Çetin Özbey
Çetin Özbey

Kendini fazla yorma. Ancak bu kadarını anlayabilirim

Bazen iğne ucu kadar, küçücük bir şeyi karşınızdaki bir insana anlatabilmek için saatlerce kendinizi yorarsınız. Beceremez, bir kez daha baştan başlarsınız. Olmadı bir daha.

Bazen düşünürsünüz. Acaba ben bir şeyi anlatmaktan aciz miyim, bunu neden beceremiyorum diye.

Zaman zaman ben böyle düşünmüşümdür. Bu arada kendinizi tartabiliyorsanız sorun daha azalır gibi görünürse de genelde karşınızdakinin anlayış gücünü, anlayış kabiliyetini yorumlamaya başlarsınız. Ama nedendir bilmem bu tarafla ilgili yorumlama hiç derinlemesine yapılmaz. İnsan içinden hep kendisinde arar bu kusuru.

Benzeri bir sorun yaşamış ve bir türlü önemli bir konuyu anlatmaya muvaffak olamamıştım bir üstüme . Defalarca denedim. Olmadı. Bir çıkış yolu aradım durdum.Ve de buldum. Aynı konuyu aynı şekilde muhatabım ile müşterek bir dostumuza anlattım. Düşünmüştüm ki bu konuyu o anlatırsa mutlak anlaşılacaktı. Konuya yabancıydı. Belki bir, belki de iki kez anlatımımı kendisine tekrarladım. Sonuç iyiydi. Konu anlaşılmıştı. Bir de aynı konuya yabancı olmayan bir başkasından bu anlatımdan çıkarttığı sonucu kontrol etmek istedi kendisi. Bunu da yaptı. Sonuç iyiydi.

Ertesi gün beni aradı. Çok haklısın. Bu iş böyle yapılmalı ve ben bunu çok iyi anlatabilecek seviyede bilgilendim dedi. Teşekkür ettim ve beklemeye geçtim. O kadar emindim ki peşin hükümlü olduğuna inandığım muhatabım bu müşterek yakınımızın anlatımına mutlak itibar edecekti. Neticeten bu dostun ricamı yerine getirerek bana dönmesi için kısa sayılamayacak bir süre bekledim. Aradı. Hayret müşterek dost buruktu. Biraz da kırgındı anladığım kadarı ile. Anlatmaya muvaffak olamamıştı. Bundan ötürü de üzgünüm diyerek mahcup bir eda ile konuştu

Sonuç almak mümkün olmamıştı.

Artık kesinlikle inanmıştım ki bu söz çok doğru;

"Ne anlatırsanız anlatın, anlattıklarınızın tümü karşınızdakinin anladığı / anlayabildiği kadardır"

Eğer anlatamıyorsanız, ısrar etmemek ve başka yöntem bulmak gerek.

Peki; uzun çalışma hayatımda bunu ben uygulayabildim mi?

Hayır.

Bu anlattığım yaşanmıştan sonra bile mi?

Evet; bu deneyime rağmen, halen inatla anlatmaya çalışırım.

Peki; bu inat ve bu tarz zekice geliyor mu size?

Kesinlikle hayır. Ama insanın yaradılışı maalesef böyle.

Değişim mi? Belki o mümkün ama o da bu yaştan sonra zor.

Sevgili genç arkadaşlarım. Hem vaktinizi hem de enerjinizi boş yere harcamayın.

Benim sizin bir üstünüz olduğumu düşünün. Ve de bu konu sizinle benim aramda yaşanmış olsun.

Benim yapmadığımı siz yapın.

Önce üstünüzün neyi ne kadar anlayabilme kabiliyetine sahip olduğunu ölçümleyin.

Neyi nasıl anlatırsanız daha anlaşılabilir olacağını düşünün ve anlatımı formatlayın.

Ve de unutmayın.

Benim sizi süratle anlayabilmem için anlatımınızın benim bulunduğum bilgi seviyesinin üzerinde olmaması gerekir.

Unutmayın ki uğraşınızın sonucu belirleyen husus benim anlatılanın ne kadarını anlayabildiğim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR