Mustafa Bursalı
Mustafa Bursalı

Oyunu Kuralı İle Oynamak Gerekir


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; hergün onlarca kişinin vahşice katledildiği Suriye konusunda uyarılarına devam ediyor. Hem ABD, hem AB, hem de Bölge devletlerini uyaran ve bu konuda acil adım atılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan'ın bu sözleri ne yazık ki havada kalıyor.
Ölümler hala devam ediyor...
Zulüm gittikçe artıyor...
Bunun doğal sonucu olarak da; ülkeden kaçışlar had safhaya ulaşmış durumda. Suriye sınırımızdaki hareketlilik buna pararle olarak tüm hızıyla sürüyor. Şu ana kadar Suriye'den ülkemize geçen insan sayısı, hemen hemen 30 bine ulaşmış durumda...
Dikkat ediyorum da...
İnsani yardım konusunda çırpınan, elini taşın altına koyan tek ülke Türkiye Cumhuriyeti.
Tek lider ise; Recep Tayyip Erdoğan...
Bu yaklaşım Suriye yönetimini ve onun destekçisi gibi görünen (ki salolan çıkarlar) rahatsız etse de; Başbakan Erdoğan tavrını net olarak ortaya koymaktan geri adım atmıyor.
Suriye'yi sınır ihlali ve yaşanan ölümler konusunda uyaran Erdoğan; "Güçlü bir silahlı kuvvetlere sahibiz. Bu noktada attığımız adımları özellikle dikkatle atıyoruz ve dikkatle atmaya inşallah devam edeceğiz. Ama Suriye özellikle şunu bilmeli ki, yani bu sınır ihlalleri noktasında, daha önceki yanlışı tekrar etmeleri halinde, tabii ki Türkiye'nin yaklaşım tarzı böyle olmaz. Bunu çok çok iyi bilmeleri gerekir'' diyor.
Dikkat ederseniz; Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin tavrı konusunda çok kararlı. Gerektiğinde savaşı bile göze alabileceğimizi söylemekten geri kalmayan Başbakan şu önemli noktaların da altını çizmekten geri kalmıyor: ''Biz Suriye ve Suriye halkına asla düşman değiliz. Şu anda biz, Beşşar Esed'in yaptıklarını kabul etmiyoruz ve Beşşar Esed'in yaptıklarına düşmanız. Çünkü bu insani değildir, bu İslami değildir. Savunmasız insanları acımasızca öldürmenin insanlık tarihinde nereye oturtulduğu bellidir. Bu otokratik bir anlayışın neticesidir. Ve böyle bir rejimi kabul etmek bir defa mümkün değildir. Bizim şu anda ters düştüğümüz nokta burasıdır. Suriye halkı bizim canımızdır, ciğerimizdir. Ve şu anda biz ne yapıyorsak Suriye halkı için yapıyoruz. Bundan sonra da Suriye halkı için bunu yapmaya devam edeceğiz''.
...
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın bu sözleri kararlılığın bir ifadesidir. Bölgesinde güçlü olduğunu her fırsatta dile getiren bir Türkiye'nin yapması gereken de budur. İçten ve dıştan yapılan tüm baskılara rağmen bu kararlılığı sürdürmek, sanıyorum ki kolay değildir. Bu nedenle; Başbakan'ın, yani Türkiye'nin ortaya koyduğu bu tavır, geleceğin şekillenmesinde temel taşı olacaktır. Bu nedenle; muhalefetin ve diğer yetkili mercilerin de hükümete yardımcı olmaları yadsınmaz bir gerçektir.
Sırf muhalefet etmek için konuşmak, hükümetin elini kolunu bağlayıcı çalışmalar içinde yer almak, özellikle şu dönmde yanlıştır ve geleceği baltalamak ile eş anlamlıdır. Yanlış anlaşılmasın; savaş yanlısı değilim ve böylesi bir yaklaşımı da doğru bulmuyorum. Ama 'oyunu kuralı ile oynamak' gerektiği de kaçınılmaz bir gerçektir. Taşların yerinden oynadığı bir dönemde seyirci kalmak (ki Osmanlı'nın son dönemlerinde yaptığımız buydu), çekimser davranmak, kararsız olmak bize bir şey kazandırmaz.
Aksine kaybettirir...
Umarım 'savaş' değil, 'sağduyu' galip gelir.
Umarım; Suriye yönetimi aklını başına toplar da; daha fazla kan dökülmeden bu iş halledilir. Umarım; Türkiye bu işin halledilmesinde başrolü oynar ve caydırıcı gücü sayesinde daha fazla Müslüman kanı akıtılması önlenir.
UMARIM....



YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin