Mustafa Bursalı
Mustafa Bursalı

Etnik asimilasyona dikkat!..

Ülkemiz etrafında gelişen ciddi olaylar nedeniyle, çok çabuk değişen bir gündem yapımız var. Bu nedenle de, bazı önemli haberler satır aralarında kaynayıp gidiyor.

Aşağıda irdeleyeceğim konu da bunlardan bir tanesi...

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın, TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile ilgili bütçe sunumunu sırasında verdiği bir bilgi bence yabana atılacak gibi değil. Bozdağ; Avrupa'da 4 bin Türk çocuğunun Gençlik Daireleri aracılığıyla ailelerden alındığını ve Hıristiyan ailelere verildiğini söylüyor. Bozdağ, "Adeta bir Hıristiyanlaştırma kampanyası yapılıyor. Büyük bir dramla ve asimilasyonla karşı karşıyayız" diyor.

Dikkat edin!..

Bu sayı sadece işin görünen kısmı...

Yaklaşık 155 ülkede 6.5 milyon vatandaşımızın olduğunu göz önüne alırsak ve Türk kökenlileri de hesaba katarsak; bu sayının nerelere varacağını varın siz hesap edin.

...

Bu konu aslında yeni gelişen bir şey değil. Yurtdışına göç verildiği dönemlerde bu insanlara sadece 'döviz' olarak bakıldığını ve bu insanların kaderleri ile baş başa bırakıldığını söylemek yanlış olmaz. Bana göre; özellikle geçmiş dönemlerde yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları 'kimsesizlik' gelinen bu noktanın kaçınılmaz bir sonucu oldu. Kaderleri ile baş başa kalan 'kimsesizler' zaman içerisinde bulundukları ülkenin de baskısı ile yavaş yavaş erozyona uğradılar. Bu törpülenme sırasında değişim kültürel olduğu gibi, dini de oldu.

Yaşam şekilleri değişti...

Boşlukta kalan yeni jenerasyon farklı arayışlara yöneldi. Dininden, dilinden, kültüründen oldu. Bana göre bunun en önemli sebebi; geçmiş dönemlerdeki iktidarların 'silik ve korkak' politikalarıdır. Bu yaklaşım günümüzde izlenen 'aktif politikalar' nedeniyle tersine dönmüş durumdadır. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın net ve kararlı duruşu ile daha once 'kimsesizlik' baskısı altında ezilen Türk kökenli vatandaşların kaderleri de adeta değişmiştir. Bu gün yurt dışına çıkan veya orada yaşayanların karşılaştıkları muamelenin, geçmişte yaşananlarla tam tersi olduğunu muhattapları söylüyor.

...

Ancak; Başbakan Yardımcısı Bozdağ geçmişten günümüze akseden ve ciddi bir tehlike olarak karşımızda duran bu sorunla ilgili bakın başka neler söylüyor: ''Yurt dışında gençlik daireleri var. Ailelerimizin elinden alınmış çocuklar var. Bu çocuklar Hıristiyan ailelere veriliyor. Elimizi vicdanımıza koyalım. Bu çocuklar etnik yönden asimile oluyor. Başka ülkelerde idari yapılarla bizim çocuklarımız elimizden alındığında, Türk ailelerinin bunu geri alması, o ülke vatandaşlardan önce sahip çıkması gerek. Dört bin çocuk bugün Almanya'da Gençlik Dairelerinin elinde. Biz çocuklarımız kimliklerine sahip çıksın diye uğraşırken, bu yolla çocuklarımızın el değiştirmesine göz yumarsak vebalinden kurtulamayız. Bu açıdan aileleri bilinçlendirmeliyiz.''

Bitti mi?

Hayır!..

Bu konuda sıkıntılı bir başka isim de Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez.

Prof.Görmez; 11 Eylül'den sonra değişen siyasi ortamlarda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın farklı projeler ortaya koyduğunu ifade ederek şunları söylüyor: ''Soğuk Savaş sonrası dünya gönül coğrafyamıza ilişkin ihtiyaçları artırmıştır. Ortadoğu ve Kafkasya'da bulunan kardeşlerimize sahip çıkmak, bizim Müslümanlık görevimizdir. Kimlik erozyonuna uğramış kardeşlerimize bir destek çabası içerisindeyiz. Biz dini varlığımız açısından sadece Batı'da değil; Balkan ve Kafkas kapılarını da ihmal etmemeliyiz. Bu coğrafyada yeni bir durumla karşı karşıyayız.''

...

Yani...

Durum ciddi ve sadece Batı ile de sınırlı değil. Türk aileler hemen hemen her yerde aynı sıkıntı ile karşı karşıyalar. Eğer önlem alınmazsa; asimile olanların sayısı gelecekte ciddi bir rakama ulaşacak.

Özellikle de genç nüfusun...

Umarım; teşhisi yapılan bu yara 'kangrene' dönüşmeden tedavi edilir. Ancak burada iş sadece Türkiye Cumhuriyeti'ne düşmüyor. Oradalarda yaşam sürdüren insanlarımızın da bu konuda duyarlı olmaları ve gerektiğinde Anavatanlarından da destek istemeleri gerekiyor. Unutulmasın ki; TÜRKİYE eski TÜRKİYE değil. Kendine her konuda güvenen ve dik bir politika izleyen kararlı bir TÜRKİYE CUMHURİYETİ var ortada... Eli, kolu uzun ve güçlü bir TÜRKİYE...

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin

FİRMALAR

ordu havaalanı rent a car izmir oto kiralama ankara evden eve nakliyat besyo