Çetin Özbey
Çetin Özbey

Yeni Yıla Bakış



30 gün var bir yılı daha devirmemize. Gençken sevinirdik. Programlar

hazırlardık. Yeni yıla nerede gireceğiz, kimlerle olacağız vb.. Şimdi ise

bir sene daha yaşlandığımız geliyor aklımıza. Başka bir deyişle sona bir

sene daha yaklaştığımızı düşünüyoruz. Evet, gençken zaman o kadar

hızlı koşmuyordu. Yaşlandıkça zamanın daha hızlı geçtiğini anlamaya

başladık. Günler yürüyor, seneler ise koşuyor adeta. Bizlerde peşinden

tabii ki. Bu yaklaşım; konumuzun dramatik tarafı.

Diğer pencereden bakınca ise ufuk bambaşka bir renkte görünüyor.

Diliyorum ki, önümüzde dolu dolu yaşanacak sağlıklı bir yıl olsun. Geçen

senelerin tecrübesi, geçmişte yaşanmışların yansıması ile evimize,

çocuklarımıza, dost ve arkadaşlarımıza daha faydalı olabileceğimiz, bunu

yapabildiğimiz takdirde geçen günlere acımayacağımız, koskoca güneşli

bir 365 gün olsun.

Hepinize sağlık, başarı ve sevdiklerinizle birlikte mutlu, güzel bir sene

diliyorum. Temenni ediyorum ki, yeni senede gözlerinizin içi gülsün.

Bu Yargıç Nerede Oturuyor?

Gelin, Önce Kendimizi Yargılayalım.

Bu ara gazetelerde bir takım olaylar okuyoruz.İnsan vicdanı ile hiç bağdaşmayacak
şeyler. Cinayetler, içkili araç kullanmaktan oluşan kazalardaki can kayıpları vb... Bu
haberler beni aşağıdaki konuya götürdü tekrar. Temenni edelim ki, yeni yılda bu tür
cinayetler azalsın ülkemizde.

Hepimiz biliriz ki, bedenimizin bilmediğimiz bir yerine bir "Yargıç" yerleşmiştir.

Kimi kalpte oturduğunu söyler,kimi ise onun adresini daha yukarılarda olarak tarifler.
Yargıca en güzel mekânı ise bir küçük sofa beyinde, bir bakla oda ise kalbinde yer
ayıranlar vermiştir.

Adı mı?

Bu seçkin kiracımızın adı " Vicdan" dır.

Sizinki de, benimki de, başkalarının ki de hep aynı isimle çağırılır.

Çatık kaşlı, kırmızı yakalı cübbesi olan, elindeki tokmağı " karar " deyip masaya vuran bir
yargıç mı bu vicdan dediğimiz? Bilinmez. Gören yok ki tarif etsin.

Yargıç, duygusal oluşumları, beynin mantık fonksiyonu ile yoğurup bizi sorgular ve de
gün boyu yaptıklarımızı yargılarken, gece aniden uykudan uyanırız bazen. Ona neyi,
neden yaptığımızı anlatırken, arada bir rahatsızlık hissettiğimiz olur. Bakarız ki ya yastık
ıslanmıştır terden, ya da atlet sırılsıklamdır.

Yaptıklarımızdan ötürü vicdanımızın bize uygun gördüğü mahkûmiyet kararını irdeleme
hakkımız pek olmaz? Zira yaşamda bedenimizde misafir ettiğimiz bir üst yargıç yoktur.

Vicdanın bize uygun gördüğü ceza ise genelde aynı fiili tekrarlamamak olur.

O bizi bizi bu kez tepeden, yukarılardan gözlemler.Ceza uygulaması sürecindeki
tutumumuzu görmek için.

Yargıcın, vicdanın bu görevi, yaşam perdemiz kapanana kadar sürecektir.

Perdenin kapanmasından sonra, eğer yaşamdaki cezaları kabulleniş şeklimizde terslik
yoksa cezaya konu olan fiili tekrarlamamak için gayret sarf etmiş isek, yüce yargıcın bizi
ana mahkemede sanki avukatımız gibi koruyacağını söylüyorlar.

İçimizdeki bu yargıcın farkındaysak, onun mahkemesinde her gün kendimize hesap
veriyorsak ve de yaptıklarımızdan ötürü kendimizi yargılıyorsak, insan olduğumuza
inanabiliriz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR