Çetin Özbey
Çetin Özbey

Adressiz mektup

Bu mektup kime gönderildi dersiniz. ?

Garibim postacı kardeşim kime götüreceğini bilemez tabii ki.

Götürür birilerine, ama kimse sahiplenmez haliyle.

Samur kürk misali.

Ama bu mektubu alması  gerekenler kendilerini  bilir.

Kabullenirler mi ?

Zannetmem.

Ama bir gün gelir, öyle olaylar olur ki, kabullenmek zorunlu olur.

Zorunlu olur zira İşin kepazeliği çıkar.

Destekçiler  ister veya istemez mecburen çekilir arkadan.

Ayakta tutmak için destek olan eller işlevini yerine getirmezler artık.

Dımdızlak kalır insan ortada.

Yanlız ve tek başına.



İşyerinin  birinde, büyük bir  ünitenin başına getirilmiştim.  İyi bir unvandı benim için.

İşin kötüsü ise  o konudan da hiç ama hiç anlamamamdı.

Doğrusu konunun yakınından bile geçmemiştim tüm yaşamım boyunca.

Naçar gittim Tepenin en tepesindeki adama.  Bu işin kurum açısından önemini anlatttım önce. Daha sonra da bu işle ilgili hiç bir deneyimimin  bulunmadığını, dolayısıyla bu işten anlamadığımı ezile büzüle söyledim.

Kendisi istifa edebileceğimi sonuçta verilen görevi kabul etmemenin karşılığı işlem neyse ona muhatap olacağımı söyledi.

Çaresiz döndüm yerime, ne yapacağımı düşündüm.

Kuruluşun bir çok yerinde gezip dolaşmış biriydim.

Önce eski çalıştığım ünitenin bu bölüm ile ilintili işlerini irdelemeye ve onlarla ilgili fikir üreterek her fırsatta bilgeliğimi ( ? ) ortaya koymaya başladım.

Baktımki  bayağı başarılıyım, cepheyi genişlettim.

Günün beş saati düşünüyor ve işlevini bildiğim üniteler ile ilgili sisteme katkıda bulunacak fikirler ortaya koymaya çalışıyordum.

Ne de kolaymış sorumluluk üstlenmeden fikir üretmek.

Bir gün, bir toplantının sonunda " bu insanlar bana neden ters bakıyor "u düşünme ihtiyacı hissettim. Notlarıma baktım. Boşa vakit harcanmamıştım sonuçta.

Gece yatarken tekrar rahatsız oldum aynı konudan.

Kalktım fikir üretim listeme bir kez daha dikkatle baktım.

O anda inanılmaz büyük bir tokat yemiş gibi oldum.

Bildiğim, tanıdığım ve inandığım Çetin Özbey' den.

Bu tokat insanların bana neden tuhaf baktığının cevabı gibi gelmişti bana.

Ertesi gün ekipten bir arkadaşımı çağırdım yanıma. Çağırdığım insan, yardımcım ve  oturduğum masanının gerektirdiği en üst seviyede kariyere sahip olan Başkan Yardımcısı Hesna Böke isimli kardeşimdi. Kendisinden geçen bir ayımı / beni değerlendirmesini istedim.



Çok kibar biriydi.Beni sevdiğinden yumuşak geçti. Ben duruken bu adamı neden bu masaya oturttular düşüncesinin verdiği ruh hali içinde başlamadı konuşmaya   Konuşmasının özeti  "Neyi değerlendireyim, bu ünite ile ilgili ne yaptınız ki?" şeklindeydi.

Doğru ya sorumluluğunu taşıdım ünite ile ilgili bir iş yapmamıştım.

Anlayacağınız ikinci tokatıda Hesna kardeşimden yedim.

İyiki de yedim, kendime ve işime dönmeme neden oldu bu tokatlar.

Hani tabur komutanı olan  Yarbay , Albay olduktan sonra alayla uğraşacağına yine yakından bildiği taburun sorunları ile boğuşurmuş ya, işte o misal hareketlerle bir ayı geçirmiş ve kaybetmiştim. Neticeten alaya otuz beş kuruşluk bir katkım da  olmamıştı.

Ve, sağı solu bırakıp  kendime ve sorumluluğunu taşıdığım işime döndüm.

İyiki de dönmüşüm.

Biraz zorlandım ama, sonuçta o görev bayağı başarılı sonlandı.

Hedeflediğimiz kazancı elde ettik ve bu meblağ  o yılın bilançosuna neredeyse  kar olarak yansıdı.

Hani bir söz var ya; " Herkes kendi kapısının önümü temizlese, kent tertemiz olur."

Ne kadar da doğruymuş.



Bu örneğin benzerini  yaşamın her kesitinde bulmanız mümkün.

Komşu bağırır, çağırır. Kapının önüne bir şey koymayın diye.

Haklıdır. İner ve atarsınız.

Yukarı çıkarken, şikayetçi komşunun kapısının önünde bir top gazete görürsünüz.

Akşam kapıcı alsında, atsın diye koymuştur belliki.

Ama komşu kendi kapısının önündekini görmez.



İş yaşamında, ayrı bir görünümü  vardır konunun.

Dikkat edin, herkes birbirinin işini mükemmelen bilir.

Tenkit eder, öyle olmaz, böyle yapın der ve konuşur sürekli olmadık yerlerde..

Bu arada boşta oturmaz.

Kendince çalışır.

Nasıl bir çalışmaksa hiç bir işi de sonlandıramaz bir türlü.

Evet herkesin işini bilmesine bilir, çok iyi bilir ama, kendi  işini bilmez.

Millet alay etmesine edecektir ama, yeltenmezler.

Zira arkadaki destek eller duruyordur halen.

Bu durumda başlar arkadan konuşmalar.

Küçülürler, ezerler  ve büzerler  insanı.

Hani sarmısağı saklasanda  üç  günde çıkarmış ya kokusu.

Koku yaygınlaşınca bir süre sonra destek olanlarda çekilir arkadan.



Evet arkadaşım Hesna Böke'ye bir kez daha, bir defa daha teşekkür etmem gerekir.

Az kaldı benzeri  bir duruma düşecektim.

Sağolsun.



YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR