Dr. Suat Sarı
Dr. Suat Sarı

Kadına Şiddetin Önlenemez Yükselişinin Sorumlusu Kim?

İnsan haklarının temel kaynaklarından olan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin başlangıç kısmında kadın-erkek eşitliği şöyle yer almaktadır:

"Birleşmiş Milletler halkları, temel insan haklarına, insanlık onuruna ve değerine, erkek ve kadınların eşit haklara sahip olduklarına olan inançlarını Birleşmiş Milletler Şartında teyit ederek, daha geniş özgürlükler düzeni içinde toplumsal ilerlemeye ve yüksek standartlara ulaşmaya karar vermişlerdir.

Anayasamızın 41. maddesinde, 'devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar' denilmektedir.

AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN: Kanun No. 6284 . Kabul Tarihi: 8/3/2012; MADDE 1 - Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.

Bunları bilerek, "Kadınımız kutsaldır. Onlara kalkan eller kırılsın," demekle iş bitmiyor. Öncelikle kadınlara yönelik her türlü şiddetin psikolojik, sosyolojik ve hukuksal bir sorun olarak kabul edilmesi şarttır. Devlet, çıkaracağı yasalarla, alacağı önlemlerle daha caydırıcı olmanın çarelerini bulmak zorundadır.

Toplum olarak biz de, sivil toplum kuruluşları, medya, basın, tüm iletişim araçları, okullarımız ve hatta ordumuz el ele vererek büyük ve ciddi bir kampanya başlatalım. Böyle bir kampanyada yer almanın da en kutsal bir insanlık görevi olduğunu unutmayalım.

Ne yapılmalı; ülkemizde kadına yönelik şiddete dayalı her yaş ve düzeydeki bireylere duyarlılık kazandırıcı programlar geliştirilmelidir. İnsanlar bilinçlendirilmeli, şiddete maruz kalan kadınların sessizliğini kırmak için sivil toplum kuruluşlarının daha fazla katılım sağlamaları gerekmektedir. Genel olarak toplumun eğitimin düzeyinin yükseltilmesi gerekir böylece şiddet daha aza indirgenebilir fakat bu uzun soluklu bir girişimdir ve zaman gerektirir. Türkiye'de kadın sığınma evlerinin sayısı oldukça azdır, var olanlar ise devletin desteğini göremediği için oldukça güç durumlarda çalışmaktadır. Bu nedenle kadın sığınma evlerinin arttırılması gerekmektedir. Yapılacak çalışmalara toplumun tüm kesimlerinin dâhil edilmesi, özellikle sivil toplum örgütlerinin katılımının sağlanması etkililik için yaşamsal öneme sahiptir. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda üzerinde durulması gereken en önemli konu belki de kadının toplum içinde sosyal-ekonomik statüsünün artırılmasına yönelik çalışmaların yapılmasına ağırlık verilmesidir. Anayasamız kimin sorumlu olduğunu açıkça belli etmektedir.!

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR