Çetin Özbey
Çetin Özbey

Güneş olmayan yerde gölge oluşmaz



Güneş batıp,



ayna kırılınca,



"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa,
orada güneş batıyor demektir." Çin Atasözü.



Bu günlerde sağa sola bakarken gölgesi kendinden büyük bir
örnek mi gördünüz. Erkek veya kadın olsun fark etmez.



Kendini horoz zannediyordur mutlak.



Şimdi yetkili ve etkilidir.



"Eğile eğile yükselen cüce kalır" sözü onun için bir şey
ifade etmez.



Zira kendisine bakması için ona tutulan ayna her şeyi
olduğundan büyük gösteren cinstendir.



Ve bu tür bir tek o aynaya ve aynayı elinde tutan insana
inanır.



Bilmez ki bu gün aynayı tutup kaldıran eller, aynı aynayı
yere bırakıp kırılışını seyredecektir.



Bırakın bu gün bağırsın avazı çıktığı kadar, gırtlağını
patlatsın,



Günün ışığını keyifle doğursun istediği insanların üzerine.



Başkalarının ufkunu, gününü, güneşini karartsın.



O karanlık gün içerisinde yalnız başkalarının yaşayacağını
düşünerek,



Kendisinin de içerisine düşeceği koyu, zifiri mezar
karanlığını hazırlasın.



Bırakın şimdilik, kendi ruhsal karanlığı içerisinde
yapayalnız tek başına kalsın.



Batan gün ışığında büyük gölgesini seyredip, avunsun.



Gün 24 saat.



Ömür ise bilinmez.



Ne makam ne de yaşam ebedi.



Bir gün gelecek ayna kırılacak,



Aynayı tutanda ortalarda olmayacak, 



O ise başkaları için yarattığı, karanlığın içerisinde
kaybolup giderken.



Güneşle birlikte kendi gölgesini de yok ettiğini fark
edecek.



Dalaman'daki



Toprakana



Dalaman'dan çıkıp Muğla tarafına giderken, hemen çıkışta bir
köprü var. Onu geçince solda Toprakana Restaurant'ı göreceksiniz. İlk bakışta
standart bir yol lokantası. İçine girince iş değişiyor. Masalardaki kağıt
servis örtüleri üzerinde yazan metni okuyunca tüm dünyanın üzerinde durduğu
Doğaya dönme konusunda hayli bilinçli bir ortama girdiğinizi anlıyorsunuz.



Gelelim masa üzerindeki kâğıt servis örtülerinde yazan
metne.



İş hayatının zorlukları, stres, hava, ses, çevre ve görüntü
kirliliği, trafik yoğunluğu, metropol hayatının keşmekeşi, çevreye ve hatta
kendine yabancılaşma. Günümüz insanının en önemli sorunları.



Her geçen gün bu sorunların içine biraz daha gömülen
insanoğlu artık özüne, yani doğaya dönmenin yollarını arıyor. Doğa ve doğallık
insanoğlunun özünde var. Ancak zaman içerisinde gerek medeniyetin getirdiği
olanaklar ve gerekse teknolojinin sağladığı kolaylıklara bağlı olarak yaşam
koşullarının değişmesi insanın doğadan ve doğallıktan uzaklaşmasında etili
oldu. İnsanlar doğanın dışında bloklar arasında her şeyin mekanik olduğu bir
yaşam kurdular kendilerine. Doğanın zorlukları yerine medeniyetin getirdiği
kolaylıkları seçtiler. Beton bloklar arasında sıkışan hayatlar onları boğarken
bazıları, dışarıda olanca güzelliği ile yemyeşil bir dünyanın kendilerini
beklediğini fark ettiler. Kimileri şehrin olanaklarından tümü ile
vazgeçemediklerinden şehir merkezinden uzakta, yeşillikler içerisinde evler
edindiler. Kimileri ise şehirden öylesine bunalmışlardı ki, daha da uzaklara
kaçtılar. Sahil Kasabaları, dağ köyleri, mavi ve yeşilin kucağındaki her yer
onlar için sığınak oldu. Onları doğada huzur bekliyordu.



Doğaya dönme ve sağlıklı yaşamak insanlar için giderek adres
değiştirmekten öte bir anlam kazanmaya başladı. Artık sofralarda hormonlu,
kimyasal katkılı yiyecekler yerine doğal gübre ile yetiştirilmiş sebze ve
meyveler, köy yumurtaları, işlenmiş tahıl tercih ediyorlardı. Çünkü sağlıklı
yaşamın yolu doğadan geçiyordu. Sağlıklı beslenmenin yanı sıra günümüzde tıp
dünyasının da teşvik ettiği şifalı bitkilere dayalı alternatif tedavi
yöntemleri yaygın bir şekilde kullanılmakta ve bir çok evde "Şifalı bitkiler ansiklopedisi"
bulunmaktadır. Güzellik salonlarında bile, kimyasal ürünler yerine deniz
tuzları, yosunlar, taşlar, bitkisel yağlar ve kokular ruhumuzu ve bedenimizi
yenilemek üzere bir sağlıklı yaşam yöntemi olarak karşımıza çıkıyor.



Doğallık ve sadelik yaşadığımız mekânlara yansıyor. Ahşap,
taş, mermer, hasır, saz, el dokumaları artık yapılarımızın iç ve dış
dekorasyonunun vazgeçilmez bir parçası.



