerden aldıkları espiyonlara göre şekillendirme itiyadında olduklarıda açık ve üzücü bir gerçek. Hatta topluluk içine kendilerine espiyon getirecek insanları yerleştirerek bu iğrenç tutumu sistemleştirdikleri de biliniyor. Ve de bu adamlar genellikle sistem içerisinde kıymetli oluyorlar. İki taraflı bir karakter zaafiyeti.

Esasen, içinde bulunduğumuz yüzyılda çalışma yaşamında görülen aşırı rekabet ve kurum ve kuruluşların birbirlerine ilişkin bilgi ve belgeleri elde etme yarışı sanki bu kötü olguyu kabul edilebilir bir görünüme sokarak insanlara '' Bunu herkes bir şekilde yapıyor'' noktasına getirip kendilerini mazur görme ve gösterme imkanı veriyorsa da, sonuçta yapılan işin kötü tarafını tamamı ile gözardı edilebilecek bir çizgiye çekebilmeleri mümkün olmuyor.

Hani bazen televizyonlarda, basında dinliyor ve okuyoruz ya ; ....... konudaki çalışmaya devletin müsaadesi ile başladı ancak belirli bir süre sonra bu konudan .............şekilde çıkar sağladı vb... İşte bunu, bu davranışı alışkanlık olarak isimlendirebilmek olası.Hani alışmış kudurmuştan beter derler ya.

Eğer yazının girişindeki sözde de belirtildiği üzere, espiyonlamadan kendisine çıkar sağlamaya alışmış olan bir kimse, eğer kendisine bu ayrıcalığı tanıyan şahısa / guruba yetiştirecek bu konu bulamaz ve de bu hareketin kendisine sağladığı avantajdan mahrum kalırsa, bu sayede sahip olduğu ayrıcalıkları daimi kılmak veya tekrar elde etmek için espiyonlayacak malzeme arayışına girer. Şayet bulamaz ise yapılacak şey bellidir. Uydurmak.

Bu tür hareket edip, hakikat olmayan konularla başkalarının işi dahil yaşamları ile oynamayı itiyat haline getiren insanlar bir şeyleri düşünmek zorundadır. Geriye gidip tüm yaşadıklarını hatırlamalıdır. Yanlız kendisinin değil, ailesinin, çoluk çocuğunun, hatta sevdiklerinin yaşamlarını film şeridi gibi gözünün önünden geçirmelidir. Ve çektiklerini mutlak yaptıkları ile bağdaştırmalıdır. Cennet, cehennem hepsi bu yaşamdada mevcut olup şayet bu dünyada bir şekilde cehennem sıkıntısını çektiyseniz, nedenini fazla uzakta aramayınız.

Eskilerin bir sözü vardır '' Eden, Bulur '' derler.

Evet Tanrı yaptıklarınızın acısını her zaman sizden çıkartmaz maalesef. Sizi daha da fazla üzecek bir yerlere / birilerine de taşır bu hesaplaşmayı.

Ve oturup kime ne yaptığımızı düşünelim.

Ve hiç birimiz unutmayalım ki '' Eden, Bulur ''

Bulsun dileriz. Hem espiyonu isteyen hemde bunu yapan bulsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR