Mustafa Bursalı
Mustafa Bursalı

En Büyük Meydan Sandık Meydanıdır

Ülkemizin en büyük sıkıntılarından birisi; her isteyenin, istediğini gerçekleştirmek için, olmazsa olmaz değerleri göz ardı ederek tepki göstermesidir. Bu tepki sırasında kullanılan yol ve yordamların şekli ve üslubu hiç ama hiç hoş olmamaktadır.
Bunun en acı örnekleri ise; siyasi alanda görülmektedir.
Kullanılan dil...
Yapılan hareketler...
Eylemdeki kalitesizlik...
Ve kişisel çıkarların dumura uğrattığı beyinlerin robotlaştırdığı insanlarımızın sergilediği tavır, geldiğimiz noktanın en bariz göstergesidir. İnsanlarımızın gösterdikleri tepki bazen öylesine bir hal alıyor ki; anlamakta güçlük çekiyoruz. Bazen bir şahsa, bazen bir yapıya, bazen bir projeye gösterilen tepki, devleti ilgilendiren konularda görmezden gelmeye kadar varabilmektedir.
Taksim Gezi Parkı'nın yenilenmesini engellemek konusunda gösterilen gayretkeşlik de bunlardan birisidir. Yüzlerce şehit verdiğimiz bir dönemde gösterilmeyen hassasiyet, bir parkın yenilenmesi gündeme geldiğinde gösterilmiştir.
Terör örgütünün yaptığı katliamlar, devleti bölmek için gösterdiği çabalar, aynı kesim tarafından ne yazık ki görmezden gelinebilmiştir.
Bir bilim adamımızın, bir aydınımızın katledilmesi görmezden gelinirken, bir Ermeni yurttaşın (ki bu da kabul edilebilir bir durum değildir) öldürülmesi siyasi malzeme haline getirilebilmiştir.
Aynı durum yurt dışındaki soydaşlarımızın uğradığı baskı ve zulümler konusunda da yaşanmaktadır. Taksim'de, İzmir'de, Antalya'da ve diğer büyük kentlerimizde 'Gezi Parkı'na destek için toplanan vatandaşların aynı duyarlılığı soydaşlarımızın (Doğu Türkistan, Musul, Kerkük, Bulgaristan...) durumu için göstermediklerine şahit olmak insanı kahretmektedir.
Hal böyle olunca da...
Toplumun büyük bir kesimi, belki de masumane bir duruş ortaya koymaya çalışan eylemcilere karşı tavır sergilemekten çekinmemiştir. Bu gün bakıldığında; toplum adeta 'siz-biz' diye ikiye bölünmüş durumdadır.
...
Tüm bunları göz önüne aldığımızda...
Toplum olarak 'yanlış bir yolda' olduğumuzu söylemek, sanıyorum yanlış olmaz. Bana göre geçmişten ders alarak bu durumu tersine çevirmenin zamanıdır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da bir konuşmasında özellikle vurguladığı gibi; eline silahı alan, ardına medyayı alan, sermayeyi alan artık öyle keyfi dayatmalarda bulunamamalı. Eskiden olduğu gibi 'darbe yaptım' diyerek, milleti, millet iradesini, demokrasiyi susturmamalı/susturamamalı. O dönemler artık geride kalmış olmalı. Kimin ne derdi ve sorunu varsa, yasalar çerçevesinde dile getirmeli/getirebilmeli.
Yine Başbakan'ın da söylediği gibi: "Unutmayalım; en büyük meydan, sandık meydanıdır. Seçim sandığı çoğunluğun azınlığı yönetmesi için değil, azınlığın çoğunluğa dayatmalar yapmaması için vardır. Sandık demokrasi dışı arayışların panzehirdir. Sandık azınlığın çoğunluğa zulm etmesinin engelidir."
...
Ramazan ayının tüm güzellikleri ve bereketi sizlerin olsun...

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin

FİRMALAR