İşte biz;



Bir parçası olduğumuz doğa ile barışık yaşamanın
çocuklarımıza yaşanılabilir bir dünya bırakmak ve sürdürülebilir bir gelişme
sağlamanın tek yolu olduğunu anladık. Bu duygularla onu incitmeyeceğimiz sözünü
verdik. Sözümüz bu gün ve bundan sonraki yaşamımızın temel ilkesi olacak.



Evet yazı bu. Ve biz gördük ki, Toprakana sözünde duruyor ve
iş yerinde tabiatı hiç incitmemiş.



TOPRAKANA bir Restaurant. Ortaca ile Dalaman arasında ve
Dalaman'a yakın. Çevrenin benimsediği, devamlı ziyaret ettiği bir yer olduğunu
lokantadaki müşterileri görünce anladım. Sahibi organik tarım ile uğraşıyor,
mevcut diğer ticari işine ilaveten.



Dalaman'da saat 19.00 civarında hotele girmeden arkadaşımın
önerisi ile Toprakana'ya gittik. Yemekler nefis, servis çok güzel. Anlatmadan
geçemeyeceğim bir güzellikte servis yapan garson kız. Herhalde 18- 19
yaşlarındaydı. Adını bilmiyorum. Bize kısaca tanıttı Toprakana'yı. Ve bu arada
kahvaltı servislerinin de bulunduğunu söyledi. Beraber olduğum arkadaşıma
kahvaltıyı burada yapmayı önerdim. Kabul etti. Sempatik garson kardeşimize
kahvaltı servisinin saat kaçta başladığını sorduk. 08.30 cevabını aldık. Oysa
ki o saatte biz Dalaman'daki iş yerimizde olacaktık. Kızcağız siz kaçta
gelirsiniz, ben ona göre gelip sizin için hazırlık yaparım dedi. Ekmeğin ve
çayın pişmesi ( bu arada ekmeği kendilerinin yoğurduğunu ve pişirdiğini yazmayı
unuttum ) vb. Garson kız saat 08.00'de bekleriz, ben 07.30 arabası ile gelip
size kahvaltı hazırlarım deyince sorun kalmadı ve ertesi sabah 08.00'de
Toprakana'nın kapısındaydık. Ekmek ve çay pişmişti. İnanılmaz güzel bir
kahvaltı bizi bekliyordu. Üstelik masada enfes bir nar suyu vardı. Mutlu olduk.
Arkadaşım ayrılırken bizim için sabahın 07.30'un da iş yerine gelen kızcağıza
eminim ki kahvaltı tutarı kadar bir bahşiş bırakmıştı. Garson kızın güzelliğini
işte bundan sonra daha iyi gördük. Dalaman'da işimiz bitince Bodrum'a giderken
yeniden Toprakana'ya uğradık. Nedeni sabah gördüğümüz Turunç reçellerinden
almaktı. 5 kavanoz reçel aldık ikimiz. Gel gelelim kızcağız"  sabah arkadaşınız bana hayli fazla bahşiş
bırakmış, kendimi suçlu hissediyorum," diyerek reçellerden ikisinin bedelini
almayacağım diyordu ısrarla. Kendisine bu durumda reçelleri almayacağımızı
söyleyerek uzun söylevlerden sonra zorla kabul ettirebildik reçellerin
parasını.



İşte güzel Toprakana, işte güzel Toprakana'nın tok gözlü
güzel kızı.



Bu yaz, o tarafa giden yakınlarımın Dalaman'daki
Toprakana'ya mutlak uğrayacağını biliyorum.



Sizde uğrayın. Sizde bu güzellikleri tadın, görün ve
TOPRAKANA'nın ve güzel insanlarının doğallığını yaşayın.



Oyun bitince.



( 2004 yılında kaleme alınan bu yazıyı bu sayfalarda tekrar
misafir etmek istedim. Neden mi? Oyunu güzel oynamayanlar için"



Evet, hayat bir oyun.



Tıpkı satranç gibi.



Düşündüren, iki üç hamle sonrasını görebilme zorunluluğu
olan bir oyun. 



Yaşam oyununun ana motifi ise insanlar.



Şah görünümünde, vezir kılığında ve piyon alışkanlığında
insanlar.



Tıpkı satranç taşları gibi değişik formatta insanlar.



Yaşamları değişik, sosyal durumları farklı.



Biri falan, diğeri filan.



Farklı yerlerde yaşıyorlar, farklı insanlarla dostluk
yapıyorlar.



Değişik insanlar için çalışıyorlar.



Bir de bakıyorsunuz ki, biri diğerini beğenmiyor,



Kimi ise öbürüne burun büküyor.



Olur, olmaz bir nedenle üstünü çizip hakeme şikâyet ediyor.



Ve diğerinin oyundan atılmasını istiyor.



Belli ki bulunduğu avantajlı konumun geçiciliğini de
düşünmüyor o an.



Hakem ise tarafsız gibi davranıyor tüm oyun süresince.



Bakıyorum sahada da değil üstelik.



Uzaktan tepelerden, yüksek bir yerlerden seyrediyor oyunu.



Evet, bir an geliyor ve oynanan oyun bitiyor,



Satranç takımını toparlıyor birileri



Şah da, vezir de, piyon da aynı kutuya konuluyor,



Evet, oyun bitince oyuncuların hepsi aynı konuma geliyor.



Nerede kaldı üstünlük?



Kalem elinizde mi halen?



Yoksa sizi, şahtan, vezirden ve piyondan ayrı bir kutuya mı
koydular?



YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR