Çetin Özbey
Çetin Özbey

El Ayağın Çalışmasından Memnun Değilse Sorumlu Baştır

Herkesten daha başarılı olmak, işinde yükselmek isteği İnsanın yapısında var. Herkesin istediği ancak çok az kimsenin eline alabildiği bu olgulara ulaşabilmek için kişinin azimli ve sebatkâr olması şart. Tabii ki işin dozunu kaçırıp bu duyguları ihtiras haline de getirmemek gerek. İnsanda başarının, ona ulaşmak için nelerden vazgeçildiği / vazgeçilebileceğini sorgulama alışkanlığı varsa bu tehlikeli doz aşımının söz konusu olmayacağı da bir gerçek tabii ki.
İş yerlerinde, hep tırmanma merdiveni tarafında duran mutlu azınlığın yanında vakit geçiren, yalnız ve yalnız kuvvetli olanların hareket tarzını benimseyen bu kişilerin sürekliliği olmayan yükselişlerine özenerek, aynı yoldan kazanılan sanal bir başarı sonrası merdivenden inerken, basamaklarda bulunan irili ufaklı tohumlar mutlak ayağınızı kaydıracaktır. Sakın bunları merdivenlere kim döktü diye haykırmayın. Hepsi olmasa bile bir kısmı mutlak sizin çıkışta saçtığınız döküntülerdir. Bu ne zaman mı anlaşılır? Kayıp basamaklardan yere düşerken tabii ki. Ve de işte o zaman hak yenerek, insan ezerek yakalanan başarının, size yönelik kötü duyguları yeşerttiğini fark edeceksiniz. Bu noktadan geri dönmek mümkün değil maalesef. Kurtulmak ise hiç değil. Hani bazı lekeler çıkmaz ya. Yağlı kara gibi yapışır kalır üzerine insanın. İşte o misal. 
Kurumun diğer İnsanları bu tür hareket eden çalışanları hep zemmeder. Haklılardır tabii ki. Bu türlerin hakka ve hukuka saygıları yoktur. Ancak tırmanma merdiveninin daha başındayken etkili bir yönetici onu arkasından ite ite yukarılara çıkartırsa, bu türler hakkı, hukuku ve insanlığı unuturlar. Zira yapılandan nemalanan kendileridir. Bu arada tabii ki inançları da akıllarına gelmez. Hani kul hakkı yemek en büyük günahtır ya.
Konfüçüs'e sorarlar."Yönetim ( İdare ) ile ilgili ne düşünüyorsunuz?" Cevap; "İdare etmek dürüstlüktür. Yönetici dürüst olursa kimse eğri olmaya cesaret edemez."
Bu konuda fazla düşünülmeden söylenmiş, sözler de var tabii ki. "Balık baştan kokar" misali.
Yaşlı bir yönetici her sabah kalkınca bahçesinde beslediği iki köpeğini boğuştururmuş. Her sabah, işe gitmeden yapılan bu iş komşu bir gencin dikkatini çeker. Yöneticiye her sabah bu köpekleri neden kapıştırdığını sorar. Cevap dikkat çekicidir. "Onlar içimdeki iyiliği ve kötülüğü temsil ederler, beyaz olan iyilik, siyah olan ise kötülük tarafımdır. "Genç dayanamaz ve özele girer." Peki, hangisi galip geliyor." Yönetici "hangisini daha iyi beslersem o galip gelir. Yani bu boğuşmanın sonucunu iradem belirler."
Evet, sayın yöneticiler, sizin iradeniz çok önemli.
Ona egemen, vicdanınıza ise tutsak olun.
Evet, gelin her zaman iyiliği, dürüstlüğü temsil eden köpeğinizi iyi besleyin.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR