Mustafa Bursalı
Mustafa Bursalı

Kültürümüze ve Örfümüze Uygun Türk Tipi Bir Başkanlık Sistemi

Türkiye yeni bir sürece daha girdi; 7 Haziran'da genel seçimler için sandık başında olacağız. Yani TBMM'ye gidecek yeni milletvekillerini belirleyeceğiz. Sonrasında ise; ülkemiz açısından hayati önem taşıyan, geleceğimizi derinden etkileyecek ve siyaset dünyamızda köklü değişiklikler sağlayacak iki konu için çalışmalar başlayacak.
Yeni Anayasa...
Ve Başkanlık Sistemi...
Genel seçimler için çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Demokratik yapı içerisinde, sorunsuz bir seçim geçirilmesi hepimizin en büyük dileği. Ama; ufak bir uyarıda bulunmakta fayda görüyorum: İstikrarın korunması, başlatılan demokratik açılımların sonuca götürülmesi, yatırımların sürdürülmesi, ateş çemberine dönen ve yeniden şekillenen bölgemizde söz sahipliğinin sürdürülebilmesi için, sandıkta mantıklı hareket etmek durumundayız. Kısır çekişmelerin, kindar söylemlerin, ideolojik kavgaların ve çıkar öngörülerinin zamanı değil diye düşünüyorum.
Biz gelelim asıl konumuza...
Yani; yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi'ne...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta vurguladığı ve açıkça destek istediği, AK Parti seçim beyannamesinde de yeralan Başkanlık Sistemi'nin gerçekleşmesi için neler gerekli? Neden Cumhurbaşkanlığı değil de Başkanlık? Bu sürecin gerçekleşmesi için nasıl bir yol izlenecek? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bu konudaki görüşleri neler? Özellikle yabancı ülkeler neden Erdoğan'ın başkanlık yolunu kesmek istiyorlar?
Gelin birlikte bir göz atalım...
Bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından okunan seçim beyannamesindeki başkanlık sistemi kısaca şöyle olacak: "Türkiye'ye özgü başkanlık modeli" olarak adlandırılan sisteme göre; yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden ayrılıyor. Başkan, Cumhurbaşkanı yerine 'devlet başkanı' sıfatını alacak. Yürütme yetkisi devlet başkanına ait olacak. Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek. Anayasa'nın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetecek, genel siyaseti yürütecek. Başkan; kanunları onaylayacak, gerekirse TBMM'ye geri gönderecek. Kanunların Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açabilecek. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olacak; üst düzey kamu yöneticilerini atayacak ve görevlerine son verebilecek. Bakanlar, başkan tarafından Meclis dışından atanacak ve görevden alınacak. Her bakan, başkana karşı sorumlu olacak.
AK Parti'nin planına göre; bu seçimde 330 milletvekili sayısına ulaşılması yeterli olacak. Bu sayı yeni Anayasa'yı referanduma götürecek yeter sayı olduğu için 330 üzeri sandalye, AK Parti'nin elini güçlendirecek. AK Parti'nin milletvekili sayısı 367'yi geçse de; yeni anayasa ve başkanlık sistemi halkoyuna sunulacak.
Başbakan Davutoğlu sistemin çok daha iyi çalışabilmesi ve ülkemizin dünya devleri ile yarışabilmesi için köklü değişikliklere gitmeyi uygun bulduklarını vurguluyor ve şunları söylüyor: ''Yetki kargaşasıyla malul hale gelmiş olan idari yapının ve yürütme erkinin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı'nın doğrudan halk tarafından seçilmesi ile birlikte, idari yapının başkanlık sistemi yönünde yeniden yapılandırılmasını, yetki kargaşasının giderilmesi ve hesap verilebilirliğin gerçek anlamda tesisi için gerekli görmekteyiz. Başkanlık sistemini, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı bir yönetim modeli olarak tasavvur ediyoruz."
Bu sözlerden de anlaşılacağı gibi; asıl amaç 'toplumsal farklılıkların, yani tüm kimliklerin temsilinin sağlanacağı güçlü bir yapı oluşturmak ve ülkeyi 2023 hedefine ulaştırmak...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu noktada yaklaşımı ise daha da geniş bir perspektifte... Çalışmalarını sıkı bir şekilde sürdürdüğünü ve seçim sürecinde Doğu ve Güneydoğu'ya da gideceğini vurgulayan Erdoğan; "Neredeyse bütün ülkelerde uygulanan başkanlık sistemi farklı. Bizim de başka tecrübelerden istifade etmek ve tartışmak suretiyle, kendi kültürümüze, kendi örfümüze göre, Türk tipi bir Başkanlık Sistemi ortaya koymamız mümkün. Başkanlık, benimle ilgili değil, ülkeyle ilgili bir mesele. Ben, tecrübelerim doğrultusunda düşüncelerimi söylüyorum. Kim ne derse desin Başkanlık Sistemi Türkiye'ye özgüven kazandırır. Türkiye'nin ekonomisine farklı bir dinamizm ve sıçrama getirir."
Dikkat edin!..Hedef belli...
Türkiye'ye özgüven, dinamizm ve sıçrama getirmek...
Bu sözlerin gerçekliğini ise; daha önce söylediği sözlerle teyit edebiliriz:''Makam ve mevkiler gelip geçicidir. Bizler gelip geçiciyiz. Aslolan; devletimizin ilelebed yaşamasıdır. Yeni bir Türkiye geliyor. Bunu kimse durduramaz.''

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